Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Devletin asli görevi inanç tasarımı değil, yaşamı korumaktır

Dün bu ülkede çocuklar katledildi. Medyanın malum taraflı tutumu nedeniyle gelişmeleri sosyal medyadan takip etmeye çalıştık. Ancak karşılaştığımız manzara sadece acı değil, insanlığımızdan utandıran bir öfke oldu. Ülke insanının ruhsal ve ahlaki açıdan ne derece hastalandığına bir kez daha tanık olduk.

Henüz evlatlarımızın acısı tazeyken, iktidarı savunma telaşına düşenlerin sergilediği o tiksindirici çaba hayret vericiydi. Bahaneler üretildi, suçlular icat edildi, herkes hedef gösterildi; ancak bir tek o süreci yönetenler sorumlu tutulmadı.

KAMU OTORİTESİNİN VARLIK SEBEBİ

Devletin temel görevi, yurttaşın neye inanıp inanmayacağını düzenlemek veya inançlara müdahale etmek değildir. Devletin asli varlık sebebi; her bir ferdin canını, malını ve hukukunu güvence altına almaktır. Örneğin, bir devletin önceliği "Ramazan etkinliği" düzenlemek olamaz. Devletin vazgeçilmez görevi, çocukların ve tüm vatandaşların can güvenliğini sağlamaktır. İnsanlar, tam da bu güvenlik ihtiyacı için kamusal bir otoritenin varlığını ve hukukunu kabul ederler.

BAKANLIĞIN GERÇEK GÜNDEMİ NE?

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i göreve geldiğinden beri asıl işiyle, yani eğitimle ilgili bir hamle yaparken görmek ne yazık ki nasip olmadı. Kamuoyu onu hep tarikatlarla, kendi deyimiyle "STK" adı altındaki yapılarla kurduğu ilişkilerle, inanç odaklı söylemleriyle ve okullardaki Ramazan etkinlikleriyle tanıdı. Eğer sayın bakan, enerjisini inanç bağlamlı işlere değil de eğitimdeki çürümeyi durdurmaya, yani bakanlığın kendisine odaklasaydı; çocuklarımız için bugün çok daha sağlıklı ve güvenli bir ortamdan bahsedebilirdik.

GELECEK KARANLIĞA GÖMÜLÜYOR

Elbette bu eleştiri sadece Yusuf Tekin ile sınırlı değil; bu, iktidarın tüm birimlerine yapılması gereken bir çağrıdır. Toplum hızla çürüyor. İktidara sesleniyorum: Artık toplumu bölmeyi, "biz ve onlar" diyerek parçalamayı bırakın. Bu ayrıştırma siyaseti devam ettiği sürece, geleceğimiz her geçen gün daha da karanlık görünüyor.

Çocuklarını koruyamayan bir toplumun, üzerine inşa edeceği hiçbir inanç veya ideoloji onu kurtaramayacaktır.