Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
54,8805
Dolar
Arrow
47,5652
İngiliz Sterlini
Arrow
63,9761
Altın
Arrow
6409,1148
BIST
Arrow
13.688

Türkiye 2.0’a gidiş!..

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

Ankara’daki zirve üzeri adını, sanını, misyonunu gayet iyi bildiğimiz NATO’ya “NATO 3.0” adını koydular. Bunun anlamı sonuç bildirisinde ortaya çıktı; Ukrayna ve İran da hedefe oturtuldu.

İçeride de tam gaz; “Türkiye 2.0”a sürükleniyoruz.

İktidar ve medyası, PKK için çerçeve yasa çıkarılmasının sevinci içinde. Türkiye nihayet “50 yıllık en baş belası terör meselesini çözmede yolun sonuna gelmiş”... “Tarihi bir sürecin eşiğinde” imişiz... “Hoş geldin barış”, “Aydınlık günler gelecek” diyorlar...

Muhatap aldıkları bölücü terör örgütü döne döke, “100 yıllık Kürt sorununun çözümü”nden dem vurup söz konusu yasanın “ilk adım” olduğunu söylüyor; ama duymazdan, anlamazdan geliyorlar!..

Abdülkadir Selvi’nin yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte yurtdışından geleceğini müjdelediği KONGRA-GEL başkanı Remzi Kartal, daha dört gün önce, “PKK olmasaydı, bu noktaya gelinmezdi... Kök yasayla sadece bir kapı açılıyor, demokratik siyasete giriş için bir kapı aralanıyor, hepsi bu.” demiş, ne gam!..

Hangi “Savaşı” Kazandı da İkinci Cumhuriyeti Kuruyor?

Şu trafiğe bir bakar mısınız?

PKK’nın siyasi ayağı DEM’in İmralı heyeti Pazar günü apar topar teröristbaşının huzuruna çıktı. 3 saatlik görüşmede, bu çerçeve yasayı ele aldılar.

Ertesi gün de teröristbaşı adına açıklama yaptılar.

Teröristbaşı demiş ki; “bin kilometrelik yol bir adımla başlar”.

Ortalama adım-kilometre hesaplarına göre; demek, önümüzde 1 milyon 311 bin 999 adım daha var!..

Başka? 

“Bu yasa ile tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıyoruz. En az Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız. Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde nasıl büyük bir emek ve fedakârlık ortaya konulduysa, şimdi de demokratik cumhuriyet için aynı ciddiyetle çalışmak gerekiyor... Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralanmaktadır.” diye buyurmuş.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in müfredattaki “Kurtuluş Savaşı”“Milli mücadele” ile değiştirirken sorduğu gibi soralım:

40 bin insanın katili bölücübaşı ve örgütü, Türkiye’yi “neyden” kurtarıyor veya hangi “savaşı” kazanmış da, kendinde ikinci cumhuriyeti kurma hakkı görüyor?!

Yine önceki gün ömrünü PKK’ya adayan Cengiz Çandar övüne övüne, TBMM’ye emrivaki yapılan/yapılacak olan yasa metnini sadece Erdoğan, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve teröristbaşının bildiğini açıklarken, teklifin Meclis Başkanlığı’na sunulmasının beklendiğini, Meclis iç tüzüğündeki süreçlerin ardından komisyondan hızla geçirilerek, ayın 6’sı veya 7’si gibi yasalaşabileceğini kaydetti.

Vallahi de öyle oldu. Aynı gün o teklif, içeriği olmadan AKP Grubu’nda imzaya açıldı. Dün de “açılımın” mimarı MHP Lideri Devlet Bahçeli “tarihi imzasını” attı.

Şimdilik sadece o teklifin adını biliyoruz; “Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi” imiş.

PKK ve PKK’lıların dayatmaları dışında milli dayanışmamız ve toplumsal bütünleşmemizde bir sorun olmadığına ve yasa A’dan Z’ye bölücü terör örgütü için çıkarıldığına göre; “PKK’yla dayanışma ve PKK’yla bütünleşmenin güçlendirilmesi” dense, daha iyi olmaz mıydı?!

Bir öneride daha bulunalım.

Malûm, bu açılımı TBMM’nin kucağına bırakmak ve milletvekillerini teröristbaşının ayağına göndermek için oluşturulan “Milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi komisyonu” yasadışı şekilde kuruldu.

Madem bu kadar aceleleri var; içeriği meçhul yasa teklifini Adalet Komisyonu’na gönderip vakit kaybetmesinler. Doğrudan, içeriği meçhul şekilde Genel Kurul’da oylayıp, yine içeriksiz olarak Resmi Gazete’de yayımlasınlar!..

MİT’in Başı: “Benim Devletim Niye Yok”

Bir kez daha birinci açılım sürecine gidelim.

O sürecin “kilit adamı”, dönemin MİT Müsteşarı Emre Taner’di. ABD’nin de ağırlığını koyduğu “PKK’yı dağdan indirme” planını hazırladı; iktidara ve MGK’ya kabul ettirdi... Teröristbaşıyla “müzakereleri” yürüttü... Talabani ve Barzani’yi devreye soktu... Plana göre; yönetici kadrodakiler bir kuzey Avrupa ülkesine yerleştirilerek, diğerleri sessiz sedasız dönecek, beraberinde de “demokratikleşme çabaları” sürdürülecekti.

Ancak şöyle “can sıkıcı” konular vardı:

- “Üst düzey görevliler ve siyasiler kapalı kapılar ardında gerçeği kabullense de, alt düzeyde, özellikle Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve bazı askeri birimlerde direniş vardı. Aynı iklim medyada ve bir ölçüde kamuoyunda da mevcuttu...”

- “Barzani federe devleti gerçeğinin kabul edilmemesi ve Barzani’ye ‘aşiret reisi’ denmeye devam edilmesi, PKK’yı tasfiye planını işletmeyi engelliyordu...”

Geçen 21 yılda bu “can sıkıcı” konular büyük ölçüde halledildi ki, hemen hemen aynı süreci yaşıyoruz.

Emre Taner’in emekli olduktan sonra TBMM 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nda PKK konusunda söylediklerinden bazılarını da aktaralım.

Birincisi; “Örgütün içinde bazı kadrolar çözüm sürecinden ürktü. Ben bunları yüz yüze görüştüm bu adamlarla. Sebep şuydu: 500’ün üzerinde bir yönetici kadro ‘Biz ne olacağız? Çözüm sürecinden sonra biz Türkiye’ye dönersek tutuklanacağız. Ne yapacağız?’ Gidin Norveç’te oturun, gidin İsveç’te oturun. Hangi parayla, hangi pulla, hangi fonlarla? Büyük tereddütler vardı, o gün dağa çıkanlar bugün 55 yaşında. 60 yaşına gelmiş adamlar var. Dağda emeklilik yok, dağda ölüm var bunu biliyorlar, yanaşmak istediler, fakat yapamadılar, olmadı. Çünkü önlerine doğru düzgün bir yol haritası koyamadık.” dedi.

İkincisi; “Yugoslavya dağıldı, yedi tane devlet doğdu. Karadağ 2.5 milyon bile değil devlet. Makedonya devlet. Adam diyor ki ‘30 milyonum, benim devletim niye yok?' şimdi bu sorunun cevabını vermek durumundasınız.” sözleriyle, adeta PKK’ya hak verdi.

Yıllarca MİT Müsteşarlığı yapan Emre Taner’in “ezber bozan” çok önemli bir başka “öngörüsünü” daha hatırlatalım.

2007’de, MİT’in 80’inci kuruluş yıldönümü vesilesiyle yayımladığı mesajda; önce şu tespitlerde bulundu:

“Türkiye, bir yandan yakın zamana kadar değişik çap ve karakterde savaşların yer aldığı ve halen potansiyel çatışma tehditlerinin bulunduğu Balkanlar, diğer yandan birçok bakımdan sürtüşmelere sahne olan ve çeşitli istikrarsızlık potansiyelleri taşıyan Kafkaslar ile yaklaşık 40 yıldır fiili çatışmalar ve terörist faaliyetlerle yoğrulmuş Ortadoğu’nun arasında bir iç hat pozisyonuna sahip halde bulunmaktadır. Ayrıca bu pozisyon kademeli olarak Orta Asya’ya açılan alanlarla da bağlantılıdır. Bu üç bölgenin ve Orta Asya’nın birçok bakımdan küresel politikaların ve ‘rol’ savaşlarının belirli açılardan yoğunlaştığı alanları oluşturduğu da bir gerçektir. Dolayısıyla yeni sorun ve tehditler doğrultusunda 21. yüzyılda doğuya doğru genişleyen dinamik bir alan söz konusu olmakta ve bu durum Türkiye’nin gittikçe genişleyen bir alanda merkezi pozisyon kazandığını/kazanacağını göstermektedir.”

Ardından da; “Başroldekiler ve figüranlar değişiyor. Bazı ulus devletler tarih maratonunu kaybedecekler ve ulusal egemenliklerini yitirecekler.” dedi.

Şuraya geleceğiz; “devlet aklı” daha 21 yıl önce PKK’nın önüne “doğru düzgün bir yol haritası koymaktan” söz edip “30 milyonum, benim devletim niye yok?” iddiasını kabul etmişken; İmralı’daki teröristbaşı ve PKK’nın, kalan “1 milyon 311 bin 999 adımın” garantisini istememiş olması mümkün mü?!

Müyesser YILDIZ

5 Ağustos 2026