Dünyanın son yıllardaki değişimi akıllara durgunluk veriyor.
1960’larda Elvis’in kasetleri 30-40 milyon satarken, geçenlerde Olimpiyat stadında konser veren Amerikalı cahilin şarkıları dijital ortamda 2 milyardan fazla dinlenmiş.
Neredeyse bin kat fazla.
İstanbul’dan Newyork’a haftada bir-iki sefer varken şimdilerde günde 4-5 sefer var.
1900'lerin başında 1,5 milyar, 1950'lerde 2,5 milyar olan Dünya nüfusu neredeyse 9 milyara yaklaştı.
Üniversiteler de bu değişimden payını alıyor.
1980 yılında Türkiye'deki 19 devlet üniversitesinde eğitim gören toplam ön lisans ve lisans öğrencisi sayısı 237.369 iken, şimdilerde Türkiye’de 350 bin yabancı öğrenci var.
Türk öğrenci sayısı ise milyonlarla ifade edilirken, istanbul'daki vakıf üniversitesi sayısı da 50’ye yaklaştı.
19 olan üniversite sayısı ise 200’ü geçti.
Dolayısıyla rekabet de arttı.
Sürekli sıralamalardan bahsediliyor.
İlk bine giremeyen üniversiteleri zor günler bekliyor.
YÖK, bu gelişmelere ve değişimlere üniversitelerini hazırlamak için sürekli projeler geliştiriyor.
Teşvikler veriyor.
Birinci veya ikinci kuşak üniversitelerin zamanını doldurduğunu ve hatta üçüncü kuşak üniversite modelinin de yerini dördüncüsüne bırakacağını belirtiyor.
Direnenler yok değil.
Ben de çok rijit olmamakla birlikte değişime kısmen direnerek evrimleşmeden yanayım.
Sonraki yazımda birinci kuşaktan son kuşağa evrimleşen üniversiteleri yazacağım.
Çok Okunanlar
Fon soruşturmasında yeni gelişme: 5 lüks villaya el koyuldu
Nihat Zeybekci de fona yatırım yapmış
Antalya’daki fuhuş ve uyuşturucu soruşturmasında 18 gözaltı
Salih Tanrıkulu Borsa İstanbul’daki görevlerinden ayrıldı
Onur Emrah Yıldız’ın AKP paylaşımı yoruma kapatıldı
Başsavcılık, VAR merkezinin kamera kayıtlarını talep etti
Serenay Sarıkaya ile Hailey Bieber Paris'te pişti oldu
Teröristbaşının statüsü: Kimin dediği olacak?!
Almanya Başbakanı Merz: Rusya müzakerelerle ilgilenmiyor
Sinem Dedetaş’tan Deniz Göktaş’a tahliye mesajı