İktidar ve medyası, Vatikan Devlet Başkanı Papa Leo’nun ilk yurtdışı gezisini Türkiye’ye gerçekleştirmesi sayesinde düğün-bayram yapıyor.
Gelişmelere iktidarın değil, Türkiye’nin gözlüğünden bakanlar ise bu ziyaretin ve İznik ayininin “siyasi” olduğunu görüyor. Nitekim biz de “Papa’nın ziyareti hayır mı şer mi?” diyerek, ziyaretin anlam ve önemini anlattık.
İktidar medyasının büyük bölümüne göre; Papa’nın gelişiyle Türkiye’nin bölgesel gücü vurgulanmış... Türkiye’nin rolünü tanımlayan çok katmanlı bir kırılma anıymış... Bu ziyaret, ülkemizin yalnızca coğrafi değil, kültürel, dini ve diplomatik olarak merkeze dönen bir aktör haline geldiğinin ilk somut işaretiymiş...
Ziyareti eleştirenlerle, “Kara Murat Kara Şövalyeye karşı” diye dalga geçenler, besbelli kendi arkadaşlarını da okumuyor. Okusalar, aynı gazeteden birilerinin de, “dini kisveli siyasi ziyaret”, “Vatikan'la işbirliği içindeki ‘küreselci elit’in ne iş çevirdiğini merak edelim. Plan ne? Nasıl bir dünyaya hazırlanılıyor? Türkiye onlar için neresi, nasıl bir ülke? Bunları ciddi biçimde ele almak için vakit geçiyor.” şeklinde uyarılarda bulunduğunu görürdü.
Korkusuz Yazarı gazeteci ağabeyim Mustafa Mutlu’nun da dün vurguladığı gibi, durumumuz tam olarak şu:
“Ziyaretin gerçek anlamlarının çok farkında değiliz, ama ne yazık ki, gerçeği anladığımızda iş çoktan geçmiş olacak... Ülkemize ‘devlet kurmaya’ gelen Papa’dan bile öğreneceğimiz bir şeyler olması ne kadar acı!”
GERÇEK EV SAHİBİ
İktidar medyası en çok neye sevindi? Tabii ki, ilk Türkiye’ye gelip Erdoğan’la görüşmesine.
Oysa ilk günden itibaren Papa Leo’nun, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un resmi daveti üzerine geleceğine dikkat çektik. Bartholomeos kim? Lozan Antlaşması’na göre İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada’daki Rum vatandaşlarımızın dini işleriyle ilgilenmek üzere Türkiye’de kalmasına izin verilen, Fatih Kaymakamlığı’mıza bağlı Patrikhane’nin başındaki bir Türk vatandaşı.
İktidar medyasının davet sahibini gözlerden kaçırması, İstanbul Rum kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, gazeteci Stelyo Berberakis’i bile öyle rahatsız etti ki, şunları yazmak zorunda kaldı:
“Hıristiyanlık için son derece önemli olan bu ziyaretin gerçekleşmesinde –her nedense- Patrik Bartholomeos’un vesile olduğuna hiç değinilmiyor. Bir kere Papa 14. Leo, Patrik Bartholomeos’un daveti üzerine Türkiye’ye geliyor... Papa, aynı zamanda Vatikan Devlet Başkanı unvanını taşıdığından Türkiye ziyaretini gerçekleştirmesi için Türkiye Cumhurbaşkanlığı’nın resmi daveti gerekiyordu. Ve nitekim öyle de oldu.”
Diyeceğimiz; ne Bartholomeos’un bir devlet başkanına bu resmi daveti yapması, ne onun ve Papa’nın, “ekümenik” unvanını kullanıp “Konstantinopol Kilisesi”ne resmi ziyaretten ve ortak deklarasyon yayınlamaktan söz ederek Lozan’ı çiğnemesi ve ne de Papa’nın “Ekümenik Patrikhane” için çantasında taşıdıkları umurlarında!..
İÇERDEN DIŞARDAN BÜYÜK KUŞATMA
Nasıl bir kuşatmayla karşı karşıya olduğumuzu anlamak için son 15 günde yaşananlara bakalım.
Trump’ın geçtiğimiz Eylül’de Erdoğan’dan önce Fener Rum Patriği Bartholomeos’u Beyaz Saray’da “ekümenik” sıfatıyla ağırlayıp Türkiye hakkındaki şikâyetlerini dinlemesi, Erdoğan’la buluşmasında da Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını istemesinin ardından Patrikhane kelimenin tam anlamıyla yol geçen hanına döndü.
Örneğin 15 Kasım’da hem Ruhban Okulu’nu hem Patrikhane’yi ziyaret eden Yunan Demokrasi Hareketi’nin lideri Stefanos Kasselakis, “yarım asırdır kapalı olan Ruhban Okulu’nun Ortodoksluk, Helenizm ve tarihleri için açık bir yara olduğunu, bu rehinelik durumunun artık devam edemeyeceğini” belirterek şu sözü verdi:
“Demokrasi Hareketi, Avrupa Demokratları ailemizin işbirliğiyle, hem Yunanistan'da hem de Avrupa'da Ekümenik Patrikhane'nin tüm taleplerini aktif olarak destekleyecektir.”
Aynı gün Yunanistan Sağlık Bakan Yardımcısı Marios Themistocleous da “Ekümenik Patrikhane”de idi. Themistocleous, “kendisini Ortodoksluk ilkelerinin Helenizm'in tarihsel yolculuğu ve evrimiyle kesiştiği kutsal mekânda bulduğunu” kaydetti.
20 Kasım’da Yunan Avrupa Parlamentosu üyesi ve grup eş başkanı Evangelos Meimarakis’in organizasyonuyla Avrupa Halk Partisi (EPP) Kültürler ve Dinlerarası Çalışma Grubu, “Ekümenik Patrik” Bartholomeos’la görüşüp onu Avrupa Parlamentosu’na davet etti. Bartholomeos’un EPP heyetini, “dünya Ortodoks Kilisesi’nin ilk makamı ve Ortodoks Hristiyanlığının 17 yüzyıl boyunca kesintisiz manevi merkezi olan Ekümenik Patrikhane’de kabul ettiği” ve Bartholomeos’un, Papa’nın katılacağı İznik Konsil’in 1700. Yıldönümü kutlamasından söz ederken, “bu yılın Konstantinopolis Kilisesi için derin bir öneme sahip olduğunu” söylediği bildirildi. Bartholomeos’un gündeme getirdiği konulara dikkat çeken Evangelos Meimarakis de, “Bunlar arasında Ruhban Okulu'nun yeniden açılması, genç nesillere ulaşma çabaları ve sadece diğer Hristiyan topluluklarıyla değil, aynı zamanda diğer dinlerle de işbirliği arayışımız var.” dedi.
KOŞAR ADIM PAPAZ DEVLETİNE
23 Kasım’da Yunan Kathimerini gazetesine konuşan Patrik Bartholomeos ise özetle şunları vurguladı:
“Ruhban Okulu’nun yeniden açılış gününün çok uzakta olmadığını umuyoruz... Ortodoksluğa, yerel topluma, Konstantinopolis'e, Türkiye'ye ve dünyaya önemli katkılarda bulunacak aktif ve dinamik bir kurum olacak yenilenmiş bir İlahiyat Okulu öngörüyoruz... Bu haklı talebimizin, Türkiye'de ve uluslararası alanda her milletten ve inançtan sıradan insanların yanı sıra pek çok önemli isim tarafından da desteklenmesinden büyük bir memnuniyet duyuyoruz.”
Ve de, “Ekümenik Patrikhane’nin tüzel kişiliğinin tanınmaması başta olmak üzere, hâlâ çözülmemiş birkaç önemli sorun olduğunu” vurguladı.
Bartholomeos’un “tüzel kişilik” talebinin, İstanbul’un ortasında Patrikhane devleti kurulmasından başka bir şey olmadığını belirtip devam edelim.
SÖMÜRGE VALİSİ YİNE DEVREDE
Papa’nın gelişinden iki gün önce ABD Dışişleri Bakanlığı, Bakan Yardımcısı Michael Rigas başkanlığında bir heyetin İznik Konsil’in 1700. yıldönümü kutlaması için Türkiye’ye gideceğini ve “Ekümenik Patrik” Bartholomeos’la görüşeceğini açıkladı.
Herkesin Papa’nın ziyaretine kilitlendiği dün de şu oldu:
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi görünümlü sömürge valisi Tom Barrack, Patrik Bartholomeos’u ziyaret etti. Yanında ABD Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Elpidophoros başkanlığındaki papazlar vardı. Görüşmede, Başkan Trump’ın Patrik’in Beyaz Saray ziyareti sırasında dile getirdiği Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasına yönelik atılan adımların ele alındığı ve Barrack’ın, “Trump’ın konuya bağlılığının sarsılmaz olduğunu” tekrarlayıp gelişmeler hakkında bilgilendirilmesini istediği bildirildi.
ELPİDOPHOROS'LA NE ÖVÜNMÜŞLERDİ
“Ekümenik Patrik ve Roma Papası ile buluşma yolculuğu” adı altında bir hac organizasyonu düzenleyerek İstanbul’a gelen ve Tom Barrack’ın Bartholomeos’la görüşmesinde hazır bulunan ABD Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Elpidophoros’un gelmeden önce Associated Press'e yaptığı açıklamayı aktaralım.
“Heybeliada Ruhban Okulu kalbimde” diyen Elpidophoros, “Ekümenik Patrikhane ile Türk hükümetinden temsilcilerden oluşan ortak bir komitenin okulun yeniden açılması konusunda görüşmelere başladığını” ve “okulun açılmasının an meselesi olduğunu” söyledi.
Elpidophoros’un üzerinde durmamızın sebebi mi?
Kendisi Bartholomeos tarafından 2019’da ABD Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposluğu’na atanmadan önce kapalı Ruhban Okulu’nun müdürü ve sözde Bursa metropolitiydi. Ayrıca Ukrayna’daki kilisenin Rus kilisesinden ayrılmasında başrolde oynadı.
ABD’ye atandığında iktidarımızın medyası; “Bakırköy’den ABD’ye başpiskopos... Bakırköylü Lambriniadis ABD’li Rumların dini lideri oldu” manşetleriyle onu şöyle övdü:
“Tarihte ilk kez bir Türk vatandaşı, ABD Başpiskoposluğu’na seçildi. Bakırköy’de doğan ve askerliğini İskenderun’da yapmış olan Elpidophoros Lambriniadis, Amerika’daki tüm Ortodoks ve Rum cemaatin lideri konumundaki ilk Türk vatandaşı olacak... Türk vatandaşı, Elpidophoros Lambriniadis, New York’ta Holy Trinity Katedrali’nde düzenlenen görkemli bir törenle resmi olarak görevine başladı.”
O da medyamıza verdiği röportajlarda özetle şunları vurguladı:
“Biz bazen Türkiye’deki Patrikhane’nin ne kadar etkili olduğunu fark edemiyoruz. Ancak Fener Rum Patrikhanesi, dünyadaki yaklaşık 300 milyon Ortodoks’u, dini olarak en üst düzeyde temsil eden bir kurum... Tarihte ilk kez bir Türk vatandaşı, ABD’nin başpiskoposluğuna seçilmiş oldu. Bu Türkiye için çok önemli çünkü ABD Başpiskoposu, Amerika’daki bütün Rumların dini lideridir... Stratejik önemi ve etkisi çok büyük. Amerika Başpiskoposu, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde ve Türkiye-Kıbrıs ilişkilerinde her zaman önemli bir rol oynamıştır. Amerika’daki tüm Rum kurumlarının da manevi lideridir. Yani siyasi bir etkinliği de var. Bu açıdan Türkiye için büyük bir fırsat bu, çünkü Türkiye’yi tanıyan, Türkiye’yi anlayan, Türkçe konuşan bir din adamı, şu anda ABD’deki Rum lobisinin başına geçiyor, bunun da önemi ortada. Bu durum, Türkiye-ABD-Yunanistan arasındaki ilişkilere de katkı sunabilir. Bir kere ABD’deki Başpiskoposluk’un, Beyaz Saray’la sürekli açık hattı bulunuyor, ayrıca Beyaz Saray’a girip çıkma kolaylığı var... Başta Ruhban olmak üzere bu sorunlara çözüm bulmak ne Ankara’da ne Atina’da çok kolay değil, ancak Washington’da aynı masa etrafında oturarak çözüm bulunması olasılığı daha yüksek. Özellikle Heybeliada’daki Ruhban Okulu açılırsa, göreceksiniz ki böyle bir gelişme Türkiye –ABD ilişkilerini de çok hızlı bir şekilde iyileştirecektir.”
Oraya atanmasını “Türkiye için büyük bir fırsat” olarak sunan ve “kendisini en çok İstanbul’a ait hissettiğini” söyleyen Elpidophoros’un gittikten sonra ülkemiz aleyhinde nasıl faaliyetlerde bulunduğunu sıkça yazdık: Pontus soykırım iftirasını andı... Kıbrıs’ta işgâlci olduğumuzu söyledi... Ayasofya’nın camiye çevrilmesine karşı kampanyalar düzenledi... Yunanistan’ın geçtiğimiz 25 Mart’taki bağımsızlık yıldönümü münasebetiyle Beyaz Saray’da düzenlenen resepsiyonda da; Trump’a, “Ekümenik Patrikhane’ye, Yunanistan’a ve Kıbrıs davasına verdiği destek için” teşekkür ettikten sonra kendisine, “Konstantinopolis şehrini kuran büyük Roma İmparatoru Konstantin’i hatırlatan” Trump’a, “kutsal haç” sunup, “Bu haç ile dünyaya barış getirmenize ve Amerika’yı yenilmez yapmanız için dua ediyorum.” dedi.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bu Papaz’ın son icraatına gelelim.
6 yıl sonra, tam da 10 Kasım günü ABD vatandaşı oldu. Kendisine, “Amerikan vatandaşı olma onurunu bahşeden büyük millete” teşekkür ederken, “bu çalkantılı zamanlarda ABD Rum Ortodoks Başpiskoposluğu’nun mübarek toprakların daha geniş toplumunun sadık mensuplarına hizmet etme çabalarını iki katına çıkarma” sözü verdi!..
Trump’a o övgülerinin karşılığı mıdır, Lozan’ı çiğnediği için Bartholomeos’la birlikte hakkında yapılan suç duyurularından kurtulma amaçlı mıdır, yoksa Bartholomeos’dan sonra Fener Rum Patrikliği’ne atanma hazırlığı mıdır, bilinmez; ama Elpidophoros’un ABD vatandaşlığına dikkat!..
Müyesser YILDIZ
29 Kasım 2025
Çok Okunanlar
DEM Partili Gülistan Koçyiğit İmralı görüşmesinin detaylarını aktardı
Selahattin Demirtaş'a şartlı tahliye kulisi
Bakırköylü Papazımız niye ABD vatandaşı oldu?
İBB davası için hızlı yargılama hazırlığı
Ülkü Ocakları'ndan Bahçeli'ye 'açılım' tepkisi
Emekli maaşı zammı için geri sayım başladı!
İlçe Başkanını disipline gönderdi
Zehir zemberek sözlerle görevini bıraktığını duyurdu
'Dem Parti, Erdoğan'a destek verecek CHP'ye değil'
'Hilalin çocuklarından', 'Papa hoşgörüsüne' Hacı'nın yıllar içindeki değişimi