En az üç yüz yıldır, tanzimat ve meşrutiyetler ile uğraşıyoruz.
Tanzim ve Uyum konusunda kimileri başarılı olsa da kimileri ayak sürüyor, direniyor evrime.
Üniversiteler, bu dönüşümün tanzim ve uyum sürecine olumlu yönde öncülük ediyor. Bununla birlikte, akademisyenlerin çoğu tanzimattan ve seküler hayattan yana olsa da, bazıları muhafazakar kalarak, sekülerleri sözüm ona ‘gavurun etkisinden’ kurtarıp adam etmeyi kendilerine adeta ilahi bir görev ve meslek edinmiş durumda.
Bu bağlamda, dışardan bakınca sol gibi gözüken üniversiteme, iktidar değişikliği ile birlikte başka bir üniversiteden muhafazakar bir hoca ithal edildi ki solcu hocaları ahlaka davet etsin, edep ve haya öğretsin.
The muhafazakar ithal hoca, her toplantıda, islamla şereflenen bu asil milletten dem vururken, gavurun ensest ilişkilerle birbirinin ırzına nasıl geçtiğini tarif ederdi. Cennet cehennem kavramlarını anlatırken, kendini baş köşeye layık görür, bizim gibi beynamazlara da şefaat edebileceğini hissettirirdi ki hakimiyet alanı genişlesin.
Neyse, fazla uzatmayayım; hikayeyi kısaca toparlayayım.
Bir sabah okula geldiğimde, hocanın üniversiteden ayrıldığını duydum ve çok şaşırdım. Daha bizim ihtida işlemimiz tam bitmemiş ve şefaat konusunda da henüz hocamızın zihninde pek yer de edinememiştik. Belki de başka şehirde yaşayan eşini özlemiştir diye düşündüm.
Oysa ki, bu hocamızın öğrencisiyle yaşadığı aşkın nude resimleri, teknolojinin azizliği ile tüm sosyal medya takipçilerine yayılmış.
Hoca da bizi adam edemeden emeklilik dilekçesini faks ile personel dairesine göndermiş.
Buna benzer onlarca hikaye duymuşsunuzdur. Türk milleti, ilk sanayi devriminden beri kendi içinde tepişerek böyle hikayeler üretiyor.
Yönünü belirlemeye çalışıyor.
Geldiği Hazar topraklarındaki kültürünü, Mezopotamya, Karadeniz ve Akdeniz çanağında, İslam kültürü ile birleştirmeye uğraşıyor.
Ancak ihtida ettiği dinin dilini öğrenemeyince, kültürünü din zannedip tam da entegre olamıyor.
Yine de mümin kardeşliğinden aldığı destekle, Avrupaya yaklaşmayı başardı ve Ortodoksların merkezi Dersaat’e mührünü vurdu. İşte zurnanın zırt dediği yerde tam burası.
Bir taraftan asyalı, diğer taraftan müslüman olmuş, bu arada da sanayi devriminin yaşandığı Avrupaya komşu olmuş. Tek kimlikte üç ruh barındırıyor.
Dolayısıyla muhafazakar görünen kişilerin yalpalaması ya da pudra kullanacak düzeye gelmesi daha bir kolay oluyor. Ana haber kanalının bebek yüzlü anchormanı olsanız da trajik son peşinizi bırakmıyor.
Ne de olsa görüntü itibarı ile ihtida ettiği dinin farzlarına itaat etmesi, sütre gerisinde fantazi yaşamasına engel değil.
Çok Okunanlar
BOP’un değil İran’ın yanında duralım!..
Yusuf Tekin yazdığı makaleyi hatırlıyor mu?
Asena Keskinci Jasmine dizisindeki sahnelerle ilgili ilk kez konuştu
ABD, İran uçakları ve İHA'ların vurulduğu görüntüleri paylaştı
Türk futbolcular havalimanında yüksek miktarda nakit parayla yakalandı
İncirlik’ten yayın şimdi mi suç oldu?
ABD destekli İsrail-İran savaşında üçüncü gün
İran destekli akademik kariyer planı olanlara tavsiye
Yaşlı adamı 'Neden selam almıyorsun' diyerek bıçakladılar
Resmî Gazete / 23 Şubat – 1 Mart 2026