Redd'in solisti Doğan Duru: 'Zamansız şarkılar yapmaya özen gösteriyoruz'

Yeni single'ları 'Şimdi Seni Bulsam' ile gündemde olan Redd'in solisti Doğan Duru, 12punto'ya konuştu. Duru, "Günümüz şarkıları bizim kaçtığımız armoniler ve melodilerle kurgulanıyor. Biz o kaçtığımız şeyin sevilmeme ihtimalinin farkındaydız ama önemli olan kendi çeşitliliğimizi keşfetmek. Akdeniz Akşamları’nı bir daha yazmaya çalışmak değil. O yüzden zamansız şarkılar yapmaya özen gösteriyoruz" açıklamasında bulundu.

Redd'in solisti Doğan Duru: 'Zamansız şarkılar yapmaya özen gösteriyoruz'

12punto.com.tr / Arif HÜR

Kuruldukları 1996 yılından bu yana rafine ve özgün müzik zevki olanlara hitap eden Redd, şu sıralar yeni single'ları 'Şimdi Seni Bulsam' ile gündemde. Halk arasında 'zamansız' ve 'ötekisiz' parçalarıyla tanınan grubun solisti Doğan Duru ile yeni single'ları vesilesiyle sohbet ettik.

Duru ile yeni single'larının yanı sıra Redd'in kariyer çizgisini, kadın-erkek ilişkilerini, Spotify 2023 verilerini, günümüz Türkiye'sini ve yeni projelerini konuştuk.

'Şimdi Seni Bulsam' adlı single'ınız yayınlandı. Bu single yakın zamanda yayınladığınız üç single’ın devamı niteliğinde... Bu parçanın çıkış noktası ne oldu?

Şarkıları yazarken aslında bir çıkış noktası gerekmiyor, sadece bir duygunun peşinden giderseniz o size doğru anıları ve doğru kapıları zaten açıyor. 

Şarkı sözlerine ve klibine baktığımız da biraz özlem biraz da serzeniş olduğu görülüyor. Klibe dair neler söylersiniz? 

Şarkının klibi Redd konseri için gittiğimiz Berlin'de çekildi. Klibi çeken Güneş Duru, Berlin duvarı üzerinden bir dil kurmaya çalıştı. Redd aslında uzun zamandır Almanya’ya gitmiyordu. Berke Özgümüş ve Güneş Duru beni videolar da biraz yalnız bırakıyorlar ama sonraki şarkılar da mecbur kamera önünde olacaklar. 

Şarkı da geçen, "Bütün zehrini kussan son bir şansım olsun isterdim" sözleri dikkat çekici. Kaybeden birinin son çığlıkları olsa gerek?

Ben bu şarkıdaki kaybedişi ölüme benzettiğimden zaten o son şansın olmadığına inanmış ve olmayacağı konusunda çoktan ikna olmuş olsa da kendini ifade etmesi gereken birinin kaybedişi olarak gördüm. Yani aslında oradaki duvar kelimesi ve sonrasında 'zehir kusmak' ifadesi şarkılarımda sıklıkla yaptığım gibi iki farklı anlam taşıyan bir anlatım biçimi.

Kaybetmekten ve ulaşamamaktan konu açılmışken... Bazı filozoflar, "Aşkta ulaşmak yok olsa olsa yaklaşmak vardır" diyor. Bunun doğruluk payı olabilir mi?

Aşk, temelde kendine yararı olanı aramaktır. Bu yarar eksik bir parça da olabilir hiç sahip olmadığımız veya bilmediğimiz zıt veya karşı bulduğumuz şeyler de olabilir. Neyi ne kadar bulduğumuzu pek anlayamadığımızdan ilk baştaki felsefi olan ‘kendine yarar’ isteğini kimi materyalize eder kimi de güvenli bir duygu alışverişin de bırakır ve aramaya devam etmez. 

'AŞKI ARAMAYA DEVAM EDENLERDENİM'

Sizin nezdinizde aşk nedir?

Bence aşk, insanın kendine özgü bir kusurudur. Bu kusurun tamiri için, kendi yaşam pratikleri, görgüsü, bilgisi, ifade gücü ve karakteri ile bitmeyen bir yolculuğa çıkar. Kimi yorulur ve dünyevi meselelerle ona en uygun ilacı bulduğunu düşünüp yaralarıyla yaşamaya devam eder kimi de aramayı asla bitiremez. Ben aşkı aramaya devam edenlerdenim. Bulamayacağıma emin olsam da bulduğumu sandığım insanlarla denediğimiz iyileşme hissinin özlemlerinde de anılarında da ortak bir aşk pratiği var.

Beğendikleri bedenlere hayal ettikleri ruhları koyanlar da bir hayli fazla sanki?

Bunun hesaplı bir tercih olduğunu düşünmüyorum, her çağın alışkanlıkları başka… Akıllı aygıtların insanı kolayca güzelleştirdiği kadar çirkinleştirdiği de bir gerçek. Ten bir konaklama mekanı bence. İçinde ve dışında aradığımız şey belli. Üstelik insanın en temel ortak alanı olan hazlarla kaplı bir kıyafet. Ve adına ne dersek diyelim ruh denen zihin, akıl, birikim ve kimsenin gerçekten başarabildiğini sanmadığım bedensizmiş gibi düşünme yetisi de maalesef o bedenin içinde yaşıyor.

Bu noktada algı ön plana çıkıyor öyleyse?

İnsanların tercihleri de yaşadığı çağın tüm algılama yöntemlerinden etkileniyor. İnsanlar bence hayal ettikleri bedenleri hala sevişirken hayal etmeye devam ediyorlar. Bedenin tatmini çok kolaydır oysa işte oradaki ‘şeytan’ ise bedenin dışına çıkan ruh sanırım.

'İNSANLAR ARAŞTIRMAKTAN ÇOK UZAKLAR'

Tekrar müziğe dönecek olursak... Ortaya koyduğunuz eserlerin genelgeçer olmadığı söylenebilir. Yaşanmış duyguları kağıda döküp, görsel yönden de estetik bir dille müzikseverlerin beğenisine sunuyorsunuz. Sizi farklı kılan bu mudur?

Bilmiyorum, bu konuda kendimi ifade etme biçimim eninde sonunda insanlar tarafından itici bulunabiliyor. Bir farkımız olduğunu iddia eden biz olmamış olsak da ve bu farkı kendimizin hayrına gördüğümüz bir yolculuk olarak düşünmeliyiz. Açıkcası bazı insanlar araştırmaktan çok uzaklar, kimin kim olduğu konusu tamamen sayısal değerlendirme sonucu ortaya çıkan algılarla şekilleniyor. 

Bunu biraz açar mısınız?

Bugün insanların değerli bulduğu şeyin bugünselliği de aynı zamanda keşişen her noktayı sayısal olarak değerli bulma açlığında. Birini eleştirdiğinde "seni o kadar kişi dinliyor mu?" diye seni küçümsüyor. Bizim dönemimizde müziğe başladığımızda en çok dinlenen şeylerin çok uzağında yaşayan insanlar olarak bir Türkiye’de rock müziği ve alternatif müziği diğer grup ve sanatçı arkadaşlarla bu yıllara taşıdık.

Çok dinlenen şarkılardan örnekler sunup çok dinlenmeye yaklaşanlar olsa da aralarında kendi yöntemleriyle bunu yapmışlardı. Sanırım biz bu noktada başka davrandık diyebilirim.

Yaptığınız müziği 'zamansız' olarak mı tanımlıyorsunuz?

Müziğin zamansız olduğunu görmek gerçekten önemli. Biz de şarkılarımızın zamansız olmasına dikkat ediyoruz. Bazı albümlerde ve şarkılarda hatalar yapmış olabiliriz ama 100 yıl önce yazılmış bir eser bugün hala bana keyif veriyorsa bu ciddi bir olaydır. Günümüz şarkılarının çoğu bizim zamanında kaçtığımız armoniler ve melodilerle kurgulanıyor. Biz o kaçtığımız şeyin sevilmeme ihtimalinin farkındayız ama önemli olan kendi çeşitliliğimizi keşfetmek. Akdeniz Akşamları’nı bir daha yazmaya çalışmak değil.

'TÜRKİYE HAFIZASINI KAYBETMİŞ BİR ÜLKE'

Spotify, bu yıl Türkiye ve dünyada en çok dinlenen şarkıları ve sanatçıları açıkladı. Ülkemizde en çok dinlenen üç isim sırasıyla Semicenk, Uzi ve Sezen Aksu oldu. Bu sonuçlara bakıp yurttaşların müzik zevkine dair neler söylersiniz?

20 yıl önce kimler varmış ve onları kimler dinliyormuş diye bakmak lazım öncelikle. İkincisi, Türkiye hafızasını kaybetmiş bir ülke. Bugün 'en güvenilir insanlar' anketinde çıkanların yarısı önceki zamanlarda ahlaki açıdan sorunlu görünen insanlardı. Oysa bugün en güvenilir insanlar arasındalar. Siyasi tercihlere bakacak olursak çokluk azlık ilişkisinde, toplumdaki çürümenin hemen hemen herkes farkında. Herkes kendi mesleğinde ve hayatında yaşıyor bu tecrübeleri. 

Örneklendirebilir misiniz?

Mesela doktorlar şiddet yüzünden ülkeden kaçıyor. Sadece güzel ve yakışıklı diye tiyatro okuyan, yeteneksiz sayılabilecek güzeller hayatımızın başrollerinde yer alıyor. Herkes İsveç’de yaşama sevdasında ve oradaki dizilerdeki kahramanlar bir Kerem ile Şirin değil. Dijital platformların gerçekleri ne zaman anlaşılabilir olur bilmiyorum ama sonuçlar benim zevklerime hitap etmiyor. Şunu da hatırlatmakta yarar var. Ülkemizdeki mevcut iktidarda yıllardır en çok oyu alan iktidardır.

'İNSANLARIN REDD'İ BAŞARILI BULMADIĞINA EMİNİM'

Başarının ölçütü sosyal medyada görünür olmak diğer bir deyişle reyting midir?

Başarı kendiniz dışında gelişen bir algılama sonucudur. İnsanların Redd'i başarılı bulmadığına eminim, ama unutmamamız gereken bir konu var. O da insanların tercihleri... Ben tercihlerim noktasında belki de masum sandıkları o yarışın bir parçası değilimdir. Bugün toplumu yanlış yönlendiren, yanlış haber yapan gerçekleri anlatmayan bir gazetenin ödül töreninde olmak her sanatçı için utanç verici olmalıdır ama dediğim gibi bu bir tercih noktası.

O insanları sevenlerin tercihleri ve onları başarılı gösteren de sadece bu. Benim tercihlerim başkaları tarafından başarı ile ödüllendirilmiyor diye benim başarısız olduğum sonucu asla çıkmaz.

'TOPLUMSAL ÇÜRÜME VE YOZLAŞMA VAR'

Ülke gündemini şu sıralar kara para akladıkları öne süren fenomenler ve fon vaadiyle yapılan vurgun haberleri meşgul ediyor. Yazar Özen Yula, geçenlerde "Nereye baksam yoğun bir mide bulantısı. En aşağı da en yukarı da, en kuzeyi de en güneyi de. Kussan da geçmeyen korkunç bir bulantı çağı" yorumunu yapmıştı. Siz bu çağı nasıl yorumlarsınız?

Ucubelerin, vasatların ve sahtekarların süper kahraman gibi gezdiği, yeteneksizlerin algoritmalarla önümüze konduğu, vicdansız ve koltuk meraklısı siyasetçilerin dünyanın her yerinde olduğu bir çağdayız. Toplumsal çürüme ve yozlaşma sayesinde çeşitli alanlarda birileri hep iktidarda kalıyor. Kültür sanat konusunda da bu böyle, en tepelerde bu işe yön veren insanların kaç yıldır bu görevlerde olduğuna bir bakmak yeterli olacaktır.

2023'ün bitmesine sayılı günler kaldı. Müzikal açıdan sizin için nasıl bir yıldı?

Konserlerin çok fazla olduğu bir yıl geçirdik. Senfonik konserimiz ise eşsiz bir deneyim yaşattı. Dinleyicilerimizin arttığını görmek bizi mutlu etti. Heybemizde bizi henüz dinlememiş olanları konserlerimize getirecek kadar çok sayıda yeni şarkı ve proje var. Redd’in 20. yılı nedeniyle de birtakım sürprizlerimiz olacak.

Nedir o sürprizler?

Redd softcore gelecek ve senfoni albümü yapacağız. Ayrıca hali hazırda yayınlamaya başlayıp dört şarkısını çıkarttığımız albümün diğer şarkılarını da önümüzdeki zamanlarda paylaşacağız.


Haber Kaynağı : 12punto

12Punto Doğan Duru Redd röportaj