Özgür Çelik'ten Üsküdar Belediyesi önünde açıklama: Zaman ayarlı, kirli bir operasyonla karşı karşıyayız
YENİ Partililer, belediye başkan vekilliği seçimi öncesi Üsküdar Belediyesi önünde buluştu. Buluşmada konuşan YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik yenilecek seçim öncesi çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Buluşmada konuşan YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, "Zaman ayarlı, kirli bir operasyonla karşı karşıyayız" dedi, "Bir ilçe seçiminde başkan vekilliği seçimini kazanmak için memleketin yargısı bu işe alet edilir mi? Bundan sonraki seçimleri nasıl yapacaksınız?
Yarın sandık milletin önüne geldiğinde, 86 milyonun yarısı, 60 milyonunu size oy vermeyecek diye cezaevlerine mi kapatacaksınız? Böyle adalet, demokrasi olur mu?" diye sordu.
Halen gözaltında bulunan 3 yaşında çocuk annesi meclis üyesi Amine Cansu Çelik'in babasının beynine pıhtı atmış durumda olduğunu açıklayan Çelik, AK Partili ve MHP'li meclis üyelerine de "Bu zalimliğe, karanlığa ortak olmayın, vicdanınızı dinleyin. Vicdansızlık Üsküdar'a yakışmaz." diye seslendi.
YENİ Partililer, tutuklanan Sinem Dedetaş yerine Sibel Tan Çetinkaya'nın kazandığı 5 Ağustos tarihli başkan vekilliği seçiminin mahkeme kararıyla iptal edilmesi, seçimin yenilenmesi kararı, yaşanan son gözaltılar ve gelişmelerle ilgili akşam saatlerinde Üsküdar Belediyesi önünde buluştu. Milli iradeye saygı mesajlarının verildiği buluşmaya Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Yeni Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Yaşar Tüzün, Yeni Parti milletvekilleri Suat Özçağdaş, Gökan Yüksel, Özgür Karabat, Özgür Erdem İncesu, CHP Üsküdar İlçe Başkanı Zerrin Civandağ, Yeni Parti Üsküdar İlçe Başkanı Berk Tütüncü ve çok sayıda partili, muhalefet partisi temsilcisi katıldı.
"Özgür İstanbul, Özgür Türkiye!" sloganıyla karşılanan Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik şunları söyledi:
"Az önce meclis üyelerimiz sahnedeyken bir slogan attınız: 'Üsküdar sizinle gurur duyuyor' dediniz. Bu sloganı o kadar yüksek seviyede hak ediyorlar ki anlatamam size. Birazdan anlatacağım. Burada bir meclis başkan vekilliği seçimi gerçekleşti; 8 meclis üyemizi Adliye Sarayı'na davet ettiler. Gerçekleşecek yeni seçimin hesabıyla, adliye içerisinde meclis üyelerimiz baskı altına alındı; yargı kıskacıyla bir seçim dizayn edilmeye çalışıldı. Ve işte, Üsküdar'ın meclis üyeleri o baskılara boyun eğmediler. Gerçekten onlarla Üsküdar gurur duyuyor, İstanbul gurur duyuyor, Türkiye gurur duyuyor. Üsküdar sizinle gurur duyuyor! Üsküdar sizinle gurur duyuyor! Üsküdar sizinle gurur duyuyor!"
"Üsküdar'da ne yaşanıyor, açık açık sizlerle konuşmaya geldik" diyen Çelik, sürece ilişkin şu bilgileri verdi:
"Ama önce bir teşekkür: 2 yıldır İstanbul'un meydanlarında büyük bir direniş sergiliyoruz, büyük bir mücadele sergiliyoruz. Bizleri hiç yalnız bırakmadınız; Tuzla'dan Silivri'ye, İstanbul'un meydanlarında hep bizimle oldunuz. Sinem Dedetaş başkanımız tutuklandığında burada oldunuz. Demokrasiye ve adalete, özgürlüğe sahip çıkan sizlere yürekten teşekkür ediyoruz.
Üsküdar'da ne yaşanıyor? 30 yıl sonra Üsküdar'ı kaybetmeyi içine sindiremeyenler, Üsküdar'ı kaybetmeyi bir türlü hazmedemeyenler, Üsküdar Belediye Başkanımız Sinem Dedetaş'ı, halkçı ve icraatçı Belediye Başkanımızı tutsak ettiler. Buradan Silivri zindanına! Buradan Silivri zindanına, Çorlu zindanına, Sinem Dedetaş başkanımıza hep birlikte güçlü bir selam gönderelim. Ve şu anda, Üsküdar halkının iradesine çökmek için gözaltına aldıkları, Vatan Emniyet Müdürlüğü'nün bodrum katındaki Amine Cansu Çelik başkanımıza, Ekrem Baki başkanımıza selam gönderelim.
Şimdi açık açık konuşacağız: Üsküdar'da neler yaşanıyor? Sinem Dedetaş şu an neden tutsak? Belediye meclis üyelerimiz neden gözaltında? Ve dün hepinizi üzen bir mesele: 4 belediye meclis üyesiyle ilgili bir transfer haberi. Bunlar neden yaşanıyor, açık açık konuşacağız. Zaman ayarlı, kirli bir operasyonla karşı karşıyayız. Ancak bu operasyonun içerisinde, dün Grup Başkanvekilimiz Murat Emir Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde açıkladı: 'Bu kirli operasyonun içerisinde Adalet ve Kalkınma Partisi var, Valilik var ve ne yazık ki Adalet Bakanlığı'nın İstanbul'daki temsilcileri var. Şimdi burada ne oldu?
Üsküdar'da 7 Nisan günü bir operasyon gerçekleştirildi. 9 kişi buradan gözaltına alındı. Belediye başkanımız görevinin başında olmaya devam etti 7 Nisan'dan sonra. Ve daha sonra, 29 Temmuz'da belediye başkanımız Sinem Dedetaş'ı gözaltına aldılar ve hemen tutuklaması gerçekleşti birkaç gün sonra. Ve hemen en kısa süreye, daha önce hiç gerçekleşmemiş biçimde, sabahın saat 8'ine belediye başkan vekilliği seçimini koydular. Daha önce günün ileri saatlerine koyuyorlardı. 7 gün sonraya, 10 gün sonraya koyuyorlardı. İlk defa en kısa süreye ve sabahın erken saatine, sabahın saat 8'ine belediye başkan vekilliği seçimini koydular.
Peki, orada ne oldu? Birinci tur oylama gerçekleşti. Meclis üyelerimizin oylarının 1'i geçersiz, birinci turda tamamını aldık. İkinci tur oylama gerçekleşti. Meclis üyelerimizin oylarının tamamını aldık. Üçüncü tur oylamada bir de baktık ki bugün transfer olanların tamamı, üçüncü tur oylamada rakip siyasi partinin adayına oy verdiler. Yani ne yapmışlar? Yani ne yapmışlar? Bakın, birinci tur operasyonla, birinci operasyonla ikinci operasyon arasında meclis üyelerini markaja almışlar. Tehditle, baskıyla, teklifle onların akıllarını çelmişler. Bunu da 'gelirse Özgür Çelik, gelirse parti yetkilileri onlara aman ha söylemeyin' demişler.
Çünkü biz, çünkü biz her biriyle teker teker, birer birer, defalarca görüşmeler yaptık. Bu konuların hiçbirisi konuşulmadı. Ama üçüncü tur oylamada bir baktık ki bir bölüm oyumuz sandıktan eksik çıktı. Sonra üçüncü turla dördüncü tur arasında bu salonda, bu binada bir toplantı gerçekleşti. O toplantının içerisinde 27 meclis üyesi ve parti yetkilileriyle beraber 40 kişi vardı. Bakın, çok önemli bir noktanın altını çizeceğim şimdi. 40 kişinin içerisinde belediye meclis üyelerimiz teker teker söz aldılar. Dördüncü turda Sibel Tan Çetinkaya'ya oy vereceğiz dediler. 27 kişiden. Sıra bir kişiye gelince, dün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Grup Başkanvekilimiz Murat Emir açıkladı.
Sıra bir kişiye gelince, o bir kişi şöyle dedi: Dedi ki: 'Bana Adalet Bakanlığı söz verdi. Benim oğlum bir örgüt üyeliği kapsamında, terör örgütü üyeliği kapsamında bir ceza aldı. 15 yıldır İngiltere'de, 15 yıldır Türkiye'ye dönemiyor. Adalet Bakanlığı bana söz verdi. Adalet Bakanlığı bana dedi ki: 'Eğer AK Parti'nin adayına oy verirsen, biz senin 15 yıldır terörden ceza almış, Türkiye'ye gelemeyen çocuğunu Türkiye'ye getireceğiz' dedi. 'Ben dedi, ben dedi, çocuğuma kavuşmak için üçüncü turda oy verdim, dördüncü turda da oy vereceğim' dedi. (Sloganlar üzerine) Daha bitmedi. Biraz sakinlikle, biraz sakinlikle. Daha bitmedi. Çok önemli konularımız var.
Bir başka meclis üyesi Hüseyin Kazan, belediye meclis üyeleri tek tek 'ben oy vereceğim' diye söz verdiğinde çıktı, salonu terk etti. Ve daha sonra Üsküdar'da konuşulan bir iddia var. Grup Başkanvekilimiz Murat Emir meclis kürsüsünden açıkladı: 'Hüseyin Kazan'ın oğlunu seçimlerden bir hafta önce bulunduğu cezaevinden şartlı tahliyeyle tahliye etmişler' diye iddialar var. Şimdi Adalet Bakanlığı'nın, savcıların nasıl Üsküdar Belediyesi seçimlerini kazanmak için devreye sokulduğunu Murat Emir başkanımız açıkladı. Daha bitmedi. Peki, dördüncü tur oylama gerçekleşti. Ne oldu dördüncü tur oylama gerçekleştikten sonra? Az önce isimlerini söylediğim iki meclis üyesi bize oy vermedi ama diğerlerinin tamamı Sibel Tan Çetinkaya'ya oy verdiler.
Bir bölüm oyumuz geçersiz sayılmış olmasına rağmen Sibel Tan Çetinkaya belediye başkan vekili olarak seçildi. Peki, peki ne yaptılar? İşte bunu da hazmedemediler. Bunu da hazmedemeyenler seçime iptal davası açtılar. Seçimin iptali için bir dava açtılar. O davayı açtıktan sonra, o davanın açıldığı günden bugüne kadar 8 meclis üyemizi Kartal Adliyesi'ne çağırdılar. 'Gelin' dediler, 'şüpheli sıfatıyla ifade vereceksiniz' 'Gelin' dediler, 'tanık sıfatıyla ifade vereceksiniz' Amaç ne? Amaç, 2 yıldır bir sürü operasyon gerçekleşiyor. O operasyonlar Çağlayan Adliyesi'nde, Kartal Adliyesi'nde gerçekleşiyor. Onları buraya çağıralım.
Onlar korksunlar, onlar endişe duysunlar, onlar gitsinler, oylarını değiştirsinler. Bunun için devletin adliyesi kullanır hale gelmiş durumda. Devam ediyoruz. Daha bitmedi. Ve başka ne yaptılar? Geldik, 8 meclis üyesi baskı altında, tehdit altında, yargı tacizi altında 2 Eylül günü 3 tane belediye meclis üyemizi gözaltına aldılar. Şimdi 3 meclis üyesini gözaltına aldılar. Ve az önce dedim ya, İstanbul Valiliği birinci seçimde sabahın saat 8'ine seçim koydu. 3 meclis üyesinin gözaltına alındığı gün seçimi iptal ettiler. Yeni seçim kararı aldılar. Aynı İstanbul Valisi, aynı valilik arkadaşların gözaltı süresi içerisinde bu cumartesi gününe seçim koydu. Birazdan konuşacağız Sayın Vali ile.
Seçim koydu. Şimdi şimdi bu süre içerisinde bu operasyon gerçekleştiğinde, seçim kararı alındığında cumartesine alel acele yangından mal kaçırır gibi insanlar gözaltındayken seçim takvimi açıklayanlar, bu arada tehditle, baskıyla, şantajla, teklifle 4 belediye meclis üyesini transfer ettiler. 4 belediye meclis üyesini transfer ettiler. İşin içerisinde bilmem yüz bin dolarlar, milyon dolarlar konuşuluyor. Üsküdar sokakları konuşuluyor. İşin içerisinde, işin içerisinde, işin içerisinde meclis üyelerinin bir bölümünün savcılık marifetiyle tehdit edildiği iddia ediliyor. Şimdi hani dedim ya konuşmama başlarken, bir kirli oyunla, bir kumpasla karşı karşıyayız"
Özgür Çelik, İstanbul Valisi Davut Gül'ün açıklamalarıyla ilgili de şu tepkiyi gösterdi:
"Hani dün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Murat Emir başkanımız açıkladı ya, 'İşin içinde AKP var, valilik var, adliye var' diye. İstanbul Valisi, önce İstanbul Valisi Sayın Davut Gül. 2,5 yıldır İstanbul İl Başkanıyım. Sizinle bir mesaimiz var Sayın Davut Gül, birinci seçim için söylüyorum. Birinci seçimde siz Ataşehir'de tutuklama olduktan sonra 10 gün sonrasına seçim takvimi açıkladınız. Çünkü orada meclis üyelerini ikna etmek için zamana ihtiyacınız vardı. Burada ise en erken zamana sabahın saat 8'ine seçim koydunuz Sayın Davut Gül. Neden? Çünkü iki operasyon arasında belediye meclis üyelerine zaten yeterli baskı yapılmıştı. Bir an önce seçimin gerçekleşmesi için bu işe alet oldunuz. En kısa süreye sabahın saatine 8'ine seçim koydunuz.
Geldik bu son yaşanan birkaç güne. Ne yaptınız? 3 meclis üyesi gözaltındayken alel acele Sayın Valim, siz alel acele hemen ne yaptınız? Seçim kararı aldınız. Halen iki arkadaşımız gözaltında ve yarın sabah burada belediye başkan vekilliği seçimi gerçekleştirilecek. Başka ne yaptı? Bir saniye. Başka ne yaptı Sayın Vali? Sayın Vali dedi ki, 'Grubu olmayan siyasi partiler belediye binasından içeriye giremezler. Onların il başkanı ya da milletvekili' Peki biz ne yaptık? Yeni Parti'nin burada bir grubu yoktu. Biz ne yaptık? Yeni Parti olarak grubumuzu kurduk. Meclis üyelerimizle grubu kurduk. Hem kaymakamlığa hem valiliğe yazımızı yazdık. Baktılar ki yasal olarak binaya girişimizi engelleyemeyecekler. Ne yaptılar bu sefer? Savcılık üzerinden, Valilik üzerinden bir yazı hiç kimse giremez.
Neden? Neden? Çünkü Özgür Çelik gittiği her yerde belediye meclis üyeleriyle konuşarak, onlarla sohbet ederek seçimi kazandı. Yeni Partililer gittiği her yerde seçimi kazandı. Birazdan buraya gelecek genel başkan yardımcımız Yaşar Tüzün, milletvekilimiz Gökan Zeybek gittikleri her yerde meclis seçimini kazandılar. Onlar binanın içerisine girmesin diye Valilik bugün türlü türlü işlere başvurdu. Ben buradan Sayın Davut Gül'e söylüyorum; Sayın Vali, 16 milyon İstanbulludan birisiyim. Siz benim de Valimsiniz. Siz bir partinin valisi değilsiniz... Siz 16 milyon İstanbulunun valisisiniz. 16 milyon İstanbuluya valilik yapınız. Bu uygulamalardan vazgeçiniz. Devletin kurumları böyle yönetilmez.
Şimdi Sayın Murat Emir'in açıkladığı adliye savcılık meselelerine. Ya 103 yıllık cumhuriyetiz biz. Bizim bu topraklarda bin yıllık bir maceramız var. Bizim bu topraklarda 600-700 yıllık devlet deneyimimiz var. Böyle bir şey bu topraklarda hiç görülmedi. Üsküdar Belediyesi'nde bir ilçe seçiminde başkan vekilliği seçimini kazanmak için memleketin yargısı bu işe alet edilir mi? Memleketin savcısı bu işe alet edilir mi? Memleketin adliyesinde seçim kurulur mu? Ne olacak? Bundan sonraki seçimleri nasıl yapacaksınız? Böyle demokrasi olur mu? Böyle demokrasi olur mu? Yarın sandık milletin önüne geldiğinde, yarın Türkiye'nin önüne sandık geldiğinde siz bu 86 milyonun yarısı, 60 milyonunu size oy vermeyecek diye cezaevlerine mi kapatacaksınız? Böyle adalet olur mu? Böyle demokrasi olur mu? Böyle yargıyle bir belediye meclisi seçimini dizayn etmek olur mu? Böyle devlet yönetilmez. Bakın ben bu ülkeye 30 yıl hizmet etmiş bir öğretmenin çocuğuyum. Bu devletin parasıyla yetiştim. Bu devlete kopmaz köklerle bağlıyız biz. Böyle devlet yönetilmez. Böyle devlet yönetirseniz, yargı eliyle sandık dizayn ederseniz, yargı eliyle bir belediye meclis seçimini kazanmanın peşine düşerseniz devletin temelini sarsarsınız. Bakın demokrasiyi zedeliyorsunuz. Demokrasiyi ortadan kaldırıyorsunuz"
Özgür Çelik, AK Partili ve MHP'li meclis üyelerine de seslenerek konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"Şimdi ben buradaki meclis üyelerimin teker teker ellerinden ve alınlarıdan öpüyorum bütün baskılara direnenleri. Onlara helal olsun. Onlara helal olsun. Vatan Emniyetin Müdürlüğü bodrumundaki iki meclis üyesi arkadaşımıza selam olsun. Şimdi buradan Üsküdarlı AK Parti ve MHP'nin meclis üyelerine sesleniyorum; kıymetli Üsküdarlı meclis üyeleri, ben sizin içinizde vicdanlı insanlar olduğunu biliyorum. Buna tanıklık da ettim. Buna tanıklık da ettim. Birinci seçimde önce dilekçe verdiler. AK Partililer oy kullanma kabine. Telefonla girilmesin dediler. Oy kullanma kabine. Birinci turda AK Parti MHP grubundan bir meclis üyesi boş oy kullandı. Sonra alel acele telefon talimatı verdiler gözümüzün önünde. Hepsinden fotoğraf istediler. Şimdi buradan AK Parti'nin ve MHP'nin Meclis üyelerine sesleniyorum. Ben sizin içinizde vicdanlı insanlar olduğunuzu biliyorum. Burası Üsküdar, AK Parti'nin ve MHP'nin meclis üyeleri. Burası vicdanın semti. Üsküdar kul hakkını gözetir. Üsküdarlı Allah korkusunu yüreğinde yaşar ve inançlı insanlardır. Buradan sizlere sesleniyorum. Bu zalimliğe ortak olmayın. Bu karanlığa ortak olmayın. Bu yanlışa düşmeyin. AK Partili ve MHP'li meclis üyeleri vicdanınızı dinleyin. Vicdanınızla karar verin. Bakın Üsküdar'ın seçilmiş belediye başkanı tutsak vaziyette Amine Cansu Çelik meclis üyesi. Şu anda babasının beynine pıhtı atmış durumda. Babası yoğun bakımdan çıktı evinde. 3 yaşında çocuğu var. Bakın bu vicdansızlık Üsküdar'a yakışmaz. Bu yönüyle AK Partili ve MHP'li meclis üyelerinin de bu zalimliğe ortak olmaması gerektiğini, bu kirli oyunun bir parçası haline gelmemesi gerektiğini ifade ediyorum.
Son sözümüz İstanbul'da 16 milyona, Türkiye'de 86 milyon yurttaşımızadır. Hiç kimse bu zalimlikler karşısında umutsuzluğa kapılmasın. Biz umutsuz değiliz. Genel başkanımız Sayın Özgün Özel çok umutlu. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu çok umutlu. 86 milyon yurttaşımız çok umutlu. Bedeli ne olursa olsun. Bedeli ne olursa olsun biz bu zalimliğin karşısında bir milim geri adım atmayacağız. Sonuna kadar kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz. Sonuna kadar bu karanlıkla mücadele edeceğiz. Biz bir şeyi çok iyi biliyoruz. Biz özgürlüğün ve demokrasinin mücadelesini veriyoruz. Biz bir şeyi çok iyi biliyoruz. Bir ülkede demokrasi olmazsa özgürlük olmaz. Demokrasi olmazsa adalet olmaz. Adalet olmazsa toplumsal barış olmaz. Toplumsal barış olmazsa huzur olmaz, bereket olmaz, refah olmaz. Bunların hepsi birbirine bağlıdır. Bu nedenle demokrasi mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Kararlı bir biçimde direnişimizi sürdüreceğiz. Bir pazar günü seçim sandığı milletin önüne gelecek. Bir bayram havasında, bir şenlik havasında hep birlikte sandıklara gideceğiz ve bu zalimliğe son vereceğiz. Bu topraklarda demokratik cumhuriyeti sizlerle beraber hep birlikte inşa edeceğiz"
Haber Kaynağı : 12punto
Çok Okunanlar
İstanbul’da saldırı hazırlığındaki IŞİD'li terörist böyle etkisiz hale getirildi
Apple’ın katlanabilir telefonunun fiyat etiketi yeni bir rekor kıracak
Terörist oğul 'Danışman' olursa 'Babası' ne olmaz ki!..
Daron Acemoğlu tartışmasının ötesinde: Kalkınma neden kurumlarda başlar?
Nişasta bazlı şeker Türkiye'nin gündemine nasıl girdi?
Çok tehlikeli oyunlar: Sistem zıvanadan çıkmak üzere
50 Yıl sonra İstanbul’da yeni güvenlik arayışı
YÖK’ten 23 vakıf yükseköğretim kurumuna inceleme
Gökçek ailesi iddialarında iki günlük satış ve teminat trafiği
İnşaat sektöründe bir iflas daha