Müyesser Yıldız

Müyesser Yıldız

ABD'nin Yine Kandırmadığından Emin misiniz?

İsveç'in NATO üyeliğini verdik, F-16'ları kaptık. Ülkemizde yaratılan algı bu.

Ama özel kuryeyle Washington'a gönderilen Erdoğan'ın İsveç'in NATO üyeliği onayındaki ıslak imzasının mürekkebi kurumadan Yunan basını, Türkiye'ye satılacak F-16'ların Yunan adaları üzerinde uçmayacağı, sadece NATO ittifakı amaçları doğrultusunda kullanılabileceği şartı getirildiğini, bunun da ABD Dışişleri Bakanlığı'nın gizli bir mektubuyla Temsilciler Meclisi ve Senato'nun ilgili komitelerine bildirildiğini öne sürdü.

Sözkonusu iddiayı ilk yalanlayan Milli Savunma Bakanlığı oldu. MSB kaynakları, “F-16 tedariki ve modernizasyonu konusu herhangi bir şarta bağlı değildir.” açıklamasını yaptı.

MSB'nin ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi de bu iddiayı kesin bir dille yalanladı.

Son olarak beş gün önce A Haber'e konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “F-16'lar konusunda Kongre'de bir sıkıntı yaşanır mı, sorun çıkar mı? Malûm Yahudi, Ermeni, Rum lobisi var.” şeklindeki soru üzerine şunları söyledi:

“Teknik olarak baktığımız zaman olayın tarihine baktığımız zaman, normalde ABD idaresi Kongre ile anlaşmadan, ön anlaşma yapmadan bunları göndermiyor. Bu mümkün olsaydı bu zamana kadar gönderirlerdi. Kongre'nin birtakım hassasiyetleri, şartları vardı. Bu yönde bir anlaşma olduğunu, İsveç'in üyeliği karşısında adım atılacağı yönünde bir ön mutabakatımız oldu.”

Bu karmaşık ifadelerden anlaşılan; ABD yönetimi, Kongre'yi İsveç'in NATO üyeliğiyle ikna etmiş.

Peki iddia edildiği gibi; ABD Dışişleri Bakanlığı, Temsilciler Meclisi ve Senato'ya gizli bir mektup gönderdi mi? Veya Bakan Antony Blinken'ın, Yunanistan Başbakanı Miçotakis'e yazdığı mektupta tam olarak neler vardı? Ya da ABD Dişişleri Müsteşarı Victoria Nuland ülkemize gelirken Atina'ya giden Avrupa ve Avrasya işlerinden sorumlu ABD Dışişleri Bakan Vekili Joshua Huck, Yunanistan Savunma Bakan Yardımcısı Ioannis Kefalogiannis'le ne görüştü, biliyor muyuz? İşte bunlar meçhûl!..

KONGRE'NİN ŞARTLARI NEYDİ?

Bakan Hakan Fidan da, “Kongre'nin birtakım hasssasiyetleri, şartları vardı” diyor ya; bunların ne olduğunu kısaca hatırlatalım.

“Türkiye düşmanı” olarak ünlenen, ama yolsuzluk suçlaması sonucu görevini bırakmak zorunda kalan Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Bob Menendez, İsveç'in NATO üyeliği dışında, “Ankara’nın Atina’ya yönelik saldırgan tutumunu durdurması, Ermenistan’a karşı Azerbaycan’a verdiği desteği sonlandırması ve gazeteciler ile muhaliflerin serbest bırakılması” şartlarını koşmuştu.

Menendez'in yerine gelen yeni Başkan Ben Cardin, geçmişte Ermeni soykırım iftirasının tanınması için çalışan, Kıbrıs'ta Rum tezlerini savunan, “Konstantinopolis Ekümenik Patrikhanesi için dini özgürlük” isteyen ve Ekim 2019’daki Barış Pınarı Harekâtı üzerine ABD Dışişleri Bakanlığı'nı, “Türkiye’yi Suriye’de savaş suçlarından sorumlu tutmak için gerekli adımları atma taahhüdünde bulunmaya” çağıran bir isimdi. Komite Başkanı olduktan sonra o da F-16 satış kararında sadece İsveç'in NATO üyeliğinin değil, başka konuların da etkili olacağını vurguladı.

Yine Senato'nun etkili üyelerinden Demokrat Partili Chris van Hollen, Türkiye’ye F-16'ların satışı veya modernizasyonu programı için bu uçakların Yunanistan gibi NATO üyelerinin hava sahasını ihlal etmeme ve Suriye'de PKK/YPG'ye karşı kullanılmaması şartlarının koşulmasını savundu.

BİDEN ONLARA NE GÜVENCE VERDİ?

Bu isimlerin, İsveç'in NATO üyeliğinden sonraki tavırlarına gelirsek; Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Ben Cardin, F-16'ların satışına onay vereceğini belirtirken, “Türkiye'nin dış politikasına ilişkin halen bazı endişeleri olduğunu, ancak Biden yönetimi ile Ankara arasındaki görüşmelerin olumlu ve yapıcı bir istikamette geliştiğini görmekten dolayı umutlu olduğunu” kaydetti.

Komite üyesi Chris Van Hollen ise yaptığı yazılı açıklamada daha açık konuşup, “Biden yönetiminin Türkiye'nin Yunanistan'a yönelik tutumu”, “Suriye'de PKK/YPG'yi hedef alan saldırılarına şiddetle karşı çıkma” ve “Ermenistan'a karşı yeni askeri faaliyetlerde bulunmaması için Azerbaycan'ın uyarılmaya devam edileceği” konularında kendisine güvence verdiğini, bu nedenle Türkiye'ye F-16 satışını engellemeyeceğini bildirdi.

İktidar medyası bu ifadeleri, “çark etti” diye sundu; ama Van Hollen'in hiç de çark etmediği ortada!..

YUNANİSTAN'IN DİLİNİN ALTINDAKİ BAKLALAR

Yunanistan'ın F-16'larla ilgili faaliyetlerine bakalım.

Başbakan Miçotakis Mayıs 2022'deki ABD ziyaretinde Kongre'de ayakta alkışlanan konuşmasında, “NATO'nun güneydoğu kanadında istikrarsızlığa katkıda bulunabilecek savunma ekipmanı satışıyla ilgili kararların dikkatle gözden geçirilmesi” için çağrıda bulunmuş, bunun üzerine Erdoğan, “Artık benim için Miçotakis diye birisi yok.” şeklinde tepki göstermiş, ama bu küslük sadece 9 ay sürmüştü.

Bilindiği gibi geçtiğimiz 5 Ocak'ta ABD Dışişleri Bakanı İstanbul'a gelip Erdoğan ve Hakan Fidan'la görüştükten sonra Yunanistan'a gitti ve Miçotakis'le buluştu. Bu buluşmadan üç gün sonra da Miçotakis, F-16'lar konusunda şu açıklamayı yaptı:

“Ne bunu engellemeye çalışırız ne de savunma ekipmanının bir başka ülkeye satışını etkileyecek imkâna sahibiz.”

Bu sözlerin, iktidar medyası tarafından görmezden, duymazdan gelinen devamı ise şöyle idi:

“Pek çok kez dile getirdiğimiz husus çok açıktır: bir ittifakta savunma malzemeleri, bu durumda uçaklar, örneğin Yunan adaları üzerindeki uçuşlar için kullanılamaz.”

İsveç'in NATO üyeliğiyle birlikte F-16'ların satışı için ABD Kongresi'ne yazı gönderilmesinin ardından buna ilişkin en çok konuşan isim Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias oldu. Dendias verdiği tüm röportajlarda, özellikle ABD'nin, F-16'ların Yunanistan'a karşı kullanılmaması konusunda taahhütte bulunup bulunmadığına yönelik soruları özetle şöyle cevaplandırdı:

“Yunanistan'ın her zaman yüksek sesle dile getirdiği husus; Türkiye'ye savaş malzemesi transferinin Amerikan ve NATO çıkarlarına hizmet edip etmediğine karar verecek olanın, ABD olması gerektiğidir... ABD'nin çıkarı nedir? Yunanistan'ın başka bir ülke tarafından tehdit edilmesi ABD'nin çıkarına mıdır? Türkiye'nin adını verip yüklenmeyelim. En önemli NATO üyesi ülke olan ABD tarafından sağlanan silahlarla başka bir NATO üyesi ülke? Bu, ABD'nin çıkarlarına yardımcı olur mu? Benim naçizane görüşüme göre cevap hayır. Sonuç olarak ABD, askeri teçhizat tedarikinin müttefik ülkelere yönelik olmamasını ve tedarikin kendisinin ABD'nin ve ABD'nin liderlik ettiği ittifakın çıkarlarını tehlikeye atmamasını sağlamalıdır.”

“ABD tarafından sağlanan silahların bir müttefik tarafından başka bir müttefiğe karşı kullanılması onların çıkarına mıdır ve ittifakın çıkarına mıdır? Ve [bir müttefiğin] egemenliğine ve egemenlik haklarına meydan okumak için kullanılması? Yani, herhangi bir koşul olmaksızın verilmesi mi? Açık çekle mi? Ne isterse yapacakları şekilde mi? Bu doğru mu?”

“ABD, kendi çıkarlarını ve liderliğini yaptığı ittifakın çıkarlarını göz önünde bulundurarak, silah sistemlerinin bir müttefik tarafından bir müttefiğe karşı kullanılmadığından emin olmalıdır. Bence bu oldukça açık... Türkiye davranışını değiştirdi, ama aniden pozisyonunu değiştirmedi. Türkiye'nin ifade etmeye devam ettiği pozisyonların çoğu kesinlikle kabul edilemez. Casus Belli'yi de iptal etmedi, Türk-Libya mutabakatı varmış gibi davranmaya devam ediyor, zaman zaman 'mavi vatan' lafını duyuyoruz.”

Tüm bunlar ABD-Kongre-Yunanistan arasında çok şeylerin döndüğünü ortaya koyduğuna göre, iki ihtimal var:

Biden yönetimi ya Kongre'yi ve Yunanistan'ı ya da yine Türkiye'yi kandırıyor.

Sizce hangisi kuvvetle muhtemeldir?!

Müyesser Yıldız

Müyesser Yıldız Tüm yazıları için tıkayın