Araçsallaştırılan yargı, silaha dönüştürülen hukuk, dünyanın her yerinde iktidarın avantajı, muhalefetin dezavantajıdır. Sistem/rejim, hukuk devletini, tarafsız/adil yargı denklemini ortadan kaldırıp her kurumu her dinamiği siyası otoritenin kapsama alanı içine almışsa orada hukuk ve demokrasiden bahsedilemez.
Yakın geçmişte, Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasal/hukuksal mimarisinin taşıyıcı, koruyucu kolonları, kirişleri olan kurumların tasfiyesinin hukuk/yargı üzerinden gerçekleştirildiği unutulmasın. Cumhuriyet’in sivil ve askeri dinamikleri, kuvvetler ayrılığına dayanan devlet/rejim denkleminin geleneksel kurumları, “tekçi rejimden, askeri vesayetten kurutuluyoruz” demagojisiyle ortadan kaldırılırken atılan histerik çığlıklar da unutulmasın!
Geleceğin siyasi tarihçileri, bu dönemden bahsederken hiç kuşkusuz, askeri vesayetten (!) takunya vesayetine geçişin, toplumsal bilinci felç eden sivilleşme şırıngasıyla gerçekleştirildiğini yazacaklardır. FETÖ’nün, kolluktaki üniformalı şakirtleri ile yargıç savcı cübbeli şakirtlerinin bu tasfiyedeki görevleri sona erdiğinde sümüklü mendil gibi nasıl çöpe atıldıkları akıldan çıkarılmamalıdır. Söylenenin aksine, FETÖ bu tasfiyenin karar mercii değil, sahadaki uygulama aparatıydı. Sizin anlayacağınız, 29 Ekim 1923 kuruluş mimarisinin amansız hasmı olan dış ve iç dinamiklerin ortak eylem stratejisinin isli maşasından başka bir şey değildi!
Kuruluş mimarisinin, yasama yürütme yargı ayaklı kuvvetler ayrılığına dayalı, geleneksel devlet/rejim denkleminin, reis/lider eksenli, tekçi güç merkezileşmesine dayalı otoriter bir sistemle yer değiştirmesiyle bu sürecin sonlandığını düşünmek son derece yanıltıcıdır. Sıra, başta CHP olmak üzere siyasal muhalefetin iktidara kayıtsız şartsız biat etmemesi halinde, tasfiyesine gelmiştir.
Tasfiye Stratejisinin ilk aşaması CHP’li Belediyelerdeki yolsuzluk soruşturmaları ve yargılamalardır. Kimi belediye başkanları/yöneticileri ve belediye bürokrasisi ile iş dünyasından kişilerin dahil olduğu çıkar amaçlı suç örgütü suçlamasıyla başlayan yargısal süreçte CHP’nin tavrı ne olmalıdır? “Ayda leke var bizim başkan ve yöneticilerimizde yok” diyerek topyekun red üzerinden mi yürünmelidir, yoksa; “Bizim siyasal geleneğimiz ve parti kültürümüz, yolsuzlukla mücadeleyi esas alır. Halka hizmet odaklı şeffaf ve adil yönetim yerine, çıkar ilişkilerine girip, yolsuzluğa bulaşanları yargıdan önce biz tasfiye ederiz” tavrı mı olmalıdır?
CHP’nin yerel yönetimlere ilişkin politikası, aday belirlemedeki özensizliği ya da çıkar hesaplı tercihlerin yol açtığı yıkıcı sonuçlar, stratejide yapılan hatayı taktikle düzeltmenin mümkün olmayacağının ibretlik kanıtlarıdır. Halkla doğrudan iletişim olanağı veren, hizmeti ayağa götürmenin kurumsal aracı yerel yönetimler, kimi çıkar şebekelerince rant devşirme merkezlerine dönüştürüldüğünde yaşanacak çok yönlü yıkım, günümüzün acı gerçekliğidir.
CHP’nin Atatürk’ün koltuğunda oturan genel başkanı dahil, partinin sevk ve idaresinde karar verici konumda olanların, süreci doğru okuyabildiklerini sanmıyoruz. Süreç doğru okunmayınca, partinin tarihsel kimliği, geleneksel duyarlılığı, kamusal çıkarı kişisel çıkarın üstünde tutan siyasal kültürüyle örtüşen bir karşı strateji de geliştirilememektedir.
CHP yönetiminin, her operasyon sonrası otomatiğe bağlanmış çıkış ve kamuoyunda duyarlılık yaratmaktan uzak gündelik tepkiler yerine, yolsuzluğa bulaşanları partiden ve yönetimden uzaklaştıracak ödünsüz bir duyarlılık içinde olması, uzun erimli, sağlıklı bir strateji geliştirmesi kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir.
Çok Okunanlar
Özgür Özel'in Burcu Köksal sözleri ortaya çıktı
Akın Gürlek, Erdoğan'ın telefon görüşmelerini dinliyormuş ona yalan atmış
Genç kadın durakta tacizciyi saniye saniye kaydetti
Teşekkürler Melih Gökçek teşekkürler Mansur Yavaş
Yerel yönetim yolsuzlukları üzerinden CHP'nin tasfiye stratejisi
Merkezde tekno-emperyalizm, Türkiye’de enflasyon (I)*
Gökhan Böcek’in itirafı dar anlamda CHP’yi nasıl etkiler?
Post-Modern siyaset beka sorunu mu?
Özkan Yalım’ın 'etkin pişmanlık ifadesi' ortaya çıktı
Alman Başbakanı Olaf Scholz da mı okurumuz olmuş