Dünyada orta sınıf üç beş ülke hariç can çekişiyor.
Kiralar ve özellikle eğitim masrafları, bizim gibi “gelişmekte olan” aslında “gelişmemiş”, ya da “yarı gelişmiş” belki de “gelişmeye pek niyeti olmayan ülkeler” de problemi büyütüyor.
Sağlık hizmetleri bedava olsa bile, bir göz muayenesi için 3-4 ay sonraya ancak sıra bulunabiliyor.
Eğitim de bedava ama kamu okullarının durumu ortada.
Devlet okullarında okuyan çocukların kariyerlerinde dikey geçiş yapması artık pek mümkün değil.
Orta sınıf aileler sıkıştıkça sıkışıyor.
Önceleri orta sınıf bir memurun epeyce üzerinde maaş alan akademisyenler de bu ekonomik dalgalanmalardan nasibini aldı.
Asistan ile profesör neredeyse aynı maaşı alıyor.
Kamuda çalışan işçiler kıdemli bir profesör ile aynı maaşı alıyor.
Doçentler ise daha azını alıyor.
Bu karşılaştırmaları uzatmak, matematiksel algoritmalar kurmak, ajitasyon yapmak, akademisyenlerin bir ülken için önemini detaylandırarak, olayı daha görünür hale getirmek mümkün.
Ama kısa bir hikaye ile konuyu bağlamak, pazar gününüzü bu sıkıcı konu ile daha sıkıcı hale getirmemek için, rahmetli Demirel’den kısa bir anı aktaralım.
Demirel akademisyenlerin huzursuzluğunu görünce, danışmanına dönerek; ne istiyor bu cübbeliler diye sormuş.
Danışmanı Demirel’e; “efendim maaşları çok düşük olduğu için, sorun yaratıyorlar” demiş.
Demirel; “peki ne kadar maaş alıyorlar bu hocalar” diye sorunca,
Danışmanı; “60-70 bin lira civarı” demiş.
Rahmetli Demirel de, “adam olan bu maaşa zaten çalışmaz, herkes başının çaresine baksın” demiş.
Mutlu pazarlar.
Çok Okunanlar
Cumhuriyetçiler de Trump'ın görevden alınması için kazan kaldırdı
'İlaçlar bekliyor, hastalar ölüyor'
Trump neden böylesine dengesizleşti?
Cumhuriyetin son kabadayısı Yalçın Küçük Hoca
Çatışma sırasında yaralanan 2 polisimizin ameliyatları başarıyla tamamlanmıştır
Kurşun sınırda, kriz içeride
Yılmaz Özdil'in Sözcü'den istifasının perde arkasında 'Akın Gürlek' iddiası
Emperyalizm ve NATO
Mükemmelden ‘yeterince iyi’ye
CHP'li meclis üyesi gözaltına alındı