Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasının onaylanmasına ilişkin kanun teklifi TBMM Dışişleri Komisyonu’nda kabul edildi. Komisyon aşamasını geçen düzenleme, bundan sonra Genel Kurul gündemine gelecek.
Kamuoyunda “Mekke Anlaşması” olarak anılan metin, iktidar tarafından “ortak savunma” ve “caydırıcılık” çerçevesinde savunuluyor. Ancak anlaşmanın, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki askeri politikalarıyla kesişebileceği yönündeki eleştiriler tartışmayı büyütüyor.
Anlaşma, taraflardan birine yönelik saldırının diğerlerine de yapılmış sayılmasını öngören bir güvenlik çerçevesi kuruyor. Silahlı kuvvetler arasında koordinasyonun artırılması, savunma sanayisi alanında işbirliği ve gerektiğinde askeri imkanların devreye alınması da mekanizmanın başlıkları arasında yer alıyor.
SUUDİ ARABİSTAN’A ASKERİ KONUŞLANDIRMA TARTIŞMASI
Tartışmanın merkezinde, 5 Ekim’de Riyad’da yapılan Mekke İttifakı Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısı bulunuyor. Toplantıya Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Selçuk Bayraktaroğlu da katıldı.
Söz konusu toplantıda, Suudi Arabistan’a askeri kuvvet ve yeteneklerin hızla konuşlandırılması için gerekli tedbirlerin alınmasına karar verildiği belirtildi. Bu adım, Riyad yönetiminin Yemen’de Ensarullah’a karşı yürüttüğü askeri faaliyetler nedeniyle eleştirilerin odağına yerleşti.

Milli Savunma Bakanlığı, Türkiye’nin sağlayabileceği askeri kuvvet ve yeteneklere ilişkin sürecin anayasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde yürütüleceğini açıkladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise daha önce Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın bazı teknik askeri ihtiyaçlarını karşılayabileceğini söylemişti.
Fidan, 8 Ekim’deki açıklamasında anlaşmanın Türkiye’nin başka bir ülkeye saldırmak amacıyla asker göndermesini gerektirmeyeceğini savundu. Buna karşın, Suudi Arabistan’a askeri kapasite konuşlandırılması yönündeki karar, anlaşmanın pratikte nasıl uygulanacağına ilişkin soru işaretlerini artırdı.
Eleştirilerin temelinde, Türkiye’nin olası bir savunma yükümlülüğünün ötesinde Yemen’deki çatışmanın tarafı haline gelme riski yer alıyor. Suudi Arabistan’ın 2015’ten bu yana Yemen’deki askeri müdahaleleri, ülkede derinleşen savaş ve insani krizle birlikte anılıyor.
Kanun teklifinin Genel Kurul’da ne zaman ele alınacağı henüz netleşmedi. Görüşmelerde, anlaşmanın kapsamı, askeri yükümlülüklerin sınırları ve Türkiye’nin bölgesel çatışmalara dahil edilip edilmeyeceği başlıklarının öne çıkması bekleniyor.
Haber Kaynağı : 12punto