Desteksiz atanlara, dayanaksız, belgesiz üfürenlere, “Halep oradaysa arşın burada” denir. İddianı kanıtla, başka yerde, başka mekanda yaptım dediğini gözümüzün önünde bir kez daha yap da görelim, anlamına gelir. Yalanı yüze vurmanın, palavracıyı susturmanın en etkili yoludur.
“Şam’da Cuma namazı”, Suriye’nin istikrarsızlaştırılmasına kamuoyunu ikna etmenin tatlandırıcısı olarak piyasaya sürülmüştü. Sabah çiği kadar kısa ömürlü tatlandırıcının etkisi geçeli çok oluyor. Millete bal şerbeti niyetine içirdikleri Şam baldıranı için özür dilemesi gerekenlerin bu kez Halep şırıngasıyla uyutacakları anlaşılıyor. Evliya menkıbelerini, Kısas-ı Enbiya’yı bir şekilde Halep’e bağlamaya başladılar bile. Beyaz camın kadrolu değnekçilerinin, sabah akşam Selçuklunun, Osmanlının Halep terekesinde Türkiye’nin miras hakkından dem vurmalarını bir kenara not ediniz.
Halep’in, HTŞ güçlerince işgaline zil takıp oynayan feraset yoksunlarını görünce aklıma Yunus Emre’nin aşağıdaki dörtlüğü geliverdi.
Yerden göğe küp dizseler
Birbirine bend etseler
Aradan birin çekseler
Seyreyle sen gümbürtüyü
Bu coğrafyada var olabilmenin zorunlu ve tek seçeneği, Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus devlet üniter yapı temelli kuruluş denklemidir. Cumhuriyet’in kuruluş mimarisinin antitezi, ulus devlet üniter yapı ile doku uyuşmazlığı olan bir anlayışın Türkiye’yi düşürdüğü duruma bakar mısınız? Türkiye, yerden göğe küp dizip aradan birini çekiverince neler olacaksa, aynen o çöküşün gümbürtüsünü yaşamaktadır. Kurucu değerlerle, devletin geleneksel yol haritasıyla ile uyuşmazlığı olan bir anlayışın yol açtığı sorunlar yumağının, dönemsel olmanın çok ötesinde, daimi bir devlet/rejim krizine dönüştüğü iş işten geçmeden görülmelidir.
Emperyal projenin İlk aşaması, Irak’ın etnisite ve mezhep üzerinden parçalanmasıydı. İkinci aşama olan, Suriye’nin etnik ve mezhepsel olarak parçalanmasına hep birlikte tanık olmaktayız. Projenin üçüncü aşamasının hedef ülkesini görmemek için ya devlet kültüründen tümüyle yoksun olmak ya da açık kasıt içinde olmak gerekiyor. Türkiye’nin bu yangından siyasi coğrafyasını küçültmeden, ulus devlet üniter yapı temelli kuruluş denklemini değiştirmeden çıkabilmesinin tek yolu, tutulduğu Devlet Alzheimerinden bir an önce kurtulmasından geçmektedir.
Fesli ve benzerlerinin tarihle, reel politikle, devlet kurumsallığı ile örtüşmeyen şizofrenik üfürmelerini dış politikaya dönüştürmede ısrarın Türkiye’yi ateş çemberinin tam ortasına atacağı görülmelidir. Türkiye’nin komşu ülkeler ve Ortadoğu’daki itibarının, Cumhuriyet’in geleneksel dış politikasından kaynaklandığı bilinmelidir. Siyasi iktidarın, milli çıkarları, güçler dengesini, bölge gerçeklerini dikkate almayan, stratejik planlamadan yoksun, muhataplarında güvensizlik yaratan birbiriyle çelişen söylemleri, Türkiye’nin itibarını düşürmekte, caydırıcılığını aşındırmaktadır.
Yaşadığımız dönemin siyasi tarihi yazılırken, ümmet kültürüyle devlet yönetmenin, dini referanslarla politika oluşturmanın, kuruluş değerleriyle kavgalı olmanın yol açacağı yıkımlar konusunda en çok örneğin Türkiye’den verileceği konusunda hiç kuşkunuz olmasın.
Tanrı hepimizi, Halep orada ise arşının burada olduğunun ayırdına varamayan bilinçsiz, birikimsiz yöneticilerin yıkımından korusun!
Çok Okunanlar

İmamoğlu ile birlikte 28 kişinin daha diploması iptal edilmişti

Fenerbahçe-Galatasaray derbisi için geri sayım!

Yandaş ROK'tan çok konuşulacak Fatih Altaylı iddiası

DEM iktidara ve devlete ortak mı oluyor?

Kılıçdaroğlu cephesi harekete geçti

Fatih Altaylı'dan 'AKP'ye oy vereceğim' çıkışı

Emekli maaşları iptal ediliyor!

Sermaye grubu boykot çağrısını hedef aldı

Hemşehri derneği deyip geçme

Gelinim Mutfakta 2 Nisan Çarşamba puan durumu: Bugün çeyrek altını kim aldı?