Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
41,1866
Dolar
Arrow
37,9467
İngiliz Sterlini
Arrow
49,2524
Altın
Arrow
3823,0000
BIST
Arrow
9.523

Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş ve 4 gazeteci hakim karşısına çıktı: Tüm sanıklar beraat etti

Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş ve 4 gazeteci, İstanbul'da başlayan davada hakim karşısına çıktı. Davada gazeteciler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun basın toplantısında adını geçirdiği 'bilirkişi ile konuşmaların kayıt altına alınması' suçlamasıyla yargılandılar. Dava sonucunda Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’a ve tüm gazetecilere beraat kararı verildi.

Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş ve 4 gazeteci hakim karşısına çıktı: Tüm sanıklar beraat etti

Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’ın aralarında bulunduğu 5 gazetecinin yargılandığı dava başladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun adını açıkladığı bilirkişi davasında 5 gazeteci hakim karşısında.

İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya tutuklu gazeteci Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, Silivri’deki Marmara Hapishanesi’nden getirildi. Toktaş’ın yanı sıra Sorumlu Müdür Serhan Asker, Programlar Koordinatörü Kürşad Oğuz, programcı Barış Pehlivan ve sunucu Seda Selek hakim karşısına çıktı.

Duruşmada kimlik tespitindin arından Seda Selek savunmasına başladı. Selek’in savunmasından öne çıkanlar şöyle: 

“Hakkımdaki suçlamaya dayanak gösterilen 27 Ocak 2025 tarihli program akışı bir gün öncesinden belirlenmiş, konu başlıkları o gün yayına katılacak konuklarıma önceden iletilmişti. Ancak yayın sıcak gelişmelere bağlı olarak değişikliğe uğramış, saat 10:00’da başlayan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Basın Açıklaması saat 11:00’de başlayan yayınıma sarkmıştır. Yayın devam ederken Ekrem İmamoğlu’nun basın toplantısında bahsettiği bilirkişi ile ilgili bir ses kaydının olduğu ve haberleştirilen bu kaydın yayına alınacağı bilgisi, kulağımdaki kulaklıktan bana bildirilmiş ve akabinde haber haline getirilen ses kaydı Halk TV ekranından yayınlanmıştır.

Yayın sırasında sarf ettiğim bu konuşmanın çözümü dava dosyası içinde yer alırken, söz konusu haber içeriğini yayına sokma inisiyatifinin de bende olmadığı açık şekilde ortadayken, gözaltına alınmam ve aleyhime ağır adli kontrol tedbirlerine hükmedilmesi sonrasında hakkımda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği açıktır. Buna karşın hakkımda iddianame düzenlenmesinin ne anlama geldiğinin takdirini kamuoyuna bırakıyorum. Bir kez daha belirtmem gerekmektedir ki, rejiden kulağıma söylenene ve yayınlanana kadar, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun basın açıklamasında dile getirdiği hususlara dair, bu davanın da müştekisi konumunda olan S.B. ile gazeteci Barış Pehlivan arasındaki röportajın haberleştirildiğini ve yayına sokulacağını bilmemekteydim. Sonuç olarak, şahsıma atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Bu suçları işleme kastıyla hareket etmediğim açık olup, beraatımı ve hakkımdaki adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını talep ediyorum.”

14 YILA KADAR HAPİS İSTENİYOR

Barış Pehlivan ile Kürşad Oğuz hakkında “Kişiler Arasındaki Aleni Olmayan Konuşmaları Kayıt Etmek, Yargı Görevini Yapanı Etkileme, Kayda alınan konuşmaların basın, yayın yoluyla yayınlanması” iddiasıyla 6 yıldan 14 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Soruşturma kapsamında tutuklanan Suat Toktaş ile adli kontrolle serbest bırakılan Seda Selek ve Serhan Asker’e “Kayda alınan konuşmaların basın yayın yoluyla yayınlanması, Yargı Görevini Yapanı Etkileme” iddiasından 4 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Bilirkişi davasında Seda Selek'in savunmasının ardından Kürşad Oğuz savunmasını yaptı.

Kürşad Oğuz savunmasında: "Bu davayı kendime açılmış değil gazeteciliğe açılmış bir dava olarak görüyorum ve çocuğum için endişeliyim. Hakkında pek çok suçlama yapılan bilirkişinin konuşmasını habercilik saikiyle ve bir yanlış yapmamak için kaydettim. Kaydedilen kişi de konuşmanın bir gazeteci tarafından yapıldığını biliyordu." ifadelerini kullandı.

Bilirkişi davası kapsamında hakim karşısında ifade veren Pehlivan "İddianamede 3,5 sayfa Ekrem İmamoğlu'nun basın toplantısının çözümlemesi, 3 sayfa programların çözümlemeleri var, bu iddianamede davanın asıl konusu olan telefon konuşmasının tutanağı yok. "

Barış Pehlivan'ın ifadesinden:

"KEŞKE BİLİRKİŞİ GELSEYMİŞ BURAYA"

Keşke bilirkişi de gelseymiş buraya ama gelmedi. Savcının ve müştekinin iddiasına göre ben kendimi tanıttıktan sonra zorla konuşturmuşum bilirkişiyi. İddianameye konulmayan telefon görüşmesinde benimle konuşmak istemediğine dair bir irade beyanı yok. İstemediği şey konuşmak değil Halk TV stüdyosunda ağırlanmak istemediğini söylüyor.

"BİLİRKİŞİ 4 KEZ KUSURA BAKMA 2 DEFA TEŞEKKÜR EDERİM DEDİ"

Baskıcı bir üslûpla konuştuğum iddia ediliyor. Öyle olsa bilirkişi bana 4 kez kusura bakmayın, 2 kez de teşekkür eder miydi?

Bir iddia da benim bilirkişiyi etkilemeye teşebbüs ettiğim ve aleyhinde kamuoyu yaratmak istediğim iddiası… Geçmişte yazılıp teslim edilen bir bilirkişi raporunu etkileyemem. Bu iddia kadüktür.

TUTANAKTA BARIŞ PEHLİVAN YERİNE BARIŞ TERKOĞLU YAZILMIŞ!

Bilirkişi ile yaptığım çözümleme tutanağında benimki yerine Barış Terkoğlu’nun adının yazılması hukuksuzluğuna ve ciddiyetsizliğe girmiyorum. Melih Gökçek ve Hamza Dağ gibi isimlerin bu konuşmayı sosyal medyada yayınlamalarına hiçbir şey denilmemesine de bir şey demeyeceğim.

"KAÇSAYDIM O GÜN KAÇARDIM, BİR YÖNETİCİ OLARAK SORUMLULUĞU ALDIM"

Hakim karşısında ifade veren Toktaş'ın ifadesinden:

Kaçma ve delil karartma şüphesiyle tutuklandım. Kaçsaydım o gün kaçardım ama kaçmadım. Bir yönetici olarak sorumluluğu aldım.

Üç arkadaşım gözaltındayken o gün kanaldaydım ve yayını yönettim. Burada karartılacak delil de yok. Hamza Dağ , Melih Gökçek yayınladı aynı ses kaydını. Aynı akşam Beyaz TV yayınladı. Osman Gökçek üstüne yorum yaptı. Onlara hak olan bize neden değil?

"BİZ BU ÜLKEYE SEVDALIYIZ, BİR YERE GİTMEYİZ"

Toplumda infial yaratmış bir şey yok ortada. İki çocuğum var yurt dışında. Onlara gittiğimde bile birkaç gün sonra sıkılıp ülkeye dönüyorum.

Biz ülkeye sevdalı insanlarız, bir yere gitmeyiz.

Siyaset penceresinden bakanlar burada bir siyasi hesap, adliye penceresinden bakanlar burada bir suç, gazetecilik cephesinden bakanlar burada haber görüyor.

"ÇİFTE STANDART VAR"

MSB, Aile Bakanlığı, Çevre Bakanlığı… Haber neyse onları da ararız biz. İddianame son derece usul hatalarıyla dolu, belirli amaca matuf ifadelerin atlandığı, konulmadığı bir iddianame. Lehimizdeki kanıtları karartma çabası görüyorum burada. Sorularının tamamı gazeteciliktir Barış Pehlivan’ın. Ertesi gün Yeni Şafak da aradı bilirkişiyi ama çifte standart var.

Bilirkişi kendisinin işine yarayacağı bilgileri veriyor konuşmasında. CHP eleştirisi de var o konuşmada, ben onu da kesmemişim, sonuna kadar gazeteci kalmışım. Aldığı bir iki cümle ile haber oluşuyor. Aynı şeyi Yeni Şafak’a da söyledi, onlar da haber yaptı. Bilirkişi bize de onlara da ben AK Parti ve MHP aleyhine de rapor yazdım dedi. Yani kendi lehine bilgiyi paylaştı o konuşmada.

Bir gazeteci sohbet için aramış olabilir mi? Bu kadar kritik davalara dosya sunan bir bilirkişinin bir gazeteci tarafından öylesine aranmadığına dair bir muhakemesi olmalı.

"EVET BEN YAYINLADIM. İŞİN SORUMLULUĞUNU ALIYORUM"

Barış Pehlivan bana bunu yazdığında ilk sorum, izni var mı, dava açmaz değil mi? Doğru soru budur.

Barış, “Abi biz gazeteciyiz” yazıyor. O zaman yayınlıyoruz diyorum. Yayınlıyorum ve dönüyorum. Barış’ın “Ağabey izni yok” yazdığını görüyorum. Benimle çalışan yüzlerce gazeteci standart kuralımı bilir. Her şey kaynağından doğru çıkacak.

Sorduğum soru doğrudur, aldığım cevap bir irade sakatlanmasına sebep olmuştur. Evet ben yayınladım. İşin sorumluluğunu alıyorum. Bundan sonrasında takdir sizindir. Suç işleme kastım olsa “izni var mı?” diye sormam. Bilirkişinin adı kodlanarak verilmiştir. İzin olmadığını anladığımda bir daha yayınlanmamıştır. Suç işleme kastım olsa tekrar yayınlarım.

Serhan Asker ifadesinden öne çıkan başlıklar şöyle:

"ÖNCE GASP BÜROYA GÖTÜRDÜLER"

Suçlamalara neden olan gün ben izindeydim. Soruşturma açılınca beni de sorumlu müdür sıfatıyla almalarını bekledim. Beni gözaltına alıp Gasp Büro’ya götürdüler.

Sonra TBB Başkanı Erinç Sağkan ve avukatımız gelince sorduk ve beni sorguya aldılar. İlk soru, siyasi parti kurdun mu? Hayır, kurmadım. Benden dolayı 20 yaşımdaki kızımın yeşil pasaportuna el koyup havalimanında bir saat gözaltına aldılar. Babasından dolayı kızımı gözaltına aldılar.

"EDİP AKBAYRAM'IN CENAZESİNDE OLMAK İSTERDİM"

Allah rahmet eylesin, Edip Akbayram’ın cenazesinde olmak isterdim ama burada kendimizi savunmak durumunda bırakıldık. Suat Toktaş’ın habere bakışını anlatmam gerekirse E. Akbayram hastanede yatıyor, arayıp gerekçesini öğrenir misin diye beni aradı. “E. Akbayram hastanede yatıyor” yazmak yerine gerekçesini de öğrenmemiz lazım dedi. Aileyi aradım, zatürreden hastanede yattığını öğrendim. Bu kadar titiz bir gazetecidir.

SAVCILIK TUTUKLULUK DEVAM TALEBİNDE BULUNDU

İfadelerin ardından savcı mütalaasını açıkladı. Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’ın tutukluluk halinin devamı istendi.

Savcının mütalaasına karşı söz alan Toktaş, "Bu kadar kolay değil, ben mesleğe 30 yılımı verdim. Sadece işini yapan biriyim, gider yine yatarım, sorun değil. Üç adımlık bir yerde kalıyorum. O kadar kolay mı tutukluluğun devamını istemek" dedi.

Sırasıyla söz alan sanıklar ve avukatları, mütalaaya katılmadıklarını belirterek beraat taleplerini yineledi. 

Bilirkişi davasına karar için ara verildi. 

HERKESE TAHLİYE KARARI 

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun adını açıkladığı bilirkişi ile yapılan telefon görüşmesinin yayınlandığı Halk TV hakkında açılan "bilirkişi" davasının ilk duruşması Çağlayan Adliyesi 54. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada tüm sanıkların beraatlerine hükmedildi.

SAVCIDAN İTİRAZ GELDİ 

Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş ve diğer sanıkları hakkında verilen beraat kararına savcı itiraz etti.


Haber Kaynağı : Hazal Güven

Halk TV Seda Selek
English Guru