Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
55,2867
Dolar
Arrow
49,1834
İngiliz Sterlini
Arrow
65,1640
Altın
Arrow
6593,0015
BIST
Arrow
12.358

Siyasi ahlak kanunu

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

Bir ülkede kanunlar ne kadar çok olursa olsun, eğer siyasette ahlak yoksa o ülkede adalet eksik, devlet zayıf, toplum ise güvensizdir.

Çünkü siyaset yalnızca iktidar olma sanatı değildir. Siyaset, kamu adına karar verme ve millet adına yetki kullanma sorumluluğudur. Kendisine milletin emaneti teslim edilen siyasetçi, sahip olduğu makamı kişisel çıkarının, yakınlarının, partisinin veya dar bir çevrenin menfaatine tahsis edemez. Kamu makamı bir ganimet değil, emanettir.

Bugün Türkiye’nin en temel sorunlarından biri de budur: Siyasetin hukuk kuralları vardır; fakat siyasetin ahlak kuralları yeterince güçlü değildir.

Oysa siyasi ahlak, yazılı olmayan fakat demokrasinin temelini oluşturan bir vicdan ve sorumluluk hukukudur.

Bir siyasetçi, göreve gelirken mal varlığını açıkça ortaya koyabilmeli; görevden ayrılırken nereden geldiğini, neye sahip olduğunu ve görev süresince hangi ekonomik ilişkiler içerisinde bulunduğunu millete açıklayabilmelidir.

Siyasetçi; kamu kaynaklarını yakınlarına, dostlarına, akrabalarına veya siyasi çevresine aktaramamalıdır.

İhale, imar, ruhsat, teşvik, vergi, kamu bankası kredisi ve devletin bütün ekonomik imkânları hiçbir siyasi hesabın aracı haline getirilememelidir.

Siyasetin zenginleşme kapısı olduğu yerde demokrasi yozlaşır.

Bu nedenle Türkiye’nin artık yalnızca ekonomik reformlara değil, kapsamlı bir Siyasi Ahlak Kanunu’na ihtiyacı vardır.

Bu kanun; milletvekillerinden belediye başkanlarına, bakanlardan siyasi parti yöneticilerine kadar kamu gücü kullanan herkes için açık ve bağlayıcı kurallar getirmelidir.

Siyasi görev ile ticari çıkar arasındaki sınır kesin olarak çizilmelidir.

Siyasetçinin görev yaptığı dönemde kendi şirketi, ailesi veya yakın çevresi üzerinden kamu ile kurduğu ekonomik ilişkiler denetlenmelidir.

Siyasi partilerin finansmanı şeffaflaştırılmalı, seçim dönemlerinde kullanılan kaynakların nereden geldiği ve nereye harcandığı millet tarafından bilinmelidir.

Çünkü hesap vermeyen siyaset, zamanla hesap sorulamayan bir güce dönüşür.

Bir başka önemli mesele de liyakattir.

Devlet kadroları siyasi sadakatin ödülü olmamalıdır. Devlet memuru partiye değil, devlete ve millete bağlı olmalıdır. Bir insanın hangi partiden olduğu değil, hangi işi ne kadar iyi yapabildiği esas alınmalıdır.

Liyakatın olmadığı yerde adalet; adaletin olmadığı yerde devlet düzeni; devlet düzeninin olmadığı yerde ise toplumsal güven kalmaz.

Siyasi ahlak yalnızca siyasetçiden beklenmemelidir. Siyasi partiler de kendi içlerinde demokratik, şeffaf ve hesap verebilir yapılar kurmalıdır. Parti yönetimleri kişisel sadakatlerin değil, ortak ilkelerin ve kamu yararının üzerinde yükselmelidir.

Şunu artık açıkça söylemek gerekir:

Türkiye’nin yeni bir siyaset anlayışına ihtiyacı vardır.

Milletvekilliğinin zenginleşme aracı olmadığı, belediye başkanlığının kişisel güç alanına dönüşmediği, bakanlığın çevresine imkân dağıtma makamı olarak görülmediği; siyasetin makam değil, hizmet olduğu bir anlayış…

Siyasi ahlak kanunu yalnızca birkaç maddelik bir yasa değildir. Asıl mesele, siyasetin zihniyetini değiştirmektir.

Çünkü devletin hazinesini koruyan yalnızca Sayıştay değildir. Kamu malını koruyan yalnızca müfettiş değildir. Asıl koruyucu, siyasetçinin vicdanıdır.

Kanun, vicdanın yerini tutamaz.

Ama vicdanın sustuğu yerde kanun konuşmak zorundadır.

Türkiye’nin ihtiyacı olan da tam olarak budur:

Siyaseti kirletenlerin değil, siyaseti temizleyenlerin ödüllendirildiği; makamın çıkar değil sorumluluk, yetkinin imtiyaz değil emanet kabul edildiği bir siyasal düzen.

Çünkü unutulmamalıdır:

Ahlakını kaybeden siyaset, önce güveni; güvenini kaybeden devlet ise zamanla itibarını kaybeder.

Siyaset halka hizmet etmek için vardır.

Milletin emaneti, milletin hakkıdır.

Ve milletin hakkına el uzatan hiçbir siyasal anlayış, hangi sandıktan çıkarsa çıksın meşruiyetin ahlaki temeline sahip olamaz.