Yakup Cemil idam edilmişti.
1903 yılından beridir Enver Paşa’nın yanındaydı.

Enver Paşa’nın sayesinde İttihat ve Terakki Cemiyetine girdi. Fedai oldu. Selanik’te Enver Bey’in(o tarihte paşa değildi) isteğiyle Mustafa Kemal’e suikast düzenledi, ama başarılı olamadı. 1910 yılında gazeteci Ahmet Samim’i öldüren kişi olduğu iddia edildi. Ancak yargılanmadı, öldüren de bulunamadı.
Trablusgarp-Bingazi’de Enver Bey’in emrinde savaştı. Burada bir teğmenin kafasına sıkarak sorgusuz sualsiz öldürdü. Enver Bey apar topar onu İstanbul’a gönderdi.
Enver Bey’in yaptığı Babıali baskınında Harbiye Bakanı Nazım Paşa’yı şakağından vurup öldürdü. Ama yargılanmadı. 1914 yılında Kuşçubaşı Eşref onu Teşkilatı Mahsusaya aldı. Astığı astık, kestiği kestikti.Çünkü Enver Paşa’nın bir numaralı fedaisi ve destekçisiydi.
1915 yılında Erzurum’da Ermeni tehcirini organize etti. Bitlis’e gitti, Bağdat’a gitti. Başına buyruktu. Bir süre sonra verilen emirleri dinlememeye başladı. Sonra İstanbul’a çağrıldı. İstanbul’da Enver Paşa ile ters düştü. Çünkü İhtilal planları yapmaya başlamıştı.
O sırada Mustafa Kemal de Çanakkale savaşında destan yazmış, Payitahtı kurtarmış, Devleti kurtarmıştı. Bu nedenle Yakup Cemil Enver Paşa’yı öldürüp, Mustafa Kemal Paşa’yı başa getirmeyi düşünüyordu. Daha önce öldürmek istediği Mustafa Kemal Paşa için artık “Mustafa Kemal Harbiye Bakanı ve Başkomutan Vekili olmadıkça kurtuluş yoktur” demeye başlamıştı.
Aklı başına gelmişti ama geç kalmıştı. Bunu birkaç yerde söyleyince söz Enver Paşa’nın kulağına gitti ve hemen tutuklattı. Vatana İhanet Kanunu'nun 14. madde 6’ncı fıkrasından idam cezasına çarptırıldı. Ardından 11 Eylül 1916 günü kurşuna dizilerekidam edildi.
O tarihte Mustafa Kemal hiçbir şeyden habersiz Silvan’da 16’ncı Kolordu Komutanı idi.
General olmuştu. Kafkas Cephesinin Bingöl-Muş-Bitlis hattını tutuyordu. 2’nci Ordu Komutanı Ahmet İzzet Paşa ile birlikte önemli başarılara imza atıyordu.
İstanbul’dan Diyarbakır’a Selanikli Doktor Hilmi geldi. Hilmi, Yakup Cemil’in çok yakın arkadaşı idi. İstanbul’da Yakup Cemil, Hakkı Sapanca ve Hüsrev ve bir iki kişi daha Hükümet aleyhine darbeye teşebbüsten tutuklandıklarını ama kendisinin kaçarak kurtulduğunu söyledi. Diyarbakır’dan bir süre bekledikten sonra Mustafa Kemal’e haber gönderdi. Silvan’a gelmek istediğini ve görüşmek istediğini söyledi. Mustafa Kemal de kabul etti.
27 Eylül 1916 akşamı birlikte yemek yediler. Doktor Hilmi korkuyla İstanbul’da neler yaptıklarını anlattı;
-“İstanbul’da kalsaydım beni de asacaklardı” dedi.Mustafa Kemal Paşa’dan asılmaması için İstanbul’daki makamlardan ricada bulunmasını istedi. Mustafa Kemal de kabul etti. Üst makamlara yazı yazarak asılmamasını, cezasının af edilmesini sağladı.
Daha sonra sınıf arkadaşı Ali Fuat Cebesoy Silvan’a geldi. Akşam yemek yediler. Sofrada konu açıldı. Mustafa Kemal Paşa Ali Fuat’a İstanbul’dan Doktor Hilmi’nin geldiğini İstanbul’da bazı olaylarla ilgili bilgi verdiğini söyledi.
-“Yakup Cemil asılmış” dedi. “Sebebi de Mustafa Kemal Harbiye Bakanı ve Başkumandan vekili olmadıkça kurtuluş yok demiş” dedi.
Ali Fuat dinliyordu. Bir an sessizlik oldu. Eğer Yakup Cemil başarılı olsaydı görevi kabul edip etmeme konusunda kısa bir konuşma geçti. Evet, Mustafa Kemal Paşa Harbiye Bakanı ve Başkomutan Vekili olmak isterdi. Ama bir süre sonra konuşmasını şu cümlelerle bitirdi;
-“Eğer ben Yakup Cemil ve gibilerin isteğiyle iktidara getirilecek adamsam, adam değilim" dedi.
Selanikli Doktor Hilmi’ye gelince, daha önce Çanakkale savaşında Anafartalar savaşında karargah doktorluğu yapmıştı. Mustafa Kemal Paşa böyle bir kahramanı harcamazdı. Onun hayatını kurtardı. Yanına aldı. Karargah Doktoru yaptı. Doktor Hilmi Kurtuluş Savaşında Bursa Mustafakemalpaşa ve Karacabey yöresinde Yunanlılara karşı çarpıştı, Kurtuluş Savaşında görev aldı. Kurtuluş Savaşından sonra da TBMM’de milletvekilliği yaptı.

Ülkemize çok yararları oldu.
Selanikli Doktor Hilmi, Dr. Mehmet Hilmi Oytaç idi.
Sadece Doktor Hilmi değil, Hakkı Sapanca ve Hüsrev Gerede, Kurtuluş Savaşında Atatürk’ün emrine girdiler. Düşmana karşı büyük kahramanlıklar yaptılar.
Hepsi faydalı oldu.
Mustafa Kemal ise o tarihlerde Harbiye Bakanı olmayı çok istedi. Çünkü amacı Padişah V.Mehmet Reşat’ı ikna edip, I. Dünya Savaşında yenilmemize sebep olan Almanlara kııç çekip(kendi tabiri), gerekirse ülke menfaati için İngilizlerle masaya oturup, 1916 yılındaki Osmanlı Devletinin askeri ve insan gücünü ve o tarihteki haritasını kurtarmayı düşünüyordu.
Mustafa Kemal’e göre o tarihte bu mümkündü ve 1916 yılında Balkanların dışında henüz çok şey kaybetmemiştik.
Ama olmadı, olmazdı çünkü Mustafa Kemal birilerinin darbesiyle iktidara getirilecek adam değildi. Ayrıca adam kaybetmez, adam kazanırdı.
Kısaca o, adam gibi adamdı.
Çok Okunanlar
Altunç Kumova’nın savcılık ifadesi ortaya çıktı
Havalimanını su bastı, felaket havadan görüntülendi
Katılımevim ve Birevim sürecinde yeni dönem
Şanlıurfa’da borç anlaşmazlığı silahlı kavgaya dönüştü
AKP oylarını artırdı, Yeni Parti'deki düşüş dikkat çekti
Beşiktaş'tan Trossard’ın sakatlığıyla ilgili açıklama
Kadir İnanır'ın mirası ortaya çıktı
Ekonomide tehlikenin farkında mısınız?
Dünyada yeni bir döneme doğru
Aziz Yıldırım’dan Ali Koç’a sürpriz davet