Soykırımcı Netanyahu’nun “patronu” Trump’ın Erdoğan için Türkiye’ye gelmesi ve NATO Zirvesi heyecanları içinde arada kaynamasın; PKK açılımının TBMM’deki öncüsü Numan Kurtulmuş, Cudi Dağı’nda düzenlenen “Hazreti Nuh’u Anma Merasimi” nde önemli açıklamalar yaptı.
Birincisi; NATO toplantısı için kapatılan Meclis’in, PKK paketini çıkarmak için çalıştırılacağını müjdeledi. (!)
Kurtulmuş, çıkarılması planlanan ve kendilerinin “çerçeve”, İmralı’daki teröristbaşı ve adamlarının ise “kök hücre yasası” dediği yasaya ilişkin şunları söyledi:
“Bu yasa münhasır ve geçici bir yasa olacak. Yani münfesih terör örgütü üyeleri ile ilgili bir yasa... Belli bir süre verilecek. Gelip silahını bırakan, örgütsel faaliyetlerden vazgeçtiğini ilân eden mensuplar bundan istifade edecek. Asla bir af niteliğinde olmayacak. Genel af niteliğinde bir yasa olmayacak... Asıl olan bir an evvel silahlı terör örgütü militanlarının dönüşünü, silah bırakmasını temin etmek olduğuna göre, süreyi uzatmamak lazım. 6 ay, 8 ay, 1 sene; bilemiyorum, o oturulur, kararlaştırılır... Allah'ın izniyle çok kısa bir süre içerisinde PKK terör örgütü tamamıyla silahını bıraktıktan sonra çok daha işlerimiz kolay, önümüz açık olacaktır.”
TBMM Başkanı, meselenin yüzde 80’inin geride kaldığını belirtirken de, “Artık örgütün kararlılığı da gördüğümüz kadarıyla tamdır, nettir.” iddiasında bulundu.
Örgüt Böyle “Kararlı”
Oysa Kurtulmuş’un bu sözlerinden sadece üç gün önce, terör örgütünün çatısı KCK, neye ne kadar kararlı olduklarını şöyle duyurdu:
“Bir yasa çıkarırız, gelen gelir gelmeyen gelmez, olmaz... Eve dönüş yasası gibi bir yasa çıkarılıp, bütünlüklü bir demokratik çözüm yaklaşımı ortaya konulmazsa bunu ne halkımız ne de örgüt yapımız kabul eder. Bu açıdan yüz yıllık sorun, elli yıllık çatışma ve kopuş sorunları çözülmek isteniyorsa, doğru bir anlayış ve yaklaşımın ortaya konulması gerekir.”
Peşinden DEM Grup Başkanvekili Sezai Temelli, bu kanunun Meclis’ten geçmesinin bir zaruret olduğunu vurgulayıp, “Bu, hepimizin geleceğini, Türkiye'nin barışını ilgilendiren, Türkiye'nin gerçekten demokrasiye, hukuk devletine kavuşabilmesi için ilk adımı oluşturacak çok büyük bir önem taşıyor.” dedi.
Temelli’nin ardından da DEM Sözcüsü Ayşegül Doğan, Meclis’in çalıştırılması konusunda mutabakat sağlandığını kaydederken, aynen KCK gibi, “Gelen gelir, gelmeyen gelmez” yaklaşımına itiraz edip, ne istediklerini şöyle açıkladı:
“Yasa gelecek gelmesine, ancak ne gelecek? Nasıl gelecek?.. Demokratik siyaseti güçlendirecek, hukuki güvenceler oluşturacak, toplumsal barışı destekleyecek, çatışmalı dönemin yerini demokratik mücadelenin aldığı yeni bir dönemin kurumsal temellerini oluşturacak kapsamlı bir yasal çerçeveye ihtiyaç duyulduğunu en başından beri ifade ettik. 27 Şubat 2025'teki çağrısında örgütün lideri sayın Öcalan da bu hukuki güvence ihtiyacına dikkat çekmişti... Çerçeve yasa, silahsızlandırma sonrasını belirleyecek kritik bir başlangıç adımı olarak ele alınmalı dedik... Bundan sonra ihtiyaç duyulan bütün yasal düzenlemelere ayna tutacak, kaynak olacak bir yasal düzenlemeden bahsediyoruz... Yine şunu unutmamak gerekiyor ki, silahlı örgütün varlığı, çözümsüz bırakılmış Kürt meselesinin neticesidir. O yüzden de çok önemli bu kapının nasıl aralanacağı.”
Özetle, teröristlerin ellerini kollarını sallayarak Türkiye’ye gelmesine razı değiller. Çıkacak “kök yasayı” da sadece, “Kürt sorununu” çözecek diğer yasal, hatta anayasal değişikliklerin temeli sayıyorlar.
Bu “kök”ten çıkmasını arzulayıp “hukuki güvence” istedikleri dallar ise adım adım belli; teröristbaşının “özgürleştirilmesi”, teröristlere silahla değil, siyasetle bölücülük yapma hakkı, yerel yönetimlere özerklik, Kürt kimliğinin tanınması, Kürtçenin resmi dil olması...
Yaparsa AKP Yapar
Bölücü terör örgütünün bu değişmez hedefleri bağlamında TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Cudi Dağı’nda verdiği ikinci önemli müjdeye (!) gelelim.
Önce şunları söyledi:
“Bu ülkede yaşayan milletimizin 86 milyon tamamının birbirinden ayrısı gayrısı yoktur. Geçmişimiz birdir, geleceğimiz birdir, kaderimiz birdir, bugünümüz de birdir. Bizi bizden ayıracak hiçbir şey yoktur. Bizim örfümüz birdir, adetimiz birdir, kullandığımız kelimeler birdir, cümlelerimiz birdir, yasımız birdir, düğünümüz, halayımız birdir. Bu kadar çok birliğin içerisinde vahdetle, birlik içerisinde Allah'ın ipine, kardeşliğe sarılarak çok daha güçlü olacağız.”
Ardından, yaz ayları bitmeden “terör örgütünün silahlarını tamamıyla bırakması, tasfiyesiyle birlikte TBMM’de çıkarılacak yasalarla artık bu işin tamamen geride kalacağını, ülkede birlik ve beraberliğin hâkim olacağını” anlatıp şöyle konuştu:
“Kürt’ün de Rabbi bir, Türk'ün de Rabbi bir. Kürt’ü Türk'ten ayırt eden hiçbir kültürel ve inanç özelliği yok. Şimdi artık bizim Kürt Ahmet ile Türk Mehmet yan yana aynı okulun sınıfında olacak, aynı fabrikada çalışacak, aynı ülkenin evlâdı olacak, hep beraber daha ileriyi hazırlamak için mücadele edecek.”
Demek ki, şimdiye kadar “bizim Kürt Ahmet ile Türk Mehmet” aynı okulda, aynı sınıfta okumadı, aynı fabrikada çalışmadı, aynı ülkenin evlâdı değildi de artık “terörsüz Türkiye” süreci sayesinde bunlar olacak!..
Gördünüz mü işte; boşuna, “yaparsa AKP yapar” demiyorlarmış!..
Müyesser YILDIZ
8 Temmuz 2026
Çok Okunanlar
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Emine Erdoğan’ın elini öpmeye çalıştı
Dursun Özbek: Galatasaray'ın 121 yıllık geçmişine yakışan bir takımı kuracağız
Devlet ve hükümet başkanları ile eşleri onuruna resepsiyon
Alexander Nübel, Beşiktaş'a imza atmak için İstanbul'a geliyor
Erdoğan-Trump teması ABD medyasında gündem oldu
Aral Şimşir, Trabzon'da
Ekonomist Pissarides'ten çarpıcı yapay zeka değerlendirmesi: Kalıcı yüksek verimlilik beklemeyin
AKP’den önce aynı okulda okuma mı vardı?!
1 milyar dolarlık başkanlık uçağında şaşırtan menü
Nasreddin Hoca Şenliği'nde 'Kayyum' gerginliği