Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Türkiye'de enerji ve enerji politikası

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de enerji ve enerji politikası; ekonomik istikrar, istihdam, kalkınma, borçlanma, enflasyon, döviz, cari açık ve faiz gibi ana faktörleri ciddi şekilde etkilemektedir. Son dönemde İran’a yapılan emperyal saldırı ve savaş, enerji ve enerji politikasının öneminin bir kez daha yaşamsal düzeyde olduğunu göstermiştir.

Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı oldukça yüksektir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın son verilerine göre Türkiye’nin dışa bağımlılık oranı %67,8 seviyesindedir. Doğalgazda dışa bağımlılık oranı %98’in üzerinde, petrolde ise %90 civarındadır. Enerji ithalatına yılda yaklaşık 65 milyar dolar harcanmaktadır. Savaş nedeniyle enerji fiyatlarındaki artış ekonomimizi birçok yönden etkilemektedir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın hesaplamalarına göre her 10 dolarlık petrol fiyat artışı enflasyonu %1,6 oranında artırmaktadır. Enflasyonu düşürme programı maalesef bu artışlardan ciddi zarar görmektedir. Savaşın uzaması durumunda yıl sonu hedefinin tutturulma ihtimali zayıflamaktadır.

Yine petrol fiyatlarındaki 10 dolarlık artış, cari açığın yaklaşık 2,5 milyar dolar artmasına neden olmaktadır. Bu durum, döviz kurunun artmasını istemeyen Merkez Bankası’nın rezervlerinin azalmasına da yol açmaktadır.

Enerji maliyetlerindeki artış, ülkemizdeki ihracatçının kısa vadeli rekabet gücünü azaltmakta ve maliyet baskısı ihracatın düşmesine neden olmaktadır.

Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde, enerji politikalarında arz yönlü şoklara karşı somut önlemler alınmalı ve bu önlemler sıkı şekilde takip edilmelidir.

Emperyalizmin özellikle gelişmekte olan ülkelere yönelik meydan okumaları, savaşa ve işgallere varan politikalar izlemesi, bu ülkelerin ulusal politikalarında ciddi dönüşümleri beraberinde getirmiştir. Türkiye’nin artan enerji talebinin yarattığı baskı nedeniyle enerji arz güvenliğine öncelik veren politikalarını koruduğu görülmektedir. Bununla birlikte fosil yakıtlara bağımlı yapının, sürdürülebilir kalkınma anlayışı doğrultusunda dönüştürülmesine ağırlık verilmiştir.

Ülkemizin enerji güvenliği açısından yüksek ithalata bağımlılığı ve fosil yakıt bağımlılığının oluşturduğu tehditlerin ortadan kaldırılması amacıyla, millî kaynaklara dayalı enerji dönüşüm süreçleri ön plana çıkarılmıştır. Türkiye, yenilenebilir enerji açısından dünya sıralamasında ilk altı ülke arasında yer almaktadır. Ancak mevcut potansiyelini yeterince değerlendirememektedir.

Türkiye’nin enerji politikalarına tarihsel süreç açısından bakıldığında, bu politikaların büyük ölçüde arz güvenliğini sağlamaya yönelik olduğu görülmektedir. Fosil yakıtlara ve ithalata bağımlılığın yarattığı tehditlere karşı, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim artmış ve sürdürülebilirlik unsuru ön plana çıkmıştır.

Ülkemizin enerji politikalarının temel taşları; enerji verimliliğinin sağlanması, enerji güvenliğinin güçlendirilmesi ve enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasıdır. Bunun yanında bor madeni başta olmak üzere nadir toprak elementlerinin işlenmesi ve nükleer enerji çalışmalarına önem verilmesi gerekmektedir.

Türkiye’nin enerji açığını kapatmaya yönelik olarak nükleer enerji çalışmaları ile bor madeni ve diğer nadir toprak elementlerinin işlenmesine yönelik girişimler, enerji politikasının yönünü belirleyen unsurlar arasında yer almaktadır.

Türkiye, enerji politikaları kapsamında dışa bağımlılığı azaltmalı, enerji verimliliğini artırmalı ve bor, uranyum gibi stratejik elementleri çıkarıp işleyerek katma değer üretmelidir. Bununla birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarından etkin şekilde yararlanılması gerekmektedir.

Enerjide dışa bağımlılık sorununun çözülmesi; enflasyon, cari açık, borçlanma ve kalkınma gibi temel ekonomik sorunların çözümüne de önemli katkılar sağlayacaktır.

Prof. Dr. Duran Bülbül