Euro
Arrow
55,7356
Dolar
Arrow
49,7322
İngiliz Sterlini
Arrow
66,5422
Altın
Arrow
6437,2815
BIST
Arrow
10.980
Anasayfa > Yazarlar > Av. Hüseyin Özbek > Değişim maskeli açılım barosuna hayır Cumhuriyetin barosuna evet

Değişim maskeli açılım barosuna hayır Cumhuriyetin barosuna evet

X Facebook WhatsApp Mail ABONE OL Google News
Yayınlanma: 23.10.2026 09:05

Barolar, hak arama mücadelesi veren avukatların, yanı savunmanın meslek örgütleridir. Avukatlık, kavramsal olarak, hukuka uymayan güç sözcüğüyle değil,  adalet sözcüğüyle eşleşir. Avukatların, zorunlu üyelik kapsamında barolarda örgütlenmesi yasayla düzenlenmiştir. Avukatlık Kanununda, mesleki disiplin ve meslek etiğine ilişkin düzenlemeler, yargı önünde hak arayan yurttaşların adalete erişiminin sağlanmasına yöneliktir. Avukatlık Kanununun 76. ve 95.maddesindeki düzenlemeler ise barolarının, hukuk devleti ve demokrasiden yana toplumsal sorumluluklarını göstermektedir.

Avukatlık Kanununun Baroların kuruluş ve nitelikleri başlıklı 76.maddesinde; “Barolar; ….hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak….amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır.” denilmesi,

 Avukatlık Kanununun Yönetim Kurulunun Görevleri başlıkla 95.maddesinde;“….. 21-Hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak” olarak belirtilmesi, baroların salt bir meslek örgütü olmanın ötesine geçen, sorumluluklarını göstermektedir.

Barolar ve mesleğini icra eden avukatlar, siyasi otoritenin denetiminin ( hukukun değil ) ne kadar dışında iseler, yurttaşların hukuk güvenliği ve adalete ulaşımı o ölçüde garanti altına alınmış demektir.  Siyasi otoritenin, Avukatlık Kanunundaki her ilde tek baro zorunluluğunu kaldırmasıyla oluşturulan barolar, adı baro olan yandaş hukuk şubelerine duyduğu ihtiyacın sonucudur. Bir başka anlamda bu düzenleme, baroların ve çatı örgütü Türkiye Barolar Birliğinin, geçmişten günümüze uzanan, Cumhuriyetin kuruluş felsefesinden, demokrasi ve hukuk devletinden, kuvvetler ayrılığından, yargı bağımsızlığından yana geleneksel tutumundan duyulan rahatsızlığın sonucudur. 

Yukarıdaki açıklamaların ardından, sözü, baroları dönüştürmenin bir diğer cephesine getirmenin zamanıdır. Hiç kuşkusuz, baroların, Cumhuriyetin kuruluş felsefesini, çağdaş demokratik laik hukuk devletini, yargı bağımsızlığını, kuvvetler ayrılığını ödünsüz savunan geleneksel tutumundan rahatsız olanlar sadece siyasi iktidar değildir. Ulus devlet üniter yapı temelli Türkiye Cumhuriyeti yerine, etnik ve mezhepsel ayrışmayı, ulus bütünlüğünü reddedip, alt kimlikler üzerinden kompartımanlara ayırmayı amaçlayan bir anlayışın da barolara müdahalesi söz konusudur.  

24-25 Ekim 2026  günleri yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulunda değişik gruplar yarışacak. 2002 genel kurulunda, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve ülkenin kurucu değerlerine duyarsızlığı nedeniyle, İstanbul Barosu avukatları tarafından tasfiye edilen bir anlayışın,  “Baroda değişim” sloganıyla kazandığı 2024 genel kurulu sonrası sergilediği pratik, Anayasanın ilk dört maddesinİn kaldırılmasına/değiştirilmesine yönelik beyanlar, son iki yıldır İstanbul barosunun yönetiminde bulunan anlayış sahiplerinin nasıl bir değişimin peşinde olduklarını fazlasıyla göstermektedir. 

İstanbul Barosu avukatları, değişim sloganıyla maskelenen “Yeni Açılım” döneminin adayı ile 29 Ekim 1923 kuruluş mimarisini esas alarak Cumhuriyet paydasındaki ittifakın adayı arasında, “Cumhuriyetin Barosu mu Açılımın Barosu mu” tercihinde bulunacaklar.

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları