Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
55,2612
Dolar
Arrow
49,1070
İngiliz Sterlini
Arrow
65,0329
Altın
Arrow
6571,5504
BIST
Arrow
12.270

Korku dağları sarmış!

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

Sistematik bir soygunla karşı karşıyayız. Bu soygunda Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Borsa İstanbul gibi devlet kurumlarının güvencesinin arkasına sığınıldı; oluşturulan çıkar ağları ile birbirini kollayan isimler eliyle vurgunun önü açıldı.

Şimdi iktidar, bu karanlık yapının lekesini temizleme derdinde. Ancak şu ana kadar kamuoyuna yansıyanlar buzdağının yalnızca görünen yüzü. Dolayısıyla ekonomide başlayan deprem siyasete sıçradı.

AKP’de krizleri aşmak için her zaman uygulanan yöntem, yani birkaç ismin harcanması ile bu büyük vurgunun üstünün örtülmesi pek mümkün görünmüyor.

Bu yüzden korku dağları sarmış!

Bu yüzden “Sonuna kadar gidilsin” ifadelerinin hiçbir bir anlamı yok. Olayın patlak verdiği gün itibarıyla bazı AKP’lilerin “SPK görevini yapmadı” ifadelerinin arkasında yatan gerçek de budur.

Anımsayalım olay patlak verdikten sonra tasfiye süreci için üç aylık süre verildi, sonra süre 6 aya çıkarıldı. Ancak siyasi ayağın uzantıları ortaya çıkmaya başlayınca olayın beklemeye tahammülü olmadığı görüldü. 1 Ekim’de, işlevsizleştirilen Meclisin 28. Yasama Yılı 5. dönem açılışında Cumhurbaşkanı, Genel Kurula hitaben yaptığı konuşmada “Fon sorununu süratle çözüyoruz” ifadelerini kullandı. Sonrasında 1 milyon TL’ ye kadar kayıpların ödeneceği açıklandı.

Görünen o ki olayın siyasi olarak daha üst kademelere sıçramasının engellenmesi ve kamuoyu üzerindeki etkisinin azaltılması isteniyor. AKP’nin kaybettiği itibarını geri kazanması gerekiyor.

Bütün bu niyetlere yönelik uygulamalar için de düğmeye basılmış gözüküyor. Her ne kadar sosyal medya hesaplarına getirilen engellemelerin gerekçesi farklı gösterilmeye çalışılsa da asıl gerekçe fon soygununa dair detayların paylaşılmasını engellemektir. Öte yandan akaryakıta vergi zammı, köprü ve otoyol zamları gibi uygulamalar çoktan başladı bile… 

Sonrası malum; köprü ve otoyol özelleştirmeleri ile ver elini bir dönem daha…

Ancak içeriden sızdırılan bilgilere bakılırsa durumun zorluğu açıkça görülüyor.

Tüm bunlar yaşanırken "barış ve demokrasi süreci" adı altında yürütülen çalışmalar, arka planda sessiz sedasız ilerliyor.

Özetle her şey, kazanmaya ve iktidarın varlığını sürdürmesine odaklı. Devlet yönetiminin olmazsa olmazı "kamu yararı" ilkesi ise artık sadece kâğıt üzerinde kalmış bir düzenlemeden ibaret...

SPK’den İsteğe Bağlı IBAN!

Bu arada SPK’den bir duyuru yapıldı. Duyuruda, vurguncuların istemeleri hâlinde haksız kazançlarını iade etmeleri için bir IBAN paylaşıldı!

Bildiride, haksız kazanç elde ettiği halde bu parayı yatırmak istemeyenler konusunda herhangi bir açıklık yok. 

Neden acaba, çoktan buharlaşıp gittikleri için mi?

Ancak bu duyuruya bakıldığında insan, "SPK’nin kaleme aldığı yazı gerçekten bu mu?" demeden edemiyor.

Bu noktada yaşananları daha net görebilmek adına SPK, BDDK ve HSK ile ilgili bazı bilgileri aktarmak yerinde olacaktır.

SPK’nin 7 üyesinin tamamını Cumhurbaşkanı atıyor. BDDK başkan ve kurul üyelerini de Cumhurbaşkanı atıyor. Hakimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) 13 üyesini ise Cumhurbaşkanı ve TBMM’deki Cumhur İttifakı çoğunluğu seçiyor. Yani ortada, yürütme erkinin bütün üyelerini atadığı kurumlardan söz ediyoruz ve bu kurumların danışma ile denetleme işlevlerini bağımsız şekilde yürütmesini bekliyoruz.

Nereden nereye…

Umarım geçmişte denge ve denetim sağlayan üçlü kararnamelerin önemi şimdi daha iyi anlaşılmıştır.

Kimlerin Kellesi Gidecek?

17-25 Aralık sürecinde Erdoğan Bayraktar, "Ben hiçbir şeyi tek başıma yapmadım!" demişti. Ancak bu söz onu kurtarmaya yetmemişti.

Belli ki 17-25 Aralık sürecinde olduğu gibi bugün de çarkların dönmesi için bazı "kellelerin" gitmesi düşünülüyor.

Sonuç olarak haklının haksız, haksızın haklı görüldüğü bir sistemin uygulama ve ifşalarının iktidardan düşmesi sonrası ortaya saçılacağı beklenirken, fon vurgunuyla iktidar ve ortakları tel tel dökülmeye başladı. 

Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına konulan tedbir kararının sadece üç saat sonra kaldırılmasının sebebi de budur. Bu uygulama, olayın boyutunun derinliğini gösteriyor.

Özetle düğüm çözüldü, kirli ağlar söküm söküm sökülüyor…