Avrupa’da kalabalıktan uzak şehir kaçamakları: Öne çıkan 10 ‘ikinci şehir’
Turist yoğunluğundan kaçmak isteyenler için Split’ten Basel’e, Selanik’ten Lille’e uzanan Avrupa’nın ‘ikinci şehirleri’ öne çıkıyor.
Avrupa’nın en çok ziyaret edilen başkentleri ve turistik merkezleri, yüksek sezonlarda uzun kuyruklar, kalabalık meydanlar ve artan maliyetlerle tatil deneyimini zorlaştırabiliyor. Bu nedenle son yıllarda birçok gezgin, daha az bilinen ancak kültür, tarih, gastronomi ve yerel yaşam açısından güçlü seçenekler sunan “ikinci şehirler”e yöneliyor.
Euronews’in derlemesine göre bu eğilim, klasik turizm rotalarının dışına çıkmak isteyenler için Avrupa’da yeni bir şehir kaçamağı haritası oluşturuyor. Hırvatistan’ın Adriyatik kıyılarından Kuzey Fransa’ya uzanan listede, kalabalıktan uzak ama karakteri güçlü 10 adres öne çıkıyor.
İKİNCİ ŞEHİR NE ANLAMA GELİYOR?
“İkinci şehir” kavramı yalnızca bir ülkenin nüfus bakımından ikinci büyük kenti anlamına gelmiyor. Seyahat dilinde bu ifade, çoğu zaman başkentlerin ya da en popüler destinasyonların gölgesinde kalan; buna rağmen özgün mahalleleri, yerel pazarları, aile işletmesi restoranları, müzeleri ve daha sakin temposuyla dikkat çeken kentleri anlatıyor.
Bu tür rotalar, ziyaretçilere daha kişisel ve yerel bir deneyim sunabiliyor. Büyük turizm merkezlerinde karşılaşılan kalabalık sokaklar, rezervasyon baskısı ve yüksek fiyatlar yerine; yürüyerek keşfedilebilen merkezler, küçük galeriler, sahil yürüyüşleri, yerel lezzetler ve daha erişilebilir konaklama seçenekleri öne çıkıyor.
ROTADA ÖNE ÇIKAN ADRESLER
Listenin ilk duraklarından Split, Hırvatistan’ın Adriyatik kıyısında 2 bin yıllık tarihi deniz yaşamıyla buluşturuyor. Diocletianus Sarayı çevresinde şekillenen kentte Roma döneminden kalan sokaklardan sahil promenadlarına ve kafelere yürüyerek ulaşmak mümkün. Aziz Domnius Katedrali’nin çan kulesi ise şehir manzarasını izlemek isteyenlerin uğrak noktaları arasında.
İrlanda’nın güneybatısındaki Cork, yürüyerek gezilebilen merkezi ve güçlü pazar kültürüyle dikkat çekiyor. 1788’de kurulan Cork English Market, yerel ürünlerden taze balığa, baharattan şekerlemelere kadar geniş bir yelpaze sunuyor. Kent aynı zamanda Atlantik manzaraları, renkli liman kasabaları ve deniz kayalıklarıyla bilinen güney sahiline açılan bir kapı niteliğinde.
Avusturya’nın Graz kenti ise Rönesans avluları, eklektik mimarisi ve canlı gastronomi sahnesiyle öne çıkıyor. 1894’ten bu yana hizmet veren Schloßbergbahn füniküleri, ziyaretçilere Eski Şehir’i yukarıdan görme imkânı sunarken, Mur Nehri üzerindeki futuristik Murinsel yapısı kentin çağdaş yüzünü temsil ediyor.
Almanya’nın liman kenti Hamburg, denizcilik mirasını sokak sanatı ve güçlü mahalle kültürüyle birleştiriyor. St Pauli, Schanzenviertel ve Karoviertel gibi semtlerde duvar resimleri ve yerleştirmeler görülürken, kentin en bilinen yerel tatlarından biri taze balıkla hazırlanan sandviçler.
Çekya’da Prag’ın gölgesinde kalan Brno, ortaçağ yapıları ve yeraltı geçitleriyle sakin ama katmanlı bir şehir deneyimi sunuyor. Špilberk Tepesi’ndeki kale, Brno Kent Müzesi’ne ev sahipliği yaparken, Zluty Kopec Su Depoları şehrin yeraltı tarihini keşfetmek isteyenler için farklı bir rota oluşturuyor.
Belçika’nın Flanders bölgesindeki Ypres, Birinci Dünya Savaşı tarihiyle öne çıkan bir durak. Yper Müzesi, arkeolojik buluntular, haritalar ve el sanatları üzerinden Ypres ve Westhoek bölgesinin 11 yüzyıllık geçmişini anlatıyor. Kent çevresindeki yürüyüş ve bisiklet rotaları ise anıtlar, koruma altındaki siperler ve yeşil manzaralar arasında ilerliyor.
İngiltere’de Cambridge, çoğu zaman Londra’dan günübirlik ziyaret edilen bir üniversite kenti olarak bilinse de daha uzun kalmayı hak eden adreslerden biri. Cam Nehri üzerinde punt kayıklarıyla yapılan geziler, kolejlerin arka cephelerini ve yeşil alanları görme fırsatı veriyor. Bağımsız kitabevleri, müzeler ve pazarlar da kentin sakin temposunu destekliyor.
Yunanistan’ın Selanik kenti, Bizans kiliseleri, Roma dönemi kalıntıları ve sahil hattıyla kültür ile deniz atmosferini bir araya getiriyor. Galerius Kemeri, Aristotelous Meydanı ve Beyaz Kule kentin simge durakları arasında. Koulouri, bougatsa ve trigona gibi yerel lezzetler de Selanik’i gastronomi açısından cazip kılıyor.
İsviçre’nin Fransa ve Almanya ile kesiştiği noktada yer alan Basel, Avrupa’nın güçlü sanat kentlerinden biri olarak öne çıkıyor. 1970’te ilk edisyonu düzenlenen Art Basel’in doğduğu şehirde, Kunstmuseum Basel de 1661’e uzanan dünyanın en eski kamuya açık sanat koleksiyonlarından birini barındırıyor.
Fransa’nın kuzeyindeki Lille ise Flaman mirasını mimarisinde ve mutfağında hissettiren bir şehir. Vieux-Lille’in taş döşeli sokakları, renkli şehir evleri ve canlı sanat ortamı, kenti Paris dışı Fransa rotaları için güçlü bir seçenek haline getiriyor. Quai du Wault çevresi de günü sakin bir yürüyüşle tamamlamak isteyenler için öne çıkıyor.
Derlemede öne çıkan ortak nokta, bu kentlerin yalnızca kalabalıktan kaçış değil, daha yavaş ve yerel bir seyahat deneyimi vadetmesi. Başkentlerin hızlı temposuna alternatif arayanlar için Avrupa’nın “ikinci şehirleri”, kısa kaçamaklardan daha uzun kültür rotalarına kadar geniş bir seçenek sunuyor.
Haber Kaynağı : 12punto
Çok Okunanlar
Mohamed Salah için Trabzon'da dev karşılama
Fenerbahçe kazandı, ülke puanı güncellendi
Gazeteler çerçeve yasayı nasıl gördü?
Şezlong, şemsiye meselesi siyasidir!
Ağustos ayında emekli promosyonları güncellendi
YENİ Parti'ye bağışlarda bir haftalık bilanço
Hayye ale’s-SALAH, Hayye ale’l-felâh
Kılıçdaroğlu'nun grup konuşması CHP'yi karıştırdı!
ABD ekonomisi ve NATO’nun işlevi
Hastaneden erken ayrıldı, hafızasını kaybetti