Er gaziler ve şehit aileleri, özlük haklarının iyileştirilmesi için 17 gündür Ankara’nın kalbi Güvenpark’ta yatıp kalkıyor. O Güvenpark ki, bölücü terör örgütünün 10 yıl önce bombalı saldırı düzenleyip çoğu öğrenci 36 insanımızı katlettiği yer.
Ama Gazi Meclis, 500 metre mesafede olan Güvenpark’taki gaziler ve şehitlerin sesine kulak verip 24 aydır gündeme alınmayan, şehit aileleri ve gazilere ilişkin 18 kanun teklifini görüşmek için değil, İmralı’daki teröristbaşının onayından geçtiği müjdelenen (!) PKK yasasını çıkarmak için çalışacak.
DEM’in eş başkanı Tülay Hatimoğulları dünkü Meclis Grup Toplantısında, o yasa için artık “son düzlüğe girildiğini” duyururken, “Bu tüm Türkiye’yi ilgilendiren bir konu... Türkiye siyasi tarihinin en ağır eşiklerinden birindeyiz şu anda.” dedi.
Çok doğru; PKK yasası, tüm Türkiye’yi ilgilendiriyor ve gerçekten de en ağır eşiklerden birine gelmiş durumdayız.
Neden böyle? Çünkü “silah bırakma” şartını bu yasanın çıkmasına bağlayan PKK-İmralı-Kandil, -şu anda kapsamı tam istedikleri gibi olmasa da- bunu başardığı takdirde, bilinen taleplerini aşama aşama dayatmaya devam edecek, en son hedefe varana kadar da silah falan bırakmayacak.
Hatimoğulları’nın dünkü konuşmasına baksak yeter.
Ortadaki meselenin, “bir asırdır şiddetle ve inkârla çözülmeyen Kürt meselesi” olduğunu tekrarladı...
İmralı’daki teröristbaşının, “Yasa, yeni bir dönemin ve sayfanın başlangıcı olmalıdır.” dediğini ve sürecin onun tarafından yürütüldüğünü vurgulayıp, “Kürtler bugüne kadar hep inkâr edildi, yok sayıldı. Dilleri, varlıkları, isimleri yok sayıldı. Bugünse Kürtler ve dostları, müzakere eden güçlü bir seviyeye gelmiş durumda.” dedi...
“Toplumsal savaş” varmış gibi, “toplumsal barış paydasında buluşma” çağırısında bulundu...
Ve Anayasa’mızda vücut bulan “üniter-milli” yapımız hilafına; “Türkiye yurttaşları”, “halklarımız”, “halkların iradesi” ifadelerini kullandı...
“Mücadele Yeni Başlıyor”muş
DEM’in diğer eş başkanı Tuncer Bakırhan’ın hafta sonu Mersin kongresinde yaptığı konuşmayı da aktaralım. Meclis’e gelmesi beklenen yasaya ilişkin şunları söyledi:
- “Bu yasayı küçümsememek gerekiyor. Bu yasa 50 yıllık acının, kanın, çatışmanın ve şiddetin ortadan kalkarak Kürt meselesinin siyasi ve hukuk zeminine geçmesini sağlayacak bir yasadır. Kürt meselesini şiddet zemininden alarak diyalog ve müzakere ile çözümünü sağlayacak olan bir süreç içerisindeyiz.”
- “Bu yasa bir başlangıç olacak. Bu yasa bir kapı aralayacak. Dilimiz, kimliğimiz için... bir kapı aralayacak... Bu yasa her şey değil, ama çok önemli bir aşamadır, çok önemli bir kapıdır. Eğer... Kürt halk önderi sayın Öcalan’ın başlatmış olduğu bu sürece layıkıyla destek verebilirsek, demokratik anlamda ulaşamayacağımız yer yoktur.”
- “Mücadele yeni başlıyor. Bizi bugünlere getiren, bizi o parlamentoya gönderen, Hoşyarları ve Nuriyeleri belediye eş başkanı yapan sizler emin olun ne kandırılır, ne yenilir, ne hakkından, hukukundan, kimliğinden ve dilinden vazgeçer... Emin olun, bir gün dilini de özgürleştirecek. Yerel demokrasisini de kuracak. Bu ayrımcı, ırkçı, tekçi yasaları da değiştirerek demokratik bir cumhuriyette eşit yurttaşlar olarak yaşayacaklardır. Onun için mücadele yeni başlıyor. Daha yolun başındayız.”
- “‘Bu yasa olur mu’, ‘Bu yasadan ne kazandık’... demeyin... ‘Kürt yoktur’ diyen, Kürdü inkar eden zihniyet Kürtle masaya oturmuş durumdadır. Bundan daha önemli bir kazanç olabilir mi?”
“Onur” Meselesi
“Devlet aklı”nın Kürtlerle değil, Sevr’den vazgeçmeyen emperyalizmin maşası bölücü terör örgütüyle masaya oturduğunun altını çizip Bakırhan’ın asıl şu sözlerine bakalım.
“Acıların tekrar yaşanmaması” için mücadele edeceklerini belirtirken, “Amed’in onuruyla Edirne’nin onurunu birlikte savunacağız. 'Siirt’in acısı da Trabzon’un acısı da değerlidir.' deyip ikisine de saygı duyacağız.” dedi. Bu arada DEM’in, “halkının onuruna zeval getirmemek için 7/24 onurluca bir mücadele yürüttüğünü” de vurguladı.
Hâle bakın; meğer Diyarbakır’ın onuru ile Edirne’nin onurunu, Siirt’in acısıyla Trabzon’un acısını bile bölmüşler, şimdi lütfedip eşitleyeceklermiş!..
Tabii sürecin Meclis’teki baş aktörü TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Kürt’ün onuru, Türk’ün gururu” gibi bir “altın oran” ile Türk Milleti’ni ortadan ikiye böldükten sonra adamlar ne demez ki?!
“Taviz Yok” ise “Yoldaş”ların Söyledikleri Ne?
Önceki gün Erdoğan’ın başkanlığında yapılan AKP MYK toplantısından sonra Sözcü Ömer Çelik de “çerçeve yasa” ile “terörsüz Türkiye” konusunda “ince işçilik aşamasına” geldiklerini ve “başka bir boyutuyla meselenin yeni başladığını”, “her ne olursa olsun bu meseleyi otobanda tutacaklarını” açıklayıp, “Ne devletin niteliklerinden ne milletin değerlerinden verilen bir taviz yoktur.” dedi.
“Taviz yok” ise bu yolu “birlikte yürüdükleri” DEM’liler ve İmralı’daki teröristbaşı, söz konusu yasayı acaba neden, “bir kapı açmanın başlangıcı” sayıyor?
Ömer Çelik bir de, “Hepimizin adının farklı olabileceğini, ama soyadının Türkiye Cumhuriyeti olduğunu akılda tutmak lâzım.” gibi bir tespitte bulundu. Peki, bu denklemde “Türk Milleti” nereye oturtuluyor?!
Hiçbir Şey Olmasa da Bunlar Oldu
Meclis’ten çıkması beklenen yasa için şu ana kadar söylenen; bunun eyleme karışmamış teröristleri kapsadığı, bir defalığına ve belli bir süre için çıkarılacağı...
İktidarın gazetesi Sabah’ın Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu dün, farklı tarihlerde de süreli olması kaydıyla “Eve Dönüş veya Topluma Kazandırma Yasaları” çıkarıldığını; terör örgütünün kurucuları ile üst düzey yöneticileri kapsam dışında tutulurken, hiçbir eyleme katılmamış ve gönüllü teslim olmuş kişilere hiç ceza verilmediğini, eylemlere katılmış ancak pişmanlık gösterip kritik bilgiler verenlerin cezalarının üçte iki oranında indirildiğini, yasa çıktığı tarihte cezaevinde olan hükümlü/tutukluların da ceza indirimlerinden yararlandığını, ülkeye dönenlere topluma uyum sağlaması için yardımlar yapılıp meslek edindirme kursları düzenlendiğini hatırlatıp, ama hiçbirinde “örgütün feshi ve silah bırakma aşamasına kadar gelinmediğini” kaydetti.
Bu yasaya karşılık bölücü terör örgütünün “fesih ve silah bırakma aşamasına” ne kadar geldiği ortada. Ayrıca zaten, “Pişmanlık yasası istemiyoruz. Pişman olacak bir şey de yapmadık.” diyorlar.
Teröristbaşı, Kandil ve DEM’in tüm söylemlerine karşın, bu yasadan başka bir adım atılmayacağını varsayalım.
Teröristbaşının “kurucu önder” ilân edilmesi, kendisine “barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü” statüsü verilmesi, TBMM’de yasadışı komisyon kurulması, milletvekillerinin teröristbaşının ayağına gönderilmesi, çıkartılacak yasanın onun onayına sunulması, bunun iktidara göre “terörsüz Türkiye”nin, DEM-PKK’ya göre, “Kürt sorununun çözümünün hukuki zemini” sayılması ve milletin bunca sorunu varken, Gazi Meclis’in sırf PKK yasası için mesai yapması, az şey mi?!
Müyesser YILDIZ
29 Temmuz 2026
Çok Okunanlar
Sahte hakim Kubilay Akyol'un ifadesi ortaya çıktı
Ankara'da mide bulantısı ve ishal şikayetleri arttı
3 büyükşehirde yolculuk 2 saat 15 dakikaya inecek
Meclis'e beklenen yasa teklifi tartışma yarattı
Salah görüşmeleri Mısır’da gündem oldu
Erdoğan'dan ikinci açılım süreci için kritik talimat!
Macron’dan orman yangınları için Türkiye'ye teşekkür mesajı
Aktif siyaseti bıraktığını açıkladı
Hayko Cepkin, Ahbap soruşturmasında ifade için adliyeye geldi
Onur Yürüyüşü saldırganının IŞİD videosu detayı