Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,3773
Dolar
Arrow
44,2025
İngiliz Sterlini
Arrow
59,2298
Altın
Arrow
7375,1225
BIST
Arrow
10.729

Emperyal faşizm

Kapitalizmin son aşaması olan emperyalizm, küresel bunalım ve komadan çıkamadığı için kurtuluşunu emperyal faşizmde aramaktadır. 

Bunu yaparken de yeraltı ve yerüstü kaynakları açısından çok zengin ülkelere karşı sahte demokrasi ve özgürlük söylemini kullanmaktadır.

Bu söylemlerin doğru olup olmadığını anlayabilmek ya da buna inanmak için Irak, Suriye, Afganistan ve Libya gibi ülkelere bakmanız yeterlidir. 

Emperyalizmin hiçbir ülkeye demokrasi ve özgürlük değil; zulüm, gözyaşı, terör, kan ve yoksulluk getirdiğini unutmayın. 

Size “özgürlük ve demokrasi getireceğim” diyeceksiniz, sonra bir halkın millî servetlerini yağmalayıp ülkeyi yerle bir ederek yoksullaştıracaksınız.

Emperyalist sömürü, işgal ve katliamlar giderek artmaktadır. Küresel soyguncu ve bozguncu güçler, emperyalist sömürgeci politikalarını 

kendilerine itaat etmeyen ülkelerde işgal, sömürü ve katliamlarla sürdürmektedir. Bu ülkelerde, insanca yaşam için mücadele eden insanların bir yandan yaşam hakları ellerinden alınırken diğer taraftan kaynakları çalınmaktadır.

Bu ülkelerde tüm insani değerler çiğnenmekte, ahlaki değerler yerle bir edilmektedir. Emperyal faşizm; kendi çıkarı için her türlü zulmü, 

haksızlığı, adaletsizliği, sömürüyü ve cahilleştirme politikalarını tüm ülkelere dayatmaktadır. Emperyal faşizmin anavatanı Amerika ve 

İngiltere’dir. Emperyalizm, işgal ettiği ve sömürdüğü ülkelerde kendisine bağlı işbirlikçi bir sınıf ve iktidar yaratır. 

Bunalıma girdikçe baskı, şiddet ve sömürü politikalarını artırır. Demokrasi ve özgürlük isteyen yurtseverlere zulüm ve katliam uygular. 

Halkı ise acıya, açlığa, zulme ve kana boğmaya çalışır; özgürlükten ve insanca yaşam olanaklarından yoksun bırakır. 

Bunun adı emperyal faşizmdir.

Amerika, İran halkına özgürlük vadederken diğer yandan İran halkının geleceği olan kaynakları hedef almaktadır. 

Amerika, nereyi işgal etmeyi aklına koysa “demokrasi, insan hakları ve özgürlük” söylemini kullanmaktadır. 

Oysa uluslararası ilişkilerde ülkelerin davranışları çoğu zaman stratejik çıkarlarla şekillenir. 

Demokrasi ve özgürlük çoğu zaman bu politikanın reklamıdır.

İran, dünyada petrol ve doğal gaz rezervleri bakımından en zengin ülkelerden biridir. 

Ortadoğu’da stratejik bir konuma sahiptir ve bölgesel güç dengelerinde kritik bir aktördür. 

Bu nedenle yalnızca ideolojik değil, aynı zamanda güvenlik ve bölgesel nüfuz açısından da kritik öneme sahiptir. 

ABD yıllardır İran’ın petrol ihracatını sınırlandırmış, döviz gelirlerini azaltmış, enerji ve altyapı yatırımlarını zorlaştırmıştır. 

Bu da yetmemiş; nükleer tesislere yönelik sabotajlar düzenlenmiş, enerji altyapısına saldırılar yapılmıştır. 

Bütün bunlar bir yandan ekonomik savaş, diğer yandan özgürlük maskesi altında gerçekleştirilmiştir.

Bu durumun adı küresel faşizmdir. Küresel faşizm; bir devletin başka devletler ve toplumlar üzerinde ekonomik, askeri, siyasi ya da kültürel hâkimiyet kurma ve sömürü alanını genişletme politikasıdır. Emperyalizmin doğası gereği güç ve çıkar odaklıdır. 

Evrensel değerleri meşruiyet kazanmak için kullanır. Bu nedenle çoğu zaman iki yüzlüdür. 

Bu ilişkide ahlaki tutarlılık değil, güç dengesi ve çıkar belirleyicidir.

ABD’nin Ortadoğu politikası istikrar değil, istikrarsızlık üzerine kuruludur. Girdiği ve işgal ettiği ülkelerde rejimleri devirir; 

devlet kurumlarını, orduyu ve bürokrasiyi dağıtır; mezhepsel çatışmaları derinleştirir; radikal terör örgütlerini güçlendirir 

ve bir güç boşluğu yaratır. Böylece bölgesel güvenlik sorunlarını artırır ve devlet yapısını zayıflatır. 

Sonuçta ortaya çıkan bu istikrarsızlığı kendi lehine kullanır.

Emperyal faşizmin baş tetikçileri olan ABD ve İsrail’in başka ulusları siyasi, ekonomik ve askeri zorbalıkla tahakküm altına alma çabaları; örgütlü halkların direnci karşısında başarıya ulaşamayacaktır. Aşırı otoriter, baskıcı ve militarist bir anlayışla devletlerin üzerinde askeri, siyasi ve ekonomik hâkimiyet kurmaya çalışan emperyal faşizm, halkların direnci karşısında mutlaka yenilgiye uğrayacaktır.