Sonsuz mağduriyetler partisi AKP ve sonsuz mağduriyetler kurbanı siyasal islamcılar bir kez daha mağdur oldular.
Olayın kahramanı bu kez Yeditepe Üniversitesi’nin mezuniyet töreninde üzerinde ayet yazan bir pankartı sergileyen öğrenci.
Yeditepe Üniversitesi'nde gerçekleştirilen Hukuk Fakültesi Mezuniyet Töreni'nde ayetli pankart açan öğrenciye müdahale edildiğine yönelik iddiaların ardından YÖK soruşturma başlattı. Üniversite açıklama yayımlamak zorunda kaldı. Oysa görüntülerde gence yönelik herhangi bir fiziksel müdahale görülmüyor. Öğrencinin, yaklaşık 6 dakika süren seremoni bitinceye kadar pankartı taşıdığı açıkça kayıtlarda yer alıyor.
Peki, pankartı taşıyan öğrenci Mustafa Malo ne yaptı? Pankartının bilinçli şekilde kapatıldığını iddia ederek üniversite yönetimini suçladı.
Öncelikli olarak, samimiyetle inanan insanların inanç üzerinden prim ve çıkar devşirmediğine çok kez tanık olduğumu belirtmek isterim. Böyle birçok insan tanıdım ve onlara her zaman saygı duydum.
Bu Mustafa Malo adlı öğrenci ise mutlak surette gündeme geleceğini bildiği bir eylemle, belli ki bir amaç güdüyordu ve kısa sürede de amacı belli oldu: Yeni bir mağduriyet hikayesi yaratmak.
E haliyle devletin en üst kademeleri yine mağduriyet şerbetinden yudumlamaya başladı.
Tam da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump ile sarmaş dolaş, kahkahalar attığı fotoğraflarının tüm Türkiye gündeminde yer aldığı bir sırada, yeni bir inanç mağduru edebiyatıyla inanan insanların duygularına yöneldiler.
Bu arada siyasal islamcıların arka planındaki gücü ve aklı küçümsememek lazım; yıllardır mağduriyet ve strateji üretmek konusunda muazzam bir uzmanlıkları bulunuyor.
Neyse, uzatmaya gerek yok. Varsayalım ki olay doğal akışında gerçekleşmiş olsun; ortada yine de nemalanacak bir mağduriyet durumu yaratıldı.
Bu durumu ilk kullananlardan birisi AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ti…
Hemen bir tweet attı ve şöyle dedi:
“'Emrolunduğun gibi dosdoğru ol' hakikatini dillendiren herkese selam olsun. Bu hakikatin görülmesi için gayret eden kardeşlerimiz var olsunlar. Bu hakikat her zaman ve her yerde kalbimizin sancağıdır. Bu hakikatin duyulmasını ve görülmesini engellemeye çalışanlar utansınlar. Barbarca eylemlerde bulunanlar, sadece kendi alınlarına büyük bir utanç yazdılar.”
Ömer Çelik’e birkaç soru yöneltmek isterim. Genç öğrencinin taşıdığı pankartın üstünde yazılı ayet "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" diyor.
Peki Ömer Çelik...
25 yıldır iktidardasınız, dosdoğru olabildiniz mi?
Kaç bin eş, dost, akraba sizin döneminizde hak etmediği halde hak etmediği makamlara oturtuldu?
Kaç liyakatsiz, halkın vergileriyle maaş aldı ve hâlâ almaya devam ediyor?
Kaç ihale yandaşlara dağıtıldı?
Halktan toplanan vergilerle yarattığınız dev medya organlarını milyarlarca lira ile beslerken, her birini devasa bir propaganda makinesine dönüştürüp gerçekleri saklarken, halka illüzyon pazarlarken dosdoğru bir yoldan mı ilerlediniz?
Mülakatlarla hak eden gençleri vicdansızca eleyip yerine kaç partili atadınız? Kamu görevlerini eşe dosta dağıtırken dosdoğru muydunuz? Sadece öğrencileri değil, onların emektar anne babalarını da kahrederken yolunuz haktan yana mıydı?
Ülke neredeyse yarım asırdır terörle mücadele ederken, binlerce yurttaşını teröre kurban verirken açılım masaları kurduğunuzda da dosdoğru yolda mıydınız?
Bir gün başka bir şey söyleyip öbür gün tam aksini iddia ediyorsunuz. Her seçim döneminde insanlara iftiralar atılıyor, haksız yere yargılananlar var; tüm bu süreçlerde de dosdoğru yolda mıydınız?
"Emrolunduğun gibi dosdoğru ol..." Ne kadar da çarpıcı bir cümle...
Peki bu söz, bu emir; kamu yönetiminde, ihalelerde, liyakatte, yargıda, siyasette uygulanıyor mu sizce?
Küçücük bir zümreyi Karun gibi zenginleştirirken emekçileri, emeklileri, işçileri açlığa mahkum ederken de dosdoğru yolda mıydınız?
Kendi evlatlarınız Amerika'da dünyanın en iyi okullarında, özel okullarında okuyup devasa servetleri yönetirken; garip gurebanın çocukları dağlarda öldüğünde ve sıvasız evlerine Türk bayrakları asıldığında da dosdoğru yolda mıydınız?
Sokaklar arsızdan, namussuzdan, katilden, hırsızdan gezilmez oldu. Çeteler memleketi sardı; 15 yaşında çocukların katledilmesini engelleyemezken de yolunuz dosdoğru muydu?
Bizi güvencesiz şehirlere mahkum ederken doğru yolda mıydınız?
Memleketin kıyıları, koyları, yer altı ve yer üstü zenginlikleri yabancı şirketlere satılırken dosdoğru yolda mıydınız?
Fay hatları üzerine inşa edilen binalar, imar affıyla meşrulaştırılan çürük yapılar çökerken; denetimsizlikle gelen maden facialarında gencecik bedenler tonlarca toprağın altında kalırken; raydan çıkan trenlerde çoluk çocuk bedenleri parçalanarak ölürken; ormanlarda yaşam yanıp kavrulurken dosdoğru muydunuz?
Mesela Bolu Kartalkaya’da 78 kişi yanarak öldü. Otel sahibi iktidara yakın diye denetimsizlik görmezden gelinmişti... O zaman da dosdoğru muydu her şey?
Okullarda çocuklar katledildi, ne yaptınız? Tüm güç ve irade sizde değil miydi?
Babalar yoksulluktan intihar ederken, analar fön makinesiyle yavrularını ısıtmaya çalışıp diğer odada kendini asarken sordunuz mu kendinize, "Biz nerede, neyi yanlış yapıyoruz?" diye?
Türkiye'deki intihar vakalarının istatistiklerine baktınız mı? Mesela neden canlarına kıyıyor gencecik insanlar? Her şey dosdoğru olduğu için mi?
Türkiye'nin en namuslu gazetecilerini art arda tutuklarken dosdoğru muydunuz? Pazar esnafı bile WhatsApp'tan konuşurken baskı rejiminden ölesiye korkuyorsa, tüm bunlar sizin dosdoğru olmanızla mı ilintili?
Gazze'de on binlerce insanın ölümü üzerinden siyaset yapıp, Trump ile sarmaş dolaş pozlar verilirken de her şey doğru muydu? Ya da yanlış olan neydi? Gazze'ye üzülmek mi, Trump'la dost olmak mı?
Binbir emekle var edilen kamu varlığını hoyratça satarken yolunuz belki kişisel çıkarlarınız açısından çok doğru olabilir ama halk açısından hiçbir zaman öyle değildi.
Mesela Türkiye'de AKP'nin iktidarda olduğu 2003-2025 dönemindeki özelleştirmelerden elde edilen gelir kayıtlara 192 milyar 610 milyon 599 bin 549 TL olarak geçti. AKP’nin yalnızca 2025 yılında gerçekleştirdiği özelleştirmelerin bedeli 61 milyar 541 milyon 586 bin TL oldu. Yani kamu kaynakları yağmalandı, peşkeş çekildi. Bunlar hep dosdoğruluktan mıydı?
Saymakla bitmez.... Saymakla bitmez Ömer Çelik….
Öğrenci Malo'nun dakikalarca taşıdığı pankartın önünün kesildiği iddiasına bile hemen yazacak bir şeyler bulmuşsunuz. Ki gerçek ortada... Yayınlanan görüntüler durumun hiç de öyle olmadığını ortaya koyuyor.
Şu duyarlılığınızı biraz da yukarıda saydığım ve sayamadığım onlarca konuda devreye alsanız ne iyi olur...
Zira asıl mesele o ayeti pankartta taşımak değil; o ayetin gereğini devlet yönetiminde, adalette, liyakatte ve vicdanda taşıyabilmektir.
Size dair umudum kesinlikle yok, hiç olmadı.
Ama ülkem adına vicdanın, liyakatin, adaletin yeşerip filizleneceği o günlere dair umudumu asla yitirmeyeceğim. Er ya da geç....
Çok Okunanlar
Trump'ın ziyareti sırasında kaydedilen görüntüler paylaşıldı
İran’da birçok şehirde patlama sesleri
Yaren Mercan’ın öldüğü kazada yeni görüntüler
Tesla Model Y’de üst paketlere zam
Genç kızın hayatını kaybettiği kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Şahan Gökbakar ile Necati Ateş arasında 'haddini aşıyorsun' gerginliği
Okyanus tabanında rekor altın keşfi
ABD’nin 'sopası' olmak!..
Emrolunduğun gibi dosdoğru ol... Öyle mi Ömer Çelik?
CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda dev poster krizi