Berlin, Brüksel, Washington... Macaristan’daki iktidar değişikliği hangi başkentin ürünü? Şimdi birileri kalkıp “seçmen kararı” falan diyecektir. Yeni ortaçağımızda medyanın ve siyasetin halkın bilincini biçimlendirdiği gerçeğini unutarak... En azından büyük kriz dönemleri hariç, halkların kararlarını egemen sınıf bilincinin yönlendirebildiği tezini unutarak...
Bunlar söylenebilir.
Ama kazın ayağı öyle değil.
Budapeşte’de kartların el değiştirmesi, Viktor Orban'ın hükümet anahtarını Peter Magyar'a vermek zorunda kalması, sadece Macar halkının sandıkta ve bağımsız iradesiyle vardığı bir sonuç değil.
Belki görünen, o.
Ama nesnel gerçeklik, kişi/olay/olgulara baktığımızda hiç öyle değil.
Biliyoruz ve Marx’ın haklı olduğunu unutmuyoruz: Şeylerin, olguların, geliştirerek söyleyelim özellikle “tarihsel hadiselerin” sahnedeki görünümleriyle özleri (veya gerçek değerleri, neden-sonuç ilişkileri) bir ve aynı olsaydı, bilime gerek kalmazdı. Solculuğa hiç gerek kalmazdı.
“Benzerlikler kurmaktan kaçınalım” diyen yok, ama ayrılıkları, farklılıkları da unutmamak zorundayız. Kimse kimsenin aynısı değildir
Aynısı değildir, ama benzeridir. Bu anlamda paralellikler kurabiliriz, ilerlemenin yasalarını kurgulayabiliriz.
Nasıl mı?
İnsanlarda, toplumlarda, olaylarda ana eğilimleriyle benzerlikler saptayabiliyoruz. Bir devamlılık görebiliyoruz.
Fakat bunları, yani benzerlikleri “bizler” saptıyoruz.
Aslında bir ve aynı şeyler veya olaylar vs. değiller.
Örnek, doğadan: İnsanların parmak izleri birbirini andırıyor belki, ama kimsenin parmak izi bir başkasının parmak izine benzemiyor. Mümkün değil.
Aynı şey koku için de doğru. Hiçbir insanın vücut kokusu bir başka insanınkiyle aynı değil. Parmak izleri, vücut kokuları her insan için özgündür ve tektir. İnsanların genetik mirasına, bağışıklık sistemine ve metabolizmalarına dayalı bir “koku kimliği” olduğu da biliniyor.
ANA BAĞLANTI KABLOSU, ALMANYA MI?
Biz siyasette kalalım.
Macaristan’a bakalım ve bir paralellik arayalım.
Brüksel lahanasının altına gizlenmiş, o postun altında değerlendirmeler yapan Alman politikacı, militarizmin yılmaz bir savunucusu Ursula von der Leyen, kendisi AB Komisyonu Başkanı'dır, malum, pazar günü Macaristan’da yapılan seçimden Avrupa Birliği’nin zaferle ayrıldığını ilan etti. Hemen seçim akşamında hem de. AB adına konuşuyordu, doğru, ama söylemediği, bu değişikliğin ardında Berlin’in yatıyor olduğu değil miydi? Almanya Başbakanı Friedrich Merz zaten sevincini gizlemedi. SPD, Yeşiller, herkes mutluydu. Siyasette ve medyadaki anti-Orban hava, her şeyin üstündeydi.
Peter Magyar, Berlin onay vermese ve önünü açmasa iktidar olabilir miydi?
Asıl önemlisi, Washington’un belirleyici etkisinin/gücünün ağır yara aldığı görüldü. Sonuçta, ABD’deki iktidar Orban’dan yanaydı. Kalmasını istedi. Ama olmadı. Berlin, Magyar'dan yanaydı.
Berlin mi, Paris mi, Roma mı? Yoksa bilmediğimiz bir başka başkent mi? Ya da halkın bilinci mi?
Çıkarılacak ilk sonuç herhalde şu: Washington’ın her istediği olmuyor. Ama eski kolaycılıkların yerine yeni kolaycılıklar yerleştirmekten de kaçınmak önemli. Medya ve hükümetin, hatta muhalefetin açıklamalarına baktığımız zaman kolayca görüyoruz: Magyar’ın iktidara gelmesi Berlin’in büyük desteğiyle oldu. Ama Berlin Avrupa’da her istediğini yaptırabilir mi? Pek değil. Yalnız, istemediklerinin yapılmasını engelleyebilir.
Macaristan ile ABD veya Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde ana bağlantı kablosunun Almanya olduğu kabullenilmeli. Bu, ortaya çıktı.
Berlin, alınan sonuçtan ve Orban’ın geçici de olsa iktidardan uzaklaştırılmasından çok mutlu. Peki, bir dahaki seçimde, ki erken seçim de mümkün, tekrar iktidara gelmesine engel olabilir mi?
Macaristan'da “Reis” gitti, yerine kader yoldaşı bir tür Ahmet Davutoğlu geldi. Bu nedenle olmalı, yerleşik sistemde herhangi bir değişiklik olmaması için birçok şeyin değiştiği propagandası kültür endüstrisi aracılığıyla bombalar halinde halkın üzerine boca ediliyor. Öyle de bakabiliriz.
Çok Okunanlar
Gülistan Doku, soruşturmasında 13 gözaltı kararı
Mansur Yavaş hakkında soruşturma izni
1. Lig ekibi bitime 3 hafta kala küme düştü
Fenomen mısırcı sosyal medyada servet kazandı
Yeşilçam'ın emektar oyuncusu hayatını kaybetti
İspanya Başbakanı Sanchez'in eşi hakkındaki iddianame kabul edildi
Fatih Altaylı 'mutlak butlan' çıkarsa CHP'yi bekleyen 2 senaryoyu yazdı!
Gürültü, tehdit ve yeni oyunun yeni kuralları!
AKP'li başkandan kadın milletvekili küfür iddiası!
Macaristan seçimlerinin söyledikleri ve söylemedikleri