Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Arapları tanıma rehberi

Türkler ve Araplar yedinci yüzyıldan beri yakın ilişki içindeler.

Ramazan Şeşen Hocanın çok kıymetli eseri olan “İBN FADLAN SEYAHATNAMESİ” bize bu ilişkileri çok detaylı olarak anlatır.

Ramazan Hoca, bu çeviri eseri ile, Türk Arap lişkilerini kültürel ve ticari açıdan değerlendirip günümüze ışık tutar. 

Sosyal medyada yoğun olarak dezanformasyona uğrayan Türk Arap ilişkileri, Ramazan Hocanın eseri doğrultusunda, yeniden ele alınarak, espiyonaj çalışmaları bertaraf edilmeli.

Elbette tarihsel süreçte yaşanan olumsuzlukları değiştirmemiz mümkün değil ama olaylara olumlu yönleriyle de bakmakta fayda var.

Yaşanan olumsuzluklara her iki tarafın penceresinden bakmak, karşılıklı yumuşama getirecektir.

Yıllardır Arap akademisyenlerle bilimsel projeler yürüttüğümden, Arapları çok daha yakından tanıma fırsatı buldum.

Diğer yandan son yıllarda üniversitelerimizde sayıları epeyce artan Arap öğrenciler de bu yakınlaşmayı derinleştirdi.

Belli ki yeni nesil Arapların Türklere bakışı oldukça değişmiş.

Aramızda yakın ahbaplık kurmak çok kolaylaştı.

Amerikadaki öğrencilik yıllarımdaki Arap arkadaşlarla olan ahbaplığımı daha da ilerlettim.

Gördüm ki ve anladım ki Araplar, Türklerle belirli çerçevede çok yakın olabiliyorlar.

Birbirlerinin etki alanlarına müdahalenin çerçevesi teknik olarak çizilince, dostluk üst seviyelere çıkıyor.

“Kim daha müslüman” tartışmalarının yaşanmadığı ilişkiler yaralayıcı değil onarıcı oluyor.

Şimdilik derinlemesine girmeyeceğim ama Endüstri Devrimlerinin yarattığı enerji ihtiyacı, Türk Arap ilişkilerini bozan en önemli unsurdu deyip bu konuyu başka bir yazıya saklayayım.

On yedinci yüzyılda başlayan enerji konusu, enerjinin anavatanı olan Arap coğrafyasını Avrupaya fikren olmasa da fiziken yaklaştırdı.

Bu fiziki yakınlaşma maalesef kültürel entegrasyona evrilemedi ki mümkün de değildi, ve özellikle gençlerde bazı kültürel uyum sorunları yarattı.

Dolayısıyla zengileşen Arapları iki yüzyıl sonra yönünün bir kısmını da olsa Türkiye'ye çevirdi.

Günde beş vakit okunan ezan, din görevlilerinin bilgi seviyelerinin ortalamanın üstünde olması, mutfaklarda domuzun olmaması, tabiatı ve dostluk iklimi, Arapları Türkiye'ye daha da yakınlaştırdı.

İçimizdeki dış mihrakların kontrolündeki bazı cemaatlerin tağut (Kur'ân-ı Kerîm'de gerçeği kabul etmeyen kaba ruhlu insan için veya küfrün ve kötülüğün temsilcisi olan her şey anlamında kullanılan bir tabir.) gördüğü Türk camileri, Araplar için hiç de problem olmadı.

Gerçek müslüman olunca, kimin Tağut kimin Tevhid olduğu çıplak gözle görünür hale geldi.

Konu dağılıyor yine.

Esas anlatmak istediğim, Körfez Bölgesinde yaşanan savaşın iktisadi etkileri olacaktı.

Ancak taaaa yedinci yüzyıla gitmişim anlamadan.

Belki de o kadar eskiye gitmeden, günümüzü anlamanın zor olmasındandır. 

Neyse, ezcümle, Körfez Bölgesinde yaşanan dalgalanmaların günümüzün olayı olmadığı ve de yakın zamanda sulha ulaşmayacağı aşikar.

Son 30-40 yılda yaşanan lale devri, feci bir şekilde sona eriyor gibi.

Bu süreçte Arapların Türkiye ile olan ilişkilerini eşitlik ilkesi gereğince, Bölgemize kaydırmak sekizyüz milyonluk Türk Arap nüfusu için en mantıklı olan yol olacaktır.