Dönemin emperyal güçleri Birleşik Krallık, Fransa ve Çarlık Rusya’sı, Mora isyanının arkasındadırlar. Hesap çoktan yapılmıştır. Üç büyükler, Akdeniz ve Adalar denizinde Osmanlı’ya karşı batı tetikçisi görevi verilecek Yunanistan’ın doğumunda ebeliğini yapacaklardır!
Çarlığın sıcak denizlere inme hayali, Fransa’nın Akdeniz ve Kuzey Afrika’ya yönelik hesapları, Birleşik Krallığın Akdeniz egemenliği stratejisi karşısında Mora’daki Müslümanlara yönelik vahşetin hiçbir önemi yoktur! Sizin anlayacağınız emperyalist blok, Mora’da Türklere yönelik etnik temizliğe karşı, Osmanlı müdahalesinin önlenmesi konusunda tam bir dayanışma içindedirler.
1826’da kara ordusu ( Yeniçeri Ocağı ) ortadan kalkan Osmanlı'nın deniz gücünü de yitirmesi durumunda, üç büyüklerin köpeksiz köyde çomaksız gezmelerinin önünde hiçbir engel kalmayacaktır. Üçlü koalisyonun, savaş halinde olunmamasına rağmen, 20 Ekim 1827 Navarin limanında demirli 57 parçalık Osmanlı donanmasına yaptığı baskın bu sinsi hesabın trajik saha uygulamasıdır.
Navarin baskınıyla 57 parçalık savaş gemisini ve 8000 denizcisini kaybeden Osmanlının, emperyal vesayet altındaki suni devletçiği engelleyecek gücü kalmamıştır. Çarlık Rusya’sına karşı Rumeli’de ve doğuda yenilen, Edirne, Ahıska, Kars, Erzurum’u yitiren Osmanlı, Edirne Antlaşmasını ( 14.09.1829 ) imzalamasıyla , Yunanistan’ın bağımsızlığının önü açılacaktır.
Üç kıtaya yayılmış Osmanlı imparatorluğunun gücünü, etkinliğini ve caydırıcılığını koruyabilmesinin olmazsa olmazı, Akdeniz ve Karadeniz’de aynı anda bayrak ve bandıra gösteren güçlü deniz gücüne sahip olmaktı. Ne yazık ki Barbaros Hayrettin Paşaların, Turgut Reislerin dönemi geçmişte kalmıştır! 18. 19. Yüzyılın gerçekliği, Akdeniz ve Karadeniz egemenliğini güçlü hasımlara kaptırmış, denizde ve karada sürekli alan ve toprak yitiren çöküş dönemi Osmanlısıdır.
-Çarlık Rusya’sının 7 Temmuz 1770 Çeşme limanı baskını ( yok olan donanma ve 11.000 şehit )
-Fransız, İngiliz, Rus donanmasının 20 Ekim 1827 Navarin baskını ( yok olan donanma ve 6000 şehit )
- Yine Çarlık Rusya’sının 30 Kasım 1853 Sinop limanı baskını ( yok olan donanma ve 4000 şehit )
18 Mart 1915, Çanakkale Deniz Zaferi olarak adlandırılsa da 18 Mart zaferine yeterince denizden bakılmamıştır. Osmanlının yeterli deniz gücü olsaydı, bağlaşıklar ellerini kollarını sallaya sallaya Çanakkale önlerine kadar gelebilirler miydi? Zırhlılarıyla boğazın iki yakasına yanaşıp gerine gerine Türk siperlerini bombardıman edebilirler miydi?
Deniz gücünden yoksunluğun yarattığı olumsuzluklar, Çanakkale Kara Muharebeleri boyunca devam edecektir. Bağlaşıkların deniz ikmal yolları bir tehlikeye girmemiş, İngilizler, Mısır İskenderiye’den Gelibolu’ya on binlerce asker ve lojistik sevkiyatını rahatça yapmış, kendi karasularında gibi rahat hareket edebilmişlerdir.
ABD Deniz Stratejisinin mimarı Amiral Mahan’ın dediği gibi, “Denizlere hakim olan dünyaya hakim olur”. İkinci cümle de bizden olsun. Denizlerine hakim olamayan, yalnızca anakaraya hapsolmakla kalmaz, yok olur!
Çanakkale Deniz ve Kara Muharebelerinin şehit ve gazi Mehmetlerine, Anafartalar Kahramanına ve komutanlarını rahmet ve şükranla andıktan sonra, sözü Türk Donanmasına yapılan Postmodern Navarin Baskınına getirmenin zamanıdır.
Siz, Balyoz, Amirallere Suikast ve diğer yargı kumpaslarını, salt Paralel İhanet Şebekesinin marifeti mi sanıyorsunuz? Barbaros Hayrettinlerin, Turgut Reislerin, Kaptan Paşaların manevi mirasçısılarına kurulan Silivri engizisyonlarını yalnızca Vaizin şakirtlerinin pususu mu sanıyorsunuz?
Balyoz kumpasının, Türkiye’yi Ege ve Akdeniz’den soyutlamak, Kıbrıs’tan kovmak, Anadolu karasına hapsetmek isteyen emperyal konsonsiyumun Postmodern Navarin Baskını olduğunu hala anlayamamışsanız, gelecekteki İnebahtı , Çeşme, Sinop, Navarin baskınlarına yol veren bir aymazlık illetine tutulmuşsunuz demektir !
Çok Okunanlar
Jesus'tan Ali Koç hakkında şok itiraflar
İmamoğlu’ndan mahkeme başkanına çağrı
Kafe yöneticisine Atatürk Barış Ödülü vermek!..
Emperyalizme karşı en büyük güç: Millî Birlik
Dağ deyip geçmemek lazımmış...
Savaş kırmızı bir İran halısında Oscar'lık bir film değil
Ersan Şen'den 'tapu' gündemine dair 'orijinal değil' çıkışı
İran-Amerika savaşı sürerken, Türkiye üzerinden silah geçişine yeni düzenleme
18 Mart 1915’in 111. yıldönümünde postmodern Navarin Baskını üzerine düşünceler
İmamdan 'namaz kılarken 'Azdavaylı Safiye' çalıyor' tepkisi