Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

15 Temmuz silahları: 'Yok' denilen balistik raporları 10 yıl sonra ortaya çıktı

15 Temmuz darbe girişiminde kullanılan silahlar için; “Kayıp silahlar var, balistik raporları yok” benzeri çok şey söylendi. 10 yıl sonra ise Genelkurmay’da teslim edilen veya toplanan silahların balistik incelemesinin 15 Temmuz’dan 4 ay sonra yapıldığı, ancak bu raporların mahkemelere gönderilmediği ortaya çıktı.

Artık hiç kimsenin ilgisini çekmese de darbe davaları devam ediyor. Bunlardan birisi de Yargıtay’ın kısmi bozma kararından sonra yeniden görülen Genelkurmay Çatı Davası.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda görülen davanın geçen haftaki celselerinde sanıklar yine ilginç iddialarda bulundu.

TSK’yla İlgili Epstein Yazışması

Daha önce savunmasını yapmış olan dönemin Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı eski kurmay albay Muhsin Kutsi Barış, “15 Temmuz’la ilgili her gün yeni deliller çıkıyor” diyerek söz isteyip, “çocuk cinsel istismarcısı, seri tecüvüzcü ve insan kaçakçısı” olduğu anlaşılan Jeffrey Epstein’e ait bir yazışmaya dikkat çekti. Epstein belgeleri açıklandıktan sonra bir televizyon kanalında, muhtemelen İngiliz istihbaratı çalışanı olan Dan Dubno isimli birisinin Epstein’e gönderdiği, “Erdoğan Türk ordusu içinde tarihsel olarak İsrail ile iyi ilişkiler yürütmüş isimleri temizleyerek bir tasfiye yapıyor” şeklindeki e-mailin 15 Temmuz’la ilişkilendirildiğini belirten Barış, avukatlarından orijinalini istediği bu yazışmanın tarihinin 27 Ocak 2012 olduğunu vurguladıktan sonra şunları söyledi:

“Epstein küresel casusluk yapan ve bal tuzağı kuran birisi. O yazışmanın 15 Temmuz’la bağlantılı gibi sunulması ciddi bir iftiradır ve hepimizi töhmet altında bırakıyor. Bizler hakkında İsrail ajanıymışız gibi bir imaj veriliyor.”

Bu sözler üzerine Mahkeme Başkanı, “Biz algıyla ilgilenmiyoruz, dosyada ne varsa onunla ilgileniyoruz.” dedi. Muhsin Kutsi Barış da, “15 Temmuz zaten algı üzerinden yürüyor.” karşılığını verdi.

Cumhurbaşkanlığı Avukatına Teşekkür

Yine savunmasını daha önce yapmış olan isimlerden dönemin Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görevli eski kurmay albay Murat Korkmaz, 15 Temmuz gecesi Genelkurmay Karargâhı’na giden personelinin silahları ve bunlara ilişkin balistik raporları hakkında ek beyanda bulundu.

Sözlerinin başında, “Çık, gerekeni yap” dediğini söylediği Cumhurbaşkanlığı avukatı Süleyman Ayhan’a, “Devletin şefkatli elini hissettirdiği” için teşekkür eden Korkmaz, tam 10 yıldır balistik raporların ortaya çıkması için neden mücadele verdiğini şöyle anlattı:

“Terör bölgesinde çalıştım, hainlere silah sıktım, ama başkasına sıkmam mümkün değil. Gözaltına alındığımda, 18 Temmuz 2016’da şahsıma tahsisli görev silahım olan M4 piyade tüfeğimin seri numarasını verdim. Ondan sonraki süreçte de hep bu tüfeğin nerede olduğunu, balistik incelemesinin yapılıp yapılmadığını sordum. Çünkü balistik incelemesi yapıldığında ateş etmediğim anlaşılacaktı. Ancak mahkemeler bunları sormadı; sorulduğunda ise silahın olmadığı, balistik incelemenin yapılmadığı bildirildi. Nihayetinde ÖKK’dan kaybolan bazı malzemeler nedeniyle hakkımızda 2023’te açılan bir başka davada asliye ceza mahkemesi, ÖKK’dan, ’15 Temmuz sonrası ÖKK’ya getirilerek teslim edilen ve savcılığın balistik inceleme yapılması için gönderdiği silah/teçhizat ve malzemelerin’ listesini isteyip, bu liste içinde bana ait M4 piyade tüfeğinin olup olmadığını ve bunun balistik incelemesinin yapılıp yapılmadığını sordu. ÖKK, teslim edilen silah/teçhizat ve malzemelerin listesini gönderip bunlar arasında bana ait olan tüfeğin de yer aldığını bildirirken, balistik incelemesi yapılması için gönderilenlerin listesinin tespit edilemediği cevabını verdi.”

“Raporlar Neden Gönderilmedi?”

Israrlı talepleri üzerine yapılan yazışmalardan sonra, geçtiğimiz aylarda Ankara Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı’nca hazırlanan balistik raporlarının mahkemeye gönderildiğine ve raporun tarihinin 2 Kasım 2016 olduğuna dikkat çeken Murat Korkmaz şunları kaydetti:

“Bu raporlar sayesinde kayıp olduğu iddiasıyla bana tazminat davası açılan bir silahı da buldum. Kayıtlarda var yani kayıp değil. Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nda zimmetsiz silah dağıttığım öne sürüldü. Ama hepsinin zimmetli dağıtıldığı ve toplandığı ortaya çıktı. O gece Genelkurmay Karargâhı’na giden 52 personelimizde 41 silah vardı. Hiçbirisinden ateş edilmediği belirlendi. Öte yandan 52 personelde 41 silah olması, ‘Elinde silah olmayanlar var’ demektir. Silahsız adamın ateş etmesi mümkün değilken bunlar da cezalandırıldı. Başka birliklerde olup ateş ettiği anlaşılanlar asli fail bile yapılmazken, biz neden müşterek fail oluyoruz? ‘Çelik zırhlı delici silahla vurulma var’ deniliyor. Ancak Genelkurmay’dan alınan silahlar arasında böyle bir silah yok. Yani öldürülenlerden birisinin faili Genelkurmay’da değil. Toplanan ve ateş açılan silahlardan parmak izi, swap alınmadıysa benim ve personelimin suçu ne? 10 öldürme, 16 yaralamadan cezaya çarptırıldım. İşte ben bu ağır suçlamadan kurtulmak için 10 yıldır bağırıp çağırıyorum. Ateş açtığım kabulüyle ceza aldım. Mahkemenin eski Başkanı Oğuz Dik hep, ‘Sabaha kadar ateş açtın mı?’ diye sordu. O zaman bu balistik raporları istenmiş veya Emniyet savcılığa göndermiş olsa böyle olmayacaktı. ‘Silahlar bulunmadı, balistik yok.’ dendi, ceza verildi. Yargıtay ilamı da böyle çıktı.”

Beyanının sonunda da Korkmaz, balistik raporları esas alınarak yeniden yargılanmasını ve beraatına karar verilmesini istedi.

Müyesser YILDIZ

6 Mayıs 2026