Prof. Dr. Özge Can: Sağlık teknolojilerinde yapay zeka stratejik bir parçaya dönüştü
Acıbadem Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özge Can, yapay zeka, biyosensörler, likit biyopsi ve hedefe yönelik tedavilerin sağlık hizmetlerini kişiselleştirdiğini belirtti.
Sağlık sektöründe dijital dönüşüm, tanıdan tedaviye ve hasta takibine kadar birçok başlığı yeniden şekillendiriyor. Yapay zeka destekli karar sistemleri, giyilebilir sağlık teknolojileri, biyosensörler, robotik cerrahi, likit biyopsi ve biyoteknolojik ilaçlar; sağlık hizmetlerinin daha hızlı, güvenilir ve kişiye özel sunulmasının önünü açıyor.
Acıbadem Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özge Can, medikal teknolojilerdeki dönüşümün yalnızca cihazların gelişmesiyle sınırlı olmadığını belirterek yapay zekanın artık sağlık sisteminin stratejik parçalarından biri haline geldiğini vurguladı.
Yapay zeka destekli medikal sistemler, sağlık hizmetlerini daha erişilebilir, daha hızlı ve daha güvenilir hale getiriyor. Ancak teknolojinin gerçek değeri hasta güvenliğini ve tedavi etkinliğini artıran bir yardımcı olarak konumlanmasında yatıyor.

TANIDA ERKEN UYARI, TEDAVİDE KİŞİYE ÖZEL YAKLAŞIM
Medikal teknolojilerde öne çıkan alanların başında yapay zeka tabanlı uygulamalar geliyor. Büyük veri analiziyle hastalıkların daha erken saptanması, görüntüleme sistemlerinin daha yüksek doğrulukla yorumlanması ve klinik karar destek mekanizmalarının güçlenmesi hedefleniyor. Özellikle onkoloji başta olmak üzere tıbbın birçok alanında kullanılan algoritmalar, hekimlerin tanı süreçlerine destek sağlıyor.
Erken teşhis ve kişiselleştirilmiş tıp açısından moleküler tanı yöntemleri ile mikroakışkan çip teknolojileri de dikkat çekiyor. Kandan tek bir damlayla tümör DNA’sını saptayabilen likit biyopsi uygulamaları ve nano-biyosensörler, hastalıkların klinik belirti vermeden önce tespit edilebilmesine imkan tanıyor. Bu teknolojiler, tanı sürecinde hasta konforunu artırırken tedaviye başlama süresini de kısaltabiliyor.
Can’a göre bazı güncel tanı teknolojileri, kişilerin belirli durumlarda örneklerini sağlık personeline ihtiyaç duymadan toplayabilmesine de olanak sağlıyor. Bu durumun toplumsal tarama programlarını daha etkin, hasta konforunu daha az bozan ve daha uygun maliyetli hale getirebileceği değerlendiriliyor.
Biyomedikal mühendisliği ile biyoteknolojinin kesişiminde gelişen biyofarmasötik alanı da tedavi protokollerini değiştiriyor. Monoklonal antikorlar, iki farklı hedefe bağlanabilen bispesifik antikorlar, antikor-ilaç konjugatları ve hedef hücreye ilaç taşıyan sistemler tedavi başarısını artırabilecek araçlar arasında gösteriliyor. Peptit yapısındaki ilaçlar ve mRNA bazlı tedaviler ise metabolik hastalıklardan nadir genetik hastalıklara ve onkolojiye kadar geniş bir alanda hedefe yönelik seçenekler sunuyor.
Prof. Dr. Özge Can, peptit yapıdaki ilaçların yakın gelecekte antikorların yerini alabileceği ve bu tedavilere erişimi kolaylaştırabileceği öngörüsünde bulundu. Can, kişiselleştirilmiş sağlık uygulamalarının klasik “herkese aynı tedavi” yaklaşımının yerini almaya başladığını belirtti.

Giyilebilir sağlık teknolojileri de dönüşümün önemli başlıklarından biri. Akıllı saatler, deri üzerine yerleştirilen sensörler ve sürekli glikoz ölçüm sistemleri; kalp ritmi, kan şekeri, tansiyon, uyku düzeni, solunum hızı ve fiziksel aktivite gibi verileri kesintisiz izleyebiliyor. Bu veriler, uzaktan hasta izleme platformları aracılığıyla sağlık profesyonellerine aktarılarak olası risklerin erken dönemde belirlenmesine katkı sunuyor.
Kanser hastalarında radyolojik görüntüler ve patoloji örneklerinin yapay zeka algoritmalarıyla analiz edilmesi tümörlerin daha erken evrede saptanmasına yardımcı olabiliyor. Kardiyolojide akıllı ritim izleme sistemleri atriyal fibrilasyon gibi ritim bozukluklarını erken fark etmeyi desteklerken, nörolojide giyilebilir sensörler Parkinson, epilepsi ve inme sonrası rehabilitasyon süreçlerinin izlenmesinde kullanılabiliyor.
ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞ BİRLİĞİ VURGUSU
Robotik cerrahi sistemleri hassas operasyonlarda cerrahlara avantaj sağlarken, rehabilitasyon robotları, akıllı protezler, üç boyutlu yazıcılarla üretilen kişiye özel implantlar ve biyomalzemeler de tedavi süreçlerinde yeni imkanlar yaratıyor. Can, biyomedikal mühendisliğinin elektronik, yazılım, yapay zeka, temel bilimler, malzeme bilimi ve veri analitiğinin kesişiminde yer aldığını belirterek disiplinler arası yaklaşımın yenilik hızını belirlediğini ifade etti.
Türkiye’de üniversiteler, sağlık kuruluşları ve teknoloji şirketleri arasındaki iş birlikleri de yeni nesil medikal teknolojilerin geliştirilmesinde kritik rol üstleniyor. Acıbadem Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü’nde yapay zeka destekli sağlık teknolojileri, giyilebilir sensör sistemleri, dijital sağlık çözümleri ve objektif değerlendirme sistemleri üzerine ortak Ar-Ge ve klinik araştırmalar yürütüldüğü bildirildi.
Sağlık teknolojilerinde küresel rekabet, yalnızca iyi araştırmalar yapmakla değil, bu araştırmaları topluma değer üreten ürünlere dönüştürmekle mümkün oluyor. Üniversiteler, girişimcilik ekosistemi ve sanayi iş birlikleri bu dönüşümün temel yapı taşlarını oluşturuyor.
Medikal teknolojilerdeki gelişmelerin önümüzdeki yıllarda koruyucu sağlık hizmetlerinden teşhise, tedaviden rehabilitasyona kadar sistemin her aşamasında daha güçlü etkiler yaratması bekleniyor. Bu dönüşüm, yalnızca sağlık profesyonellerinin çalışma biçimini değil, bireylerin sağlık hizmetlerine erişim deneyimini de değiştirecek.
Haber Kaynağı : 12punto
Çok Okunanlar
'Çerçeve Yasa' mecliste yapılan oylama ile kabul edildi
AFAD duyurdu: Azerbaycan’da deprem
Fenerbahçe otobüsüne silahlı saldırıda 5 gözaltı!
YENİ Parti'de çerçeve yasaya 'hayır' diyen milletvekilleri belli oldu
Kuşadası Belediyesi soruşturmasında yeni tutuklamalar
Ev arkadaşını kafasını çekiçle ezerek öldürdü
Deniz Seki balkonda düştü, hastaneye kaldırıldı
Alkollü şahıs 'Düşmanlarım var' diyerek metro direğine çıktı
'Bana ihanetin resmini çizebilir misin?'
269 oyla maddelere geçildi, şehit isimleri tartışması yaşandı