CHP’yi imha operasyonu ne kadar çok önemli konuyu gündemden düşürdü, değil mi? Bunlardan birisi, doğrudan Türkiye’nin üniter ve milli yapısını hedef alan PKK açılımı, ilk etapta da İmralı’daki teröristbaşının “özgürleştirilmesi”, dağdaki teröristlerin de elini kolunu sallayarak, gelip siyaset yapmasıydı.
Yok, “PKK’yla barış-kardeşlik” projesi durmuş değil, pazarlıklar perde gerisinde tam gaz sürüyor da “CHP’yle savaş” projesi nedeniyle dikkatlerden kaçıyor, konuşulamıyor.
13 gün önceydi; iktidara pek yakın medya; PKK’nın, güvenlik bürokrasisine bir yol haritası ve takvim sunduğunu ve bunun AKP cephesinde istişare edilmesinden sonra hazırlanacak olan 8-9 maddelik bir çerçeve yasanın Meclis’in tatile gireceği 15 Temmuz’dan önce gündeme gelmesinin beklendiğini duyurdu.
Suça Karışmayanlar Nasıl Tespit Edilecekse?
Ne varmış bu çerçeve yasada?
Silah bırakan örgütün tanımı yapılacak, yasanın amacı ve kimleri kapsadığı belirtilecekmiş... Kendini fesheden “örgüt mensuplarının” soruşturma, kovuşturma süreçlerinin nasıl bir hukuki mevzuata tabi olacağı tarif edilecekmiş... Nasıl tespit edilecekse; suça karışan ve karışmayan ayrımı yapılacakmış... Yasada süre sınırı olacak ve bu süre içinde silah bırakıp gelenlerin yasadan yararlanacağı hükme bağlanacakmış.
Gelecekler Gelmeyecekler Falı
Başka?
Örgüt yöneticileri ile ilgili özel bir hükmün yer alması beklenmiyormuş... Çünkü yaklaşık 8-10 bin civarındaki “örgüt üyesi” ve 200 civarındaki yönetici kadronun büyük bölümünün gelmek yerine üçüncü ülkeleri tercih edecekleri, Türkiye’ye geleceklerin ise örgüt üyesi olmakla birlikte suç işlemeyenlerden oluşacağı öngörülüyormuş.
Başka?
İlerleyen dönemlerde ceza mevzuatında yapılacak değişiklikler ve indirimlerden sonra suç işleyenlerin de geleceği düşünülüyormuş.
Başka?
Teröristbaşı, Kandil ve DEM’in, “PKK’lıların siyaset yapmasının önündeki engellerin kaldırılması” talebine AKP sıcak bakmıyor, 5 yıl süreyle siyaset yasağı olması gerektiğini savunuyormuş.
Bu haberin yayımlandığı gün iktidarın iki önemli ismi; Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, açılımın mimarı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye ziyaret etti. Ziyaret ilk etapta CHP’deki gelişmelerle ilişkilendirilirken, ilerleyen günlerde PKK’yla ilgili olarak üzerinde mutabakata varılan 7 maddelik çerçeve yasanın Bahçeli’yi sunulduğu ve pakette yukarıda aktardığımız maddelere ilave olarak teröristbaşının müzakereleri yürütmesini sağlayacak “statü ve koşullarının” yasal zeminine ilişkin düzenlemenin de yer aldığı kaydedildi.
5 Haziran’da ise AKP’nin üst düzey yöneticileri ile İmralı heyetinin “çerçeve yasa” üzerinde görüş alışverişinde bulunduğu, ancak nihai bir metnin ortaya çıkmadığı ve görüşmelerin süreceği bildirildi.
Bu Planları Nereden Hatırlıyoruz?
PKK’ya af konusunda yazılanlar, çizilenler, konuşulanlar ne kadar da tanıdık, değil mi?
Nereden hatırlıyoruz?
Birincisi; 2002’den itibaren ABD’nin “topluma kazandırma, eve dönüş” başlığıyla dayattığı yasalarla paralel sökün gibi gelen af teşebbüsleri ile açılımlardan.
İkincisi; bu gelişmelerin ardından meşhur gazeteci Aslı Aydıntaşbaş’ın 30 Temmuz 2006’da; 2005’te “devletin zirvesince de onaylanarak sessizce uygulamaya sokulduğunu” duyurduğu “PKK’yı dağdan indirme” projesinden. Dönemin MİT Müsteşarı Emre Taner tarafından Talabani ve Barzani aracılığıyla devreye sokulduğu, Washington’un da ağırlığını koyduğu belirtilen projeye göre, yönetici kadro dışındakilerin sessiz sedasız dönmesi kabul edilecek, dönmesi mümkün olmayan 45 yönetici kadro bir Kuzey Avrupa ülkesine yerleştirilecek, beraberinde “demokratikleşme çabaları” sürdürülecekti.
Üçüncüsü; Clinton, Bush ve Obama dönemlerinde ABD Dışişleri Bakanlığı’nda ve Dış İlişkiler Konseyi’nde görev yapıp, ömrünü “Büyük Kürdistan” projesine vakfeden David L. Phillips’in raporlarından.
Phillips’in, ülkemize de gelip siyasiler, medya mensupları ve iş adamlarıyla görüşerek Robert Shuman Vakfı için 15 Ekim 2007’de hazırladığı “Kürdistan İşçi Partisi’nin Silahsızlandırılması, Dağıtılması ve Yeniden Entegre Edilmesi” başlıklı raporunda; PKK’lıların “özgürleştirilmesine” ilişkin şöyle öneriler vardı:
- İlk etapta 2002 yılından itibaren örgüte katılanların, ikinci etapta komuta sorumluluğu olmayan kadroların affedilmesi için yasa çıkarılması...
- Kırmızı bültenle aranan 134 üst düzey yöneticinin bulundukları ülkelere sığınmasının sağlanması...
- Terör örgütü üyeliğinden cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılması...
- Ülkeye dönen veya cezaevlerinden serbest bırakılan PKK’lılara seçme ve seçilme hakkı başta olmak üzere tüm haklarının iade edilmesi...
O Rapor Erdoğan-Bush Görüşmesinde Masada mıydı?
David L. Phillips’in 2009’daki ikinci raporuna geçmeden önce birinci raporla ilgili üç önemli ayrıntının altını çizelim.
2007’nin 2-3 Kasım'ında Türkiye'ye gelen dönemin ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Türk yetkililerle PKK sorununa kapsamlı çözümü konuştuğunu belirterek, ellerinde bir yol haritasının olduğuna işaret etti.
5 Kasım 2007’de dönemin ABD Başkanı Bush’la görüşen Başbakanı Erdoğan, şu açıklamaları yaptı:
“Öncelikli hedefimiz sınır ötesi operasyon değil, PKK’nın silahsızlandırılması... Mahrem anlaşmalar ilan edilmez... Pişmanlık Yasası, Terörle Mücadele Yasası, adına ne derseniz deyin, bu çalışmalardan beklenen sonuç o zaman alınamamıştı. Ama şu anda buna yönelik bir çalışmada netice alınabilir düşüncesinde olan görüşler var. Biz, bunların hepsine itibar ediyoruz... O zaman bir direnç ve defans oldu biliyorsunuz. Şu anda çok daha farklı bir noktadayız. Medyanın katkılarıyla daha iyi sonuç alabiliriz...”
Erdoğan-Bush görüşmesinden 24 gün sonra Referans gazetesine bir röportaj veren David L. Phillips, PKK raporunu ABD Dışişleri Bakanlığı ve Bush yönetiminin üst düzey yetkililerine verdiğini, ayrıca Kongre’de bir sunum yaptığını anlattıktan sonra iki liderin görüşmesinde raporun masada olup olmadığı konusunda bir fikrinin olmadığını söyledi. Phillips, Türk hükümetinden kendisine herhangi bir tepkinin gelmediğini, önerilerinin büyük ölçüde çeşitli çevrelerde kabul gördüğünü duyduğunu ve raporunda Bush yönetimi tarafından kabul gören unsurlar olduğunu da kaydetti.
Baykal da Bahçeli de “ABD Projesi” Dedi
David L. Phillips’in Haziran 2009’da Atlantik Konseyi adına hazırladığı “Türkler ve Iraklı Kürtler Arasında Güven İnşası” başlıklı rapora gelirsek;
Öncelikle bu rapor; Nisan’da Washington ve Boston’da Türkiye’den giden ama 14’ünün kimliklerinin gizlendiği 20 Türk ve Kürt’ün yanı sıra Norveçli, Amerikan, İngiliz ve Arap katılımcılardan oluşan toplam 69 kişilik bir grupla yapılan toplantılar ile Phillips’in Türkiye ve Irak’a yaptığı ziyaretler sonucunda hazırlandı.
Sözkonusu rapordaki; Anayasa’dan Türklüğün çıkarılması başta olmak üzere onlarca öneriden sadece PKK affıyla ilgili olanları hatırlatalım:
“PKK sorunu sadece güvenlik önlemleriyle çözümlenemez. Nihai çözüm, Türkiye'nin demokratikleşme ve kalkınmayı sürdürmesi olduğu kadar PKK örgüt üyeleri için bazı af düzenlemelerinde yatmaktadır... Demokratikleşme, tutuklu DTP'lilerin serbest bırakılması ve yasal reformlarla ilerleme sağlayabilir.”
İşte bu rapor gündeme geldiğinde; MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Kürt açılımının ABD projesi olduğunu” söyleyince Başbakan Erdoğan, “İspatlamayan namussuzdur, alçaktır.” diye tepki gösterdi.
Bahçeli’nin ardından dönemin CHP Lideri merhum Deniz Baykal, Bahçeli’nin iddiasının gerçeği yansıttığını belirtti ve şunları vurguladı:
“Çok açık yalın gerçektir; Türkiye’nin önündeki bu proje uzun süreden beri uluslararası ilgi ve katkı ile şekillendirilmiş bir projedir... Türkiye’de birdenbire bir ay önce bu konuda düğmeye basılmışçasına harekete geçilmesi ve bu 1 ay içinde İçişleri Bakanı’nın işini gücünü bırakıp gece gündüz bu işe yönelmesi bir tesadüf değildir. Bunun altında, hiç kuşku yok, Türkiye’ye yönelik bir yol haritasının uygulanması beklentisi vardır. Hükümet de buna girmiştir, Cumhurbaşkanı’nın bahsettiği olay herhalde budur. ‘Eğer biz şimdi kendimiz harekete geçmezsek başımıza başka işler gelir’ derken herhalde kastettiği budur. Başbakan şimdi ağır hakaretler, küfürler söyleyerek bu gerçeğin konuşulmasını engelleyemez... Başbakan’ın telaşından zaten bu konunun önemli ve hassas bir konu olduğu ortaya çıkmıştır.”
MHP Lideri Bahçeli de 26 Ağustos 2009’da PKK’lıların affı başta olmak üzere yapılan açılımlara ilişkin koca bir liste çıkarırken, AKP iktidarı için şu ifadeleri kullandı:
“Bu gelişme Sevr’e boyun eğen, Mondros’u imzalayan son Osmanlı hükümetlerinin girdiği küresel sarmalın benzeridir. Türkiye yaklaşık bir asır sonra, yine uluslararası iktisadi ve siyasi mahkûmiyetin neden olduğu stratejik denklemin içine hapsolmuş durumdadır... 90 yıl önce ceddimizin silah gücüyle bozduğu aynı oyunu sahnelemek için sabırla beklenilen yeni bir Damat Ferit hükümeti bulunmuş olunması Türk millet için tam bir utanç vesilesidir.”
Bahçeli’den bir söz daha; 20 Ağustos 2014’te, “Erdoğan’ın Cumhuriyet’i tamamen yıkması ve Başkan olabilmesi için PKK’ya ve İmralı canisine ihtiyacı vardır” dedikten sonra “Hukuk adamları, hukuksuzluklar karşısında suskun kalmamalıdır.” çağırısında bulundu.
Ez cümle; ABD projesinde değişiklik yok... Değişen, “devlet aklı” olarak sunulması ve dün karşı çıkanların bugün canla başla sahiplenmesidir!..
Çok Okunanlar
Plajda mühimmat taşıdığı belirtilen İHA bulundu
Galatasaray'da transfer çalışmaları hızlandı
Avustralya mağlubiyetinden sonra futbolcuları topa tuttu
CHP'de gözler Özgür Özel'in yarın yapacağı hamleye çevrildi
Devlet aklı değil David aklı!..
DEM Parti seçmeninden dikkat çeken tercih
Maltepe sahil yolundaki feci kaza kamerada
Kendi yazdığı dilekçeye 'bilmiyorum' demiş!
Mutlak butlan yönetiminden ihraçlardan sonra yeni hamle!
Eski İYİ Partili isim AKP saflarına katıldı