Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
52,1953
Dolar
Arrow
44,8006
İngiliz Sterlini
Arrow
59,5136
Altın
Arrow
5891,5725
BIST
Arrow
10.729

Atatürkçüler, mollalar ve bir garip diplomat

Emekli Büyükelçi Selim Kuneralp, İran’daki rejimi eleştirirken, “Atatürkçü olduklarını iddia edenlerin molla sevgisini anlamakta güçlük çekiyorum” demiş. Babadan hariciyeci Kuneralp’in, Atatürkçülükle ilgili bu korkunç cehaletinin boyutlarını anlamakta da ülkemizin Atatürkçüleri güçlük çekiyorlar. 

Neden mi?

Bir Atatürkçü, bir Kemalist, bir Cumhuriyetçi, bir Kuvayı Milliyeci olarak maddeler halinde sıralayalım… 

Birincisi, Selim Kuneralp, kıdemli bir diplomat. Kariyer diplomatı. Hariciyede uzun yıllar görev almış. Babası Zeki Kuneralp de önemli bir diplomat idi. Önemli başkentlerde Türkiye’yi temsil etmiş, bakanlıkta müsteşarlık yapmıştı. Baba Zeki Kuneralp; Kurtuluş Savaşı’na karşıtlığıyla bilinen, Kuvayı Milliyecilere hakaretler yağdıran, Damat Ferit hükümetlerinde bakanlık yapan gazeteci – yazar Ali Kemal’in (Artin Kemal olarak da bilinir, İngiliz Muhipleri Cemiyeti üyesidir) oğlu olmasına karşın, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün emriyle, hariciye kariyerine başlayabilmişti. Sınavı kazandığı halde, babası nedeniyle onu bakanlığa almakta tereddüt edenlerin, durumu İsmet Paşa’ya sormaları üzerine, İsmet Paşa, kimsenin babasının yaptıklarından sorumlu tutulamayacağını ve Cumhuriyetin kimseye kin gütmeyeceğini söyleyerek, memuriyete alınmasını sağlamıştı. Bırakınız diğer gerekçeleri, sırf bu nedenle bile Atatürk’ü, Atatürkçülüğü çok iyi bilmesi ve sahiplenmesi gereken Selim Kuneralp, belli ki, Atatürkçülüğün ne antiemperyalist karakterini kavramış ne de herkesin, ama en başta da Türk diplomatlarının (dikkat, Türkiyeli diplomatlar değil) çok iyi bilmesi gereken Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini anlamış. 

İkincisi, suçlar, sorumluluklar, hatalar şahsidir, kişiseldir. Bu çok temel bir hukuk kuralı olması yanında çok temel bir ahlaki ilkedir. O nedenle Kuneralp, dedesinin ihanetiyle suçlanamaz. Eleştirilemez. Yargılanamaz. Lakin Selim Kuneralp’in hariciye kariyerinde, dönemin Ankara’daki Avrupa Komisyonu Delegasyonu Başkanı Karen Fogg’la, bir Türk diplomatının asla girmemesi gereken, izaha muhtaç bir siyasi ilişki var. Fogg, elektronik postalarında (kitap olarak da yayınlanmıştır, Doğu Perinçek, Karen Fogg’un E- postalları, Kaynak Yayınları, 2002) aralarında Kuneralp’in de olduğu pek çok isme, gazetecilere, akademisyenlere talimatlar vermektedir. Atatürkçülere, Cumhuriyetçilere, Türk Ordusu’na, KKTC kurucu cumhurbaşkanı, milli kahraman Rauf Denktaş’a düşmanlığıyla bilinen Fogg, Türkiye’ye karşı bozgunculuk yapmakta, casusluk faaliyeti yürütmektedir. Talimatlar verdiği, elektronik ortamda mesajlaştığı, hizmetlerine karşılık telif ücreti ödediği kişiler vardır. Kuneralp de Fogg’un temas kurduğu isimlerdendir, Mehmet Altan, Cengiz Çandar, Şahin Alpay gibileriyle birlikte. Bu liste uzundur. Kadro ilginçtir. Bir kısmını casusluk, ihanet, cinayet örgütü FETÖ’den, bir kısmını ABD kontenjanından DEM Parti milletvekili olarak tanıyoruz. 

Üçüncüsü, sosyal medyada aktif olan, cemiyet hayatında öne çıkan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla 1935’te kurulan Moda Deniz Kulübü’nde önümüzdeki günlerde yapılacak yönetim seçimlerinde yarışan listelerden birinde denetim kurulu üyeliğine aday olan Selim Kuneralp; Atatürkçülerin, İran’daki rejim ve Atatürk karşıtı mollalarla, İran’a yönelik emperyalist saldırıyı ayrı ayrı değerlendirdiğini anlamıyor. İran’daki rejim karşıtlarının, rejime yönelik haklı, meşru itirazları ve eleştirileri başkadır, İran’a yönelik ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizminin saldırıları başkadır. Kuneralp; İran’daki rejimi ve emperyalizm karşıtı Atatürkçüleri eleştirirken, ABD- İsrail saldırganlığına, barbarlığına, haydutluğuna tek kelime etmiyor. 

Dördüncüsü, İran’daki 1979 İslam Devrimi öncesinde baba – oğul Pehlevilerin Atatürk’e yönelik sevgisi, saygısı, Atatürkçülerin İran’daki monarşiye, hanedanlığa, ABD uydusu yönetime sempatiyle bakmasının gerekçesi olamaz. 

Beşincisi, İran’daki rejim muhaliflerinin büyük bölümü, rejimle devleti, rejimle vatanı, rejimle milleti ayrı tutuyor, bunları birbirine karıştırmıyor, ülkelerine yönelik emperyalist saldırganlık karşısında, devletlerini, vatanlarını, milletlerini savunuyorlar. Belli ki Kuneralp bunu anlamamış. 

Altıncısı, Kuneralp; Türkiye’deki Atatürkçülerin, İran’daki rejimin karakteriyle, Atatürk karşıtlığıyla, Türkiye’ye yönelik belli dönemlerde hayli ileri giden düşmanca tutumuyla, İran’a yönelik haksız, hukuksuz, emperyalist saldırıları ayrı tuttuklarını da anlamamış. 

Yedincisi, ABD ve İsrail; İran’da amaçlarına ulaşırlarsa, bu durum; Türkiye için çok olumsuz sonuçlar doğurur. 

Sekizincisi, Atatürkçülük adına, İran’daki rejimi gerekçe gösterip ABD – İsrail barbarlığını desteklemek; milliyetçilik adına, İran’da sayısı kimi kaynaklara göre 30 milyonu geçen, kimi kaynaklara göre 40 milyonu aşan Türklere işaret edip, ABD – İsrail haydutluğunu desteklemek; Sünnilik adına, İran’ın Şii olduğuna dikkat çekip, ABD – İsrail saldırganlığını desteklemek; emperyalizme hizmet etmektir. Bunu Kuneralp çapında birinin görmemesi beklenemez. Lakin Karen Fogg’un iletilerinde de görüldüğü gibi, Kuneralp’in emperyalizmle sorunu yoktur. Tersine, Türkiye’ye, Türk Milleti’ne demokrasiyi, özgürlüğü, insan haklarını, hukuk devletini Avrupa Birliği emperyalizminin getireceğini düşünmektedir. 

Sonuç olarak ülkemiz adına büyük talihsizlik şudur: Kuneralp’in batıcı, liberal, numaracı cumhuriyetçi çizgisi, sadece hariciyede değil, siyasette, bürokraside, akademide, medyada, sendikalarda, meslek örgütlerinde, yayın camiasında (misal, İletişim Yayınları) yaygındır. Kuvayı Milliyecilerin süngüsüyle, savaş meydanlarındaki zaferler sonucu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan onurlu Türkiye Cumhuriyeti’nin diplomatı bu çizgide olmaz. Bu çizgi, Türk hariciyesinin seçkin bir mensubu olmak yerine, batı başkentlerinden aferin almaya çalışan son dönem Osmanlı sefir-i kebirlerinin, nazırlarının, sadrazamlarının çizgisidir.