Sevr haritası, 1. Paylaşım Savaşı’nın yenenlerinin çizimiydi. Birinci Dünya Savaşı’nı bağlaşık blok (İtilaf / Antant) kazandığına göre, yeniklerin mal varlıklarının yağmalanması elbet onların hakkıydı!
'Hasta Adam Osmanlı'nın fişi çekilecek, terekesi paylaşılacak, 19. yüzyıl emperyalist söylemiyle “Şark (Doğu) Sorunu” da böylece ortadan kalkmış olacaktı!
30 Ekim 1918'de, Osmanlı’ya imzalatılan “Mondros Mütarekesi”, Sevr'in önsözü olarak tasarlanmış, tuzaklarla dolu kısa bir metindi. Osmanlı’nın gafil diplomatları, neyin altına imza attıklarından habersiz, bilinçsiz, birikimsiz bir heyetti.
10 Ağustos 1920'de Vahdettin'in başkanlığında toplanan “Saltanat Şûrası”nda onaylanan “Sevr Antlaşması” ise Türklerin ölüm belgesi olarak tasarlanmıştı. Sevr, Türklerin yurtlarını ellerinden almakla yetinmiyor, millet olarak tarih sahnesinden sonsuza kadar silinmesini de hedefliyordu.
İlk aşamada, Türklere bırakılmış gibi görülen Ankara, Konya, Kastamonu, Sivas gibi birkaç il de ilk fırsatta ellerinden alınıp temelli yurtsuzlaştırılacaklardı.
Emperyalizmin hesabı buydu. İstanbul (Saltanat ve Hilafet makamı) bu haritayı itirazsız kabullenmişti. İngiliz desteği ile İzmir'e çıkan Yunan Ordusu, Sevr Haritası’na yönelik olası itirazları ortadan kaldıracak tetikçi olarak görevlendirilmişti.
Emperyalizm açısından süreç sorunsuz ilerliyor gibi görünüyordu. Dört yıllık büyük savaşta bütün kaynaklarını tüketmiş, ekonomisi sıfırlanmış Türkler mi yeniden ayağa kalkacaktı? Olacak şey miydi bu!
Kimsenin dikkate alıp, denkleme dahil etmediği Türkler, “Sarışın Kurt’un öncülüğünde yeniden ayağa kalkıp, kendine giydirilmek istenen Sevr gömleğini yırtacak, Mehmetlerin süngülerinin açtığı yoldan Lozan"a ulaşılacaktır!
“Sevr ölüm, Lozan yaşam belgesidir” Sevr yok oluş, Lozan sonsuza kadar varoluş belgesidir.
Emperyalizmin, yüz yıldır sandık odasında beklettiği Sevr'i, şu günlerde yeniden piyasaya sürdüğü gözden kaçırılmamalıdır.
"Barış, kardeşlik akan kanın durması" gibi narkoz söylemlerle dolaşıma sokulan “Yeni Sevr”in “Yeni Saltanat Şûrası”na dikkat ediniz.
Kanla, irfanla kurulan Cumhuriyet için kan döküp can veren şehit ve gazilerimiz, cepheye mermi taşırken kağnısının başında donarak şehit olan Şerife Gelinlerimiz, gün gelip de birilerinin, Türk tapusuna etnik ortaklar yaratma yarışına girecek “Yeni Sevr çığırtkanları” çıkacağını düşünmüşler midir dersiniz?
Çok Okunanlar
Ebru teğmenin avukatı neden 'Kendimi mahkeme önünde vururum' dedi?!
Genç kız 80 metre yüksekliğindeki cam terastan kendini boşluğa bıraktı
Geç kalan kaybeder: Yeşil dönüşümde yeni rekabet ve Türkiye’nin bölgesel sınavı
Ekonomik çöküşten, deniz gücünün çöküşüne: (İngiliz) Kraliyet Donanması
Yurdun penceresinden atlayan genç hayatını kaybetti
Yanıtlanmayan üç soru ve çürümeyen ne?
Harekete geçen gerilim: ABD, İran ve Basra Körfezi
Merkez Bankası rezervlerinde 'Altın' mesaisi
Hürmüz Boğazı'nı kapatan isme suikast!
Tapuda avukat dönemi başlıyor