Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Bora Kaplan Davası: Her gün yeni bir pislik çıkıyor

Bora Kaplan davasında sanık Muhammet Kaplan emniyetteki baskıları anlatırken, avukatı delil analizinde yapay zekaya başvurduğunu açıkladı. Duruşmada yargı mensuplarının tanık olarak dinlenmesi istenirken, sanıklardan Fethi Koyuncu gizli tanık iddialarını reddetti.

Bora Kaplan Davası: Her gün yeni bir pislik çıkıyor

İstinaf’ın kısmi bozma ve ilgili diğer davaların birleştirilmesi kararından sonra yeniden görülen Bora Kaplan suç örgütü davasında; dosyada isimleri çok sık geçen Yargıtay Üyesi Yüksel Kocaman, Yargıtay Savcısı Ahmet Yıkılmaz ve Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Veysel Kaçmaz’ın tanık olarak dinlenmesi istendi.

Duruşma Savcısı da örgüt üyeliğinden tutuklu Fethi Koyuncu’ya, Serdar Sertçelik’le Tansel Aktan arasında geçen yazışmalarda yer aldığı belirtilen “Fethi hain çıktı” şeklindeki ifadeden kendisinin mi kastedildiğini, can güvenliğinden endişesi olup olmadığını sordu.

Herhangi bir tehdit almadığını belirten Koyuncu, “Gizli tanık olan biri bana niye hain diyor, ona sorun” karşılığını verdi.

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda  görülen davanın bugünkü dokuzuncu celsesi, sanıklardan Muhammet Kaplan’ın savunmasıyla başladı.

İlk yargılamada; daha Serdar Sertçelik’in videoları, polislerin ifadeleri ve Nurullah Özgür Kopuk ortada yokken ne anlattıysa doğru çıktığını belirten Kaplan şunları söyledi:

“Nişanlımla gezerken 40 polisle evimi bastılar. Güya amcamın oğlu Adnan Kaplan, Erkan Doğan’ın dişlerini benim çektiğımi söylemiş. Kur’an çarpsın böyle bir şey yok. Bu arada Nurullah Özgür Kopuk aradı, ‘Murat Çelik’e yakınım, seni gizli tanık yapalım’ dedi. Kabul etmedim, yerimi söyledim, polisler geldi, ama beni yakalandı gösterdiler.”

Emniyette kötü muamele gördüğünü öne sürerken Murat Çelik, Şevket Demircan, Ufuk Gültekin ile şu anda yargılanan polisler arasında olmayan, ama fotoğrafı getirilirse teşhis edebileceği “kalıplı” bir polisi suçlayan Kaplan, komiser Metehan İlkyaz için ise “Bu çocuğun bir şeyi yok, ne küfür ne hakaret. Sohbet ederken 15 Temmuz fotoğraflarını nereden aldığımızı sordu, MİT’ten aldığımızı söyledim” dedi.

Muhammet Kaplan şöyle devam etti:

“O kalıplı polis Resul Aydoğdu’yla geziyordu. Beni içeri sokup ‘şu 16-17 sayfa ifadeyi ver, işine gücüne bak’ dediler. Kameranın önüne fırlayıp bu ifadeyi vermeyeceğimi söyledim. Resul Aydoğdu da yanıma gelip, ‘ya zaten senın söylediklerin’ falan dedi. Beni Nurullah Özgür Kopuk’la görüştürdüler. Belinde gri silah vardı, ‘İfade vermezsen hayatın biter’ dedi. Kabul etmedim. Serdar Sertçelik geldiğinde yapılanları anlatıp kendisine de yapacaklarını söyledim. Şimdi, ‘mülakat odası yok, orası spor odası’ diyorlar ya; evet spor odası, boks yapıyorlardı! Polisleri görüyorsun, Savcı Mustafa Kaya’yı görüyorsun, eski mahkeme başkanı kahraman Mehmet Güven’i görüyorsun ya başkanım; ben derdimi kime anlatacağım? Bizi bunlardan kurtarın. Başkanım, sadece adaletli ol.”

Kaplan’ın avukatı Volkan Şener de buluntu telefonla ilgili olarak Jandarma ile Emniyet Kriminal’den alınan raporlar arasındaki farklılıklara, buluntu telefonda parmak izi çıkan ve dün tanık olarak dinlenen Mustafa Öztaş’ın, bir PDF dosyasının oluşturucusu olarak gözüktüğüne dikkat çekerek, “Bu telefonun delil niteliği yoktur. Raporlara da itibar edilemez. Nereye güveneceğimizi bilmiyoruz. Bağımsız bir kurum mu olur, Adli Tıp Kurumu mu olur; ama üçüncü göze ïhtiyaç var.”  dedi.

Savcı, Av. Şener’e bu teknik tespitlerinin neye dayandığını, herhangi bir rapor alıp almadıklarını sordu. Av. Şener rapor almadığını, yapay zekaya sorduğunu söyledi.

Sanıklardan Fethi Koyuncu, hakkındaki suçlamaları kabul etmezken avukatı Uğur Ulutaş, Koyuncu’nun Bora Kaplan’dan emir talimat aldığını gösteren tek bir HTS, baz kaydı bulunmadığını, ama tutukluluk süresi de dolduğu halde üç yıldır tutuklu olduğunu bildirdi.

Savcı da ilk yargılamada etkin pişmanlık dilekçesi verdiğini, ancak daha sonra farklı beyanda bulunduğunu belirterek Koyuncu’ya bunun sebebini sordu.

Bu soru üzerine şu diyaloglar yaşandı:

Koyuncu: Polislerin yazışmaları ortaya çıkmıştı. Bana yaptıkları teklifleri ve tehditleri anlatacaktım. Oyunlarını ortaya çıkaracaktım.
Savcı: Bu aşamada herhangi bir baskıya, tehdide, şiddete, fiziksel müdahaleye maruz kaldın mı?
Koyuncu: Yok, “seni tutuklatırız” dediler.
Savcı: Yani tehditlerinden etkilenmedin. Etkin pişmanlık veya gizli tanıklık yönlendirmesi oldu mu?
Koyuncu: Evet, hem etkin pişmanlıkta bulunmam hem gizli tanık olmam istendi.
Savcı: Polislerin oyunlarını nasıl ortaya çıkaracaktın?
Koyuncu: Bana 2016’da işlenen suçları yüklemeye çalıştıklarını ispatlayacaktım.
Savcı: Polislerin tutuklandığından haberin oldu mu?
Koyuncu: Bundan önce mesajları yayımlandı.
Savcı: Polisler tutuklandıktan sonra şikayet dilekçesi verdin mi?
Koyuncu: Uğraşmak istemedim.
Savcı: Ama önemli. Can güvenliğinden endişen var mı? Herhangi bir tehdit aldın mı? Çünkü Serdar Sertçelik ile Tansel Aktan arasındaki yazışmada, “Fethi çürük çıktı” deniyor. Burada geçen Fethi sen misin? Niye böyle deniyor?
Koyuncu: Başka Fethi olmadığına göre, benimdir. Ona sormanız lazım. Gizli tanık olan biri bana niye hain diyor; ona sorun.

Sanıklardan Furkan Anıl Bahar ise savunmasında, artık emniyete güvenmediğini, hakkında MİT’e araştırma yaptırılmasını isteyerek, “Örgüt üyesi olacak kadar salak değilim. Yüksek lisansını yapmış birisiyim.” demekle yetindi.

İlk yargılamada beraatına karar verilen Doğuşcan Uğurlu’nun avukatı Hatice Taşdan da, İstinaf’ta dosyanın okunmadığını, müvekkilinin torbaya atıldığını öne sürüp dosyada isimleri geçen Yargıtay Üyesi Yüksel Kocaman, Yargıtay Savcısı Ahmet Yıkılmaz ile Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Veysel Kaçmaz’ın tanık olarak dinlenmesini istedi ve “Her gün bir pislik çıkıyor.” dedi.


Haber Kaynağı : Müyesser Yıldız

Ayhan Bora Kaplan
Wodo Network