Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
55,2867
Dolar
Arrow
49,1834
İngiliz Sterlini
Arrow
65,1640
Altın
Arrow
6593,0015
BIST
Arrow
12.358

Fon depremi kader mi, yol kazası mı?

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

Son fon depremi yol kazası değil, mimarisi harika bir kaderdir. Kapitalizm havuzunda rehavete kapılıp, siyasiyle uluslararası sermayenin dans ettiği bir ülkede fon depremi yol kazası değil, hükümetin halkın reva gördüğü kaderdir. Finansal deprem olarak algıladığımız son olayın kader olduğunu anlamamız gerekir ki, siyasi manevralarımızı oma göre belirleyebilelim.

Süreç 2000 yılında IMF ve Derviş, “Güçlü Ekonomiye Geçiş” gibi süslü yaftalı bir programla ülkeyi dünyayı saran neoliberal emperyalizme bağlamasıyla başlamıştı. Bu programla ülke emperyalist güçlere açılmış, iç sermayenin de elbirliğiyle ekonomi emperyalizmin sömürü tahtasına yatırılmış idi. Batı ekonomilerinde kâr oranlarının gerilemesiyle sermaye artırımına yönelmeyen serseri para ve yeni piyasa bulamayan reel sermaye unsurları da IMF destekli ülkemize bol kaynak akıttı. Bu ray üzerinde, program yapılmış, ilk cicim aylar döneminde ülkeye gelen serseri para ekonomiye canlılık katmış, aydın onayı alınmış, narkoz işlemi tamamlanmış olarak ülke soyulmaya başlıyordu. Bu süreci genel halk anlayamazdı, fakat meslektaş dostlara ne demeli ki! 

AKP’nin ilk döneminde ekonomiye giren para ekonomide geçici canlılık yaratırken, uygulanan dolaylı vergiler de kamuya varidat sağlıyordu. Bu dönemin sonlarına doğru ekonomi sıkışmaya başlayınca, doğal olarak faiz haddi sinyal verdi. Fakat o esnada, hem kamu borçlarının yükünün hafifletilmesi, hem de içeri giren para ile yandaşlara avantajlı sermaye olanağı sağlanması amacıyla bir mucize formülle faiz baskılandı: faiz sebep, enflasyon sonuç! Yeni ve yandaş kesime sermaye transferi! Ekonomiye para giriyor, alt-yapı yatırımları gerçekleştiriliyor. İş alanlar da işverenler de paylarını alıyor; çeşme akarken nişin küp doldurulmasın ki! Ne hazindir ki, emperyalist sürecin bu ilk aşaması olumlu algılandı; iktisat açısından vahim, fakat sosyoloji açısından olumlu görülen olay, bir bütün olarak algılanamadan ve gelecek hesaba katılmadan genel olarak dostlar tarafından olumlu görüldü. Aynen Kanuni döneminde algılanamadan başlatılan kapitülasyonlara benzer şekilde ülkemin soygunu başlıyordu: yap-işlet, devret ya da kamu-özel ortaklığı vurgunu! Yap-işlet-devret modelinde hatalı gösterilen tahminlerde gerçekten bir hata yoktu; yatırımcı, arkasına “toplumsal çıkarın koruyucusu” olmak durumundaki devleti de alarak(!) yatırımlarına keyfine göre garantili getiri sağlıyordu. Birinci sahne kapanıyor, şimdilerde de ikinci sahne devreye giriyordu. 

Emperyalizme hesap mutlaka ödenecektir; maliyetin halka yaygınlaştırılması ise, mekanizma olarak piyasa işlemi görüntüsünde, zamana yayılı olarak bir şekilde gerçekleştirilecektir. Bu aşamada sahnelenen oyun piyasa kuralına uygun, “kabahati-günahı oynayanın boynuna” misali bir ‘piyasa işlemi’ dir. Sahnede bir de “günah keçisi” olduğuna göre, tüm işlemler, ahlakiliğini bir tarafa bırakalım, görüntüde hukukidir. Görüldüğü üzere, devlet işin başındadır, her türlü önlem alınmaktadır, vatandaşlar kayıp yaşamayacaktır! Durum bu ise, mesele salt denetimsizlik midir? O zaman tüm denetim kurumları suçludur. Hayır, meselenin denetimle ilgisi vardır, fakat denetim konusu da sahnelenen oyuna dâhildir. Peki, durum bu ise, oyun niye oynandı? Çünkü ödemeler enflasyonla biraz eritilerek, güzelce uzun döneme yaygınlaştırılırken, yükün bir kısmı mağdur kitleye bindirilerek, olay soğurtulacaktır. Yüklü miktarda para kaybeden, faiz ve anaparanın da bir kısmına razı olurken, hem de mutlulukla! Ufak yatırımcı ise faizsiz anaparaya razı olurken, kaybedilenler kamunun yükünü hafifletmiş olacaktır. Şu halde, sistem içi bir işlemle, sistemin tetiklemesi dışında bir zorlama olamadan işletilen tahsilât mekanizmasının mimarisine doğrusu hayran kalmamak elde değil!

Olaylara parçalı değil, tüm sürecin parçaları olarak bakılması gerekir: Yaşadığımız süreç, neoliberal sömürünün başlatılması; yükün devlet üzerinden halka yıkılması sürecidir. Emperyalist ve yerli sömürücü sermaye birinci aşamada yükü devlet hesaplarında yansıtıyor, devlet ise yükü ikinci aşamada halka yansıtıyor. Tüm işlemler piyasa süreci içinde cereyan ediyor. Denetim eksikliği sürecin parçasıdır. Senaryo yanlış değil, süreç senaryonun içindedir.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

!Bu yazı 3 Ekim Evrensel’de yayınlanmış yazının değişikliklerle yeni halidir.