10 Ağustos 1920 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş döneminde, Batı emperyalizminin Osmanlı’ya parçalanmayı dayattığı Sevr Anlaşması’nın yıldönümünde, Lozan’a meydan okurcasına hazırlanan “Çerçeve Yasa” TBMM’de yüksek oy çoğunluğu ile kabul edildi.
Batılı sırtlanlar, Orta Doğu coğrafyasında yüzlerce yıllık planlarında, Türk milletinin Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği azim ve kararlılık ile dalga geçercesine tarihleri sembol olarak kullanmaktan, Sevr’in yıldönümünde Türk milletinin başını Gazi Meclis eliyle PKK’ya eğdirmekten hiç çekinmediler.
Oysa vatansever her Türk vatandaşı, Türk milleti tanımının, birbirinden farklı etnik gruplardan oluşan, yüz yıllardır bu topraklarda ortak kültüre sahip, aşkla çoğalmış, tarihsel kaderinde kenetlenmiş bir millet olduğunu bilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasası’nda vatandaşlık tanımı nettir.
Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’nün Lozan’da kapitülasyonların kaldırılması konusunda elde ettiği tarihsel başarının ışığında, Cumhuriyet’in vatandaşlık anlayışı ve Anayasa’nın eşitlik ilkesi açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları kanun önünde eşittir.
Bu nedenle bugün “eşit yurttaşlık” kavramının yeni bir siyasi vaat olarak sunulması, Mustafa Kemal Atatürk’e ve kurucu iradeye kasıtlı bir ihanettir.
Ayrıca, Türk milleti diyemeyen hiç kimseden bu millete lider olmaz.
Ne acıdır ki, İmralı canisi Abdullah Öcalan, milletvekillerinden önce yasa tasarısının tüm maddelerine hâkimdir.
Çerçeve Yasayı eksik bulmakla birlikte, bu adımı, Demokratik Türkiye adını verdiği, ulus devleti bölen hayalindeki Federatif Yapının ilk adımı olarak görmektedir.
Türk milletinin PKK yasası olarak tanımladığı bu yasa, Kürt kökenli vatandaşlarımız ile doğrudan ilgili değildir.
Ne PKK ne Abdullah Öcalan Kürt kökenli vatandaşlarımızın temsilcisi de değildir.
PKK bu topraklarda yıllarca, vahşetle cana kıyarken Kürt, Laz, Çerkez ayrımı yapmamıştır.
Ayrıca, Türkiye’de Kürt sorunu yoktur; adalet sorunu vardır, işsizlik sorunu vardır ve en acısı, ahlak sorunu vardır…
10 Ağustos 2026 tarihinde Gazi Meclis, Cumhur İttifakı’nın bir sonraki adımda onların varlık sebebi, dış güçlerin emriyle değiştirmek zorunda oldukları Anayasa’nın da kapısını aralamıştır.
Ne acıdır ki, sayıları hangi oranda olursa olsun, tarih önünde Cumhuriyet’i kuran CHP’nin ve onu bölerek kurulan Yeni Parti’nin kurumsal kararı bu ihanet yasasına evet olmuştur.
Türk milleti bir kez daha Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilmediğini anlamıştır.
Unutulmasın ki bu topraklarda ihanetin affı olmaz, bedeli olur.
Çerçeve Yasayı hazırlayanlar ve onaylayanlar bu gerçeğin farkında olacaklar ki anlaşma maddelerine ileride yargılanmayacaklarının garantisini de eklemişlerdir.
Bir gün millî hükümet kurulduğunda bunun hesabı elbet sorulacaktır.
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının, aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin önünde saygıyla eğiliyorum.
Ne mutlu Türküm diyene…
Çok Okunanlar
Alkolmetreyi reddeden sürücüye 550 bin lira ceza
Teknoloji ve kalitenin çapraz ilişkisi
Erdoğan için 'geçiş dönemi cumhurbaşkanlığı' formülü
İşte AKP'ye geçen 7 belediye başkanı
Ne mutlu Türk'üm diyene
'Ortada devlet aklı yok, devlet Alzheimer'ı var!'
CHP'li vekilden ilk açıklama geldi
'İhanet Korosu' temalı video ile Balıkesir mitingine çağrı
Alihan Kuriş gizli bölmede saklanırken yakalandı
O partinin Meclis'teki grubu düşüyor!