Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
38,2288
Dolar
Arrow
36,3010
İngiliz Sterlini
Arrow
46,1227
Altın
Arrow
3428,0000
BIST
Arrow
9.602

Hoşça kal Eskişehir 2

Geçen hafta bir yazı yazdım. 

“Hoşça kal Eskişehir” konulu.

O kadar arayan soran oldu ki ikincisini yazmak farz oldu.

Ama üçüncüsünü yazmayacağım.

Onu, sürecin içinde bizzat olup “gelene ağam, gidene paşam” diyen Eskişehir’in hımbıl abileri daha iyi yazar.

Dışardan her gelen yöneticiyi, elinde bir demet Beyaz Krizantem buketiyle karşılayanlar.

Allahtan uğurlarken arkalarından su dökme cesaretini göstermediler.

Neyse, Eskişehir’in en meşhur gazetecisi Ali Baş abim ve Arif kardeşim de topa ayak uzatınca hafızaları tazeleyelim istedim.

Ben de birçok önemli olayı unutmuşum.

Telefonda arayan arkadaşlar ve kıymetli hocalarım içlerini dökünce hatırladım.

Meğer insanlar ne keder doluymuş. 

Gözyaşı dökenler bile oldu.

Özellikle Anadolu Üniversitesi çökerken izlemek ve ses çıkaramamak sinirlerini bozmuş. 

İçinde büyüdükleri kurumun, azınlık olan pensilvanyalılar tarafından ele geçirilmesine gerektiği kadar ses çıkaramamış olmak, ziyadesiyle üzmüş.

O kadar detay verdiler ki ancak bir belgesel ile altından kalkılabilir.

Yoksa iki köşe yazısıyla olmayacağı aşikar.

Tüm anlatılanların kesiştiği en kritik noktalar,

Darbeden bir ay önce üniversiteye alınan bir profesörün, teröristlik suçundan 10 yıldan fazla hapis cezası alması ki şebekinin en tepesinde bile bu kadar ceza alanı çok nadir.

Kimdi bu haşhaşi?

Kim referans oldu?

Kim ısrar etti?

Asıl hedef neydi?

Tabiki bilmeyen yok.

Kolonyacı ama etkili kayınbirader.

Üniversitenin en mahrem biriminin hocalarının, neredeyse tümünün, terörden hapis cezası alarak KHK ile kamudan ihraç edilmesi,

Uraysim gibi ne olduğu belli olmayan, akşam yattım sabah yaptım misali temeli, teorisi, ekibi, pratiği ve geleceği olmayan saçma sapan bir projeye harcanan emek, zaman ve para.

Ülkemizin göz bebeği ve en stratejik kurumunu, sağılacak inek olarak görüp, yönetim yapısının vekaletli sistem ile bozulması.

Şimdilerde MKE eliyle satışa çıkarılan gudubet demir yığını otopark projesi. 

Özellikle belli birkaç üniversiteden yapılan çapsız akademisyen transferi ki burada esas suçlu, atama kriterlerini zamanın ruhuna göre güncellemeyen üniversitenin ta kendisi ki ODTÜ-İTÜ gibileri önceden güncelledi ve işgali savuşturdu,

Görev süresi 6 ayı aşmayan sosyal medya fenomeni rektörlerle girilen  “tanısanız çok seversinizli” yakın ilişki.

40’ı bile çıkmadan görevden alınan yöneticinin yakın çevresi.

Daha neler neler.

Sonuç.

Bir devir kapandı.

Eskişehir’in çocukları, önlerine sınırsız imkanları ve kaynakları sunan, akademik yol açan, sınıf atlamasına olanak tanıyan, ışık saçan Prof. Orhan Oğuz, Prof. Yılmaz Büyükerşen ve Prof. Engin Ataç gibi Büyük Hocalarının yerine, ne idüğü belli olmayan sapkınların peşine koşmalarının bedelini, İngiliz Monarşisinin peruklu delikanlılarına secde eden Papua Yeni Gine Yerlileri misali kurumlarının işgali ile ağır ödedi.

İkinci Cumhuriyetçi Hocalar, Öngörüsüz Hocalar ve Şirketçi Hocalar ile okyanus ötesinin dut yanaklı, portakal göbekli neandartalları birleşip, voltranı oluşturdular.

Hiç de acımadılar, zamanında yurdun değişik şehirlerinin kenar mahallerinden tüplü tofaş ile gelip, kapıda mersedesli villalara kavuşmalarının kaynağı üniversitelerini yıkarken ve viskilerini yudumlarken.

Sesi çıkması gerekenler de susunca, kaçınılmaz son geldi.

Eskişehir’e bir vakıf üniversitesi de kurulamayınca, Anadolu’nun cömert kaynakları ile yeşermiş yılların tecrübeli hocaları hızlı trenden kombine bilet almak zorunda kaldı.

İnşallah yakında bir vakıf üniversitesi kurulur da geri dönüşler başlar.

En azından kalan bilimci entelektüellerin dışa göçü durur.

Bölgenin merkezi ve cumhuriyet sınaisinin lokomotifi olan bu şehre bir vakıf üniversitesi çok değil.

Rahminden, ESOGÜ, Kütahya Dumlupınar, Bilecik Şeyh Edebali, Afyon Kocatepe ve ESTÜ gibi beş kız çocuğu doğuran şehre Az bile.