Euro
Arrow
55,1615
Dolar
Arrow
49,1881
İngiliz Sterlini
Arrow
65,0190
Altın
Arrow
6541,9186
BIST
Arrow
12.127
Anasayfa > Gündem Haberleri > TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Tugay'ın AKP'ye geçişini eleştirdi: Rozet takılan da takan da biliyor

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Tugay'ın AKP'ye geçişini eleştirdi: Rozet takılan da takan da biliyor

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AKP'ye geçişine ilişkin açıklamalarda bulundu.

X Facebook WhatsApp Mail ABONE OL Google News
Yayınlanma: 07.10.2026 19:41 Güncelleme: 07.10.2026 19:41
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Tugay'ın AKP'ye geçişini eleştirdi: Rozet takılan da takan da biliyor

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AKP rozeti takmasına ilişkin, "Sandıkta kaybediyor, halkın gönlünü kazanamıyor, halkın oyunu alamıyor, halkın tokadını yiyor; ondan sonra hak etmediğini bazen gaspla, bazen mahkeme tehdidiyle, bazen hapis korkusuyla, bazen şantajla, bazen rüşvetle ele geçiriyor" ifadesini kullandı.

Baş, şunları kaydetti:

"Bugün AKP’ye katılan, o AKP’deki bayram havasının ortaya çıkmasının müsebbiplerinden birisi Cemil Tugay. Bu arkadaş İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçilirken AKP’nin adayı değildi. İzmirliler sandığa gidip ‘İzmir’i AKP yönetsin’ mi dedi? Hayır. Rozet takılan da biliyor, rozeti takan da biliyor; bunu izleyen milyonlarca insan da bu durumun farkında. Siz gerçekten İzmir Büyükşehir Belediyesini ya da İzmir’i şirket mi sanıyorsunuz? Oradan bir hisse satın aldınız, hop, burası size geçti; verdik parasını, aldık İzmir’i... Böyle bir şey olamaz, bu mümkün değil.

İzmir son örneği ama bu iktidar sistematik olarak şöyle bir faaliyet yürütüyor: Sandıkta kaybediyor, halkın gönlünü kazanamıyor, halkın oyunu alamıyor, halkın tokadını yiyor; ondan sonra hak etmediğini bazen gaspla, bazen mahkeme tehdidiyle, bazen hapis korkusuyla, bazen şantajla, bazen rüşvetle ele geçiriyor. Sonra da demokrat AKP. Sonra da muhalefete demokrasi dersleri veren Adalet ve Kalkınma Partisi. Ben AKP’ye oy veren yurttaşlara seslenmek istiyorum: Siz bunu içinize nasıl sindiriyorsunuz? En son Adalar’da, Üsküdar’da ve bugün İzmir’de bu operasyonlarla, mahkeme operasyonlarıyla, insanları satın alarak, korkutarak belediyeleri ele geçiriyorsunuz.

"HALKIN SEÇME HAKKINI GASBEDEN BİRİSİ HALKIN PARASINI ÇALMAZ MI?"

Cemil Tugay’ın AKP’li olduğunu biz zaten biliyorduk. Bugün bu tescil edilmiş, resmileşmiş oldu. İzmir’de belediye işçileri hakları için greve çıktığında biz bunu söyledik zaten. Biz bunu söylediğimizde ‘Aman yapmayalım, AKP’ye yarar, eleştirmeyelim Cemil Başkan’ı’ diyen bir koro türüyordu. Muhalefetin içine de sinmiş Truva atları, muhalefetin içine de sinmiş AKP’liler var ve bunları ayırt etmek istiyorsanız bir turnusol kâğıdınız var: İşçi sınıfıyla kurduğu ilişki nedir?

Bir belediye başkanını rüşvetle, tehditle, vaatle, nasıl olursa olsun, halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanını çalmak, gasbetmek, kendi partinize dâhil etmek; bu bir hırsızlık. Şimdi soru şu: Halkın iradesini kendi siyasi çıkarına göre eğip bükmeyi meşru gören bir anlayış, halkın parası söz konusu olduğunda güvenilebilir bir anlayış mıdır? Yani halkın seçme ve seçilme hakkını gasbeden birisi halkın parasını çalmaz mı?

"KİMSE İKTİDARI SORUMSUZ NOKTAYA ÇEKMEYE ÇALIŞMASIN"

Ortada Türkiye’de son 100 yılın belki de en büyük hırsızlık, en büyük yolsuzluk, en büyük servet transferi olaylarından bir tanesi var ve bunun içinde Adalet ve Kalkınma Partisi genel başkan yardımcılarının adı geçiyor, şu anda bakanlık yapan insanların isimleri geçiyor, eski bakanların, bakan yardımcılarının isimleri geçiyor. Bir koro başladı, biraz önce de aynı şey AKP grubunda yansıtılmak isteniyor. Neymiş efendim? Recep Tayyip Erdoğan bunların hesabını soracakmış. Tayyip Erdoğan görmedi, duymadı, bilmiyor... Böyleyse çok vahim. "

Biliyordu ama engelleyemedi, gücü yetmedi. Biliyor ve müdahale edemediyse, gücü yetmediyse çok vahim. Ve en vahimi, biliyordu ve göz yumduysa biz ne yapacağız? O yüzden Sayın Erdoğan’a açık ve net soruyorum: Bir, görmediniz mi? İki, gördünüz, gücünüz mü yetmedi? Üç, gördünüz, biliyordunuz ve sustunuz mu? Başka bir ihtimal yok. O yüzden kimse bu meseleden iktidarı sorumsuz bir noktaya çekmeye çalışmasın, iktidarı kurtarmaya çalışmasın. Ben diyorum ki çıkın milletin karşısına ve cevabını verin. Yani birkaç çürük elma girmiş, o çürük elmaları çıkaracağız, atacağız, kurtulacağız... Yok, sepet çürümüş. Sepet çürümüş. Sepet çürük."

"ADALET BAKANI'NIN İSTİFASI GEREKİR"

Adalet Bakanı’nın tepesinde olduğu bir mekanizmanın burada bağımsız yargılama yapabileceğine inanan var mı içinizde? Ben ‘Adalet Bakanı suçludur, şunu yapmıştır, bunu yapmıştır’ demiyorum. Bu soruşturmanın, bu yargılama sürecinin sağlıklı yürütülebilmesi için Adalet Bakanı’nın istifa etmesi gerekir, görevden alınması gerekir. Aynı şeyi SPK için de söylüyorum. Aynı şeyi Merkez Bankası için söylüyorum. Aynı şeyi Hazine ve Maliye Bakanlığı için de söylüyorum.

O yüzden biz artık bu memlekette kader bile sınıfsal. Yani birinin çocuğu madene iner, birinin çocuğu yönetim kuruluna girer bu memlekette. Birinin çocuğu KYK borcunu ödeyemez, tarikat yurtlarına mahkum kalır, orada ölüme sürüklenir; birinin çocuğu da dayısının, teyzesinin, halasının sayesinde en yağlı ballı kamu kurumlarında kendisine rahat rahat yaşayacağı bir koltuk bulur. Birinin çocuğu iş bulamıyor, birinin çocuğu ihale alıyor. Sonra hepimiz aynı gemideymişiz. Boş verin ya, ne aynı gemisi? Biz işte bu adaletsizliği kabul etmediğimiz için sosyalistiz.

Biz çocuklarımız için kurşun geçirmez çanta falan değil, güvenli okul istiyoruz. Ücretsiz, bilimsel, nitelikli eğitim istiyoruz. Okulda çocuklarımızın karnı doysun, su içebilsinler istiyoruz. Bir çocuk okula giderken ailesi ‘Acaba çocuğum bugün okulda karnını doyuracak mı?’ diye düşünüyor, ‘Acaba çocuğum okuldan evine sağlıklı, güvenli bir şekilde dönebilecek mi?’ diye düşünüyor ve bu ikisi devletin en temel yükümlülükleri. Devletten istediğimize bak ya: Çoluğumuzun çocuğumuzun karnı doysun, bir de can güvenliği olsun. Devletten istediklerimiz bunlar.

"HERKES KAHRAMAN KARARINI OKUSUN"

Okuma yazma bilen, hukukla ilgilenen herkesin ama herkesin Anayasa Mahkemesinin Tayfun Kahraman’la ilgili verdiği bu kararı okumasını istiyorum, dün Resmi  Gazete’de yayımlanan bu kararı okumasını istiyorum.Gazete Oku

Tayfun Kahraman’la ilgili alınmış karar tüm Gezi tutsakları açısından bağlayıcıdır. Can Atalay’la ilgili alınmış karar, Osman Kavala’yla ilgili AİHM kararı, Çiğdem’le ilgili bugüne kadar uygulanmayan kararlar; hepsinin bir an önce uygulanması gerekir. Hiç tartışmaya yer bırakmayacak niteliktedir."


Haber Kaynağı : 12punto

Etiketler

AKP Anayasa Mahkemesi AİHM Can Atalay Cemil Tugay Erkan Baş