Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
56,2551
Dolar
Arrow
48,6159
İngiliz Sterlini
Arrow
65,6575
Altın
Arrow
6829,0671
BIST
Arrow
14.467

Erdoğan: 'Kalkıp villa tahsis edilecek hâl yok'... Bahçeli: 'Makamından kalk yerine canibaşını oturt'...

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

2013’teki açılım sürecinde, önce bizzat dönemin Başbakanı Erdoğan’ın talimatıyla İmralı’daki teröristbaşına LCD televizyon verildi.

Peşinden teröristbaşına daha büyük bir koğuş tahsis edilmesi gündeme geldiğinde; dönemin Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, “Cezaevi şartları süreç ilerledikçe değerlendirilebilir, iyileşmeler olabilir.” derken, İçişleri Bakanı Efkan Ala şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu sorunu kökten çözmek hedefine katkı sağlayabilecek ve milletimizin de aleyhine olmayacak adımlar atarız, yolumuza devam ederiz. O adımın atılması gerekiyorsa da o adım atılır; ama milletin bu sorununun tamamen çözümüne katkıda bulunacaksa...”

Neticede teröristbaşı için bir yatak odası, bir çalışma odası, banyo ve küçük bir bahçeden oluşan 20 metrekarelik yeni bir yer yapıldı.

Bu gelişmelerle birlikte de “çözüm süreci yol haritasında planlandığı gibi gittiği” takdirde teröristbaşının ev hapsine çıkacağı iddiaları gündeme geldi. Ancak Erdoğan son noktayı şöyle koydu:

“Bu insani şartların iyileştirilmesine yönelik yapılması gereken her şeyi bu devlet yapmıştır. Bundan daha ilerisi zaten olamaz. Herhalde kalkıp özel villa tahsis edilecek hâl yok. Şu anda orada 2 odası var, 2 odasının dışında televizyonu...”

O süreçte MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin gösterdiği tepki ise yenilir yutulur gibi değildi. Aynen şunları söyledi:

“Başbakan Erdoğan’ın İmralı canisine yaptıklarını övünerek anlatması da tam bir skandaldır. Buna göre canibaşı hayata döndürülmüştür. Şu işe bakınız ki, kendisine kanlı takımını izlemesi için televizyon verilmiş, spor yapması için yeni imkanlar sunulmuştur. Başbakan Erdoğan ‘verip vereceğim bu kadar’ diyerek, medya üzerinden canibaşına mesaj göndermiş, zımnen sanal bir müzakere ortamı yaratmıştır. Sayın Başbakan sorarım sana, bundan sonra teröristbaşına daha ne verebilirsin ki? Müebbet terör suçlusunu siyasal aktör haline getiren sensin. Canibaşının mesajlarına ve mektuplarına dağıtım hizmeti veren sensin. Militanlarına talimat vermesi için ortam hazırlayan sensin. Anayasa yazımı konusunda görüş bildirmesine imkan sağlayan sensin. Sözde liderliğini kitlelere bayrağın inmesi pahasına onaylatan sensin. Bölücü fikirlerini kamuoyuna yansıtan sensin. İmralı’yı ayak yoluna çeviren sensin. Pazarlıklarla yakanı kaptıran, siyasi şerefini hiçleştiren ve milli gururunu zelil eden de sensin. Artık İmralı canisi daha ne isteyebilecek, daha ne bekleyebilecektir? Her şeye sayende kavuşmuş, fiili özgürlüğünü zorlamalarla elde etmiştir. Sayın Başbakan, bize göre yapacağın tek şey kalmıştır: O da, Başbakanlık makamından kalkman ve yerine canibaşıyı oturtmandır.”

Müjdeyi (!) Vermek Kendisine Nasip Oldu

13 yıl önce böylesine ağır konuşan Bahçeli, önceki gün, teröristbaşına İmralı’da bahçeli bir ev yani villa yapıldığını müjdeledi!..

Hem de bir vakitler kendisinin, “Vatanı sabote eder, düşmanı sevindirir”, “satılık kalem” dediği, yardımcısının ise, “bozguncu, tatlı su entelektüeli, sözde gazeteci” olarak nitelendirdiği Nagehan Alçı’nın sesinden.

Herkesin Haberi Var Adalet Bakanının Yok Durumu

Bahçeli’nin müjdesinin (!) detaylarını aktarmadan, 6 ay önceki tartışmaları hatırlatalım.

Evvela, DEM eş başkanı Tuncer Bakırhan, teröristbaşı için İmralı’da yapı ya da ev inşa edildiğini açıklayıp, “Aslında bir yerleşke var, ama bunun adı nedir, statüsü nedir? Oraya geçerken ne diyeceğiz, nasıl tarif edeceğiz, meselenin artık netleşmesi lâzım. Yakın zamanda bu konuda gelişmeler olabilir.” dedi.

Hemen peşinden diğer eş başkan Tülay Hatimoğulları bu iddiayı doğrularken, teröristbaşının yapılan konuta henüz geçmediğini, esas meselenin “baş müzakereci” statüsünün hukuki forma kavuşması olduğunu söyledi.

Barzanilerin medyası; teröristbaşı için hazırlanan bu yapının görüşme alanı, çalışma ofisi, kütüphane ve spor alanı gibi bölümlerden oluşan büyük bir kompleks şeklinde inşa edildiğini, burada en az 15 televizyon kanalını izleyebileceğini, ayrıca İmralı’daki diğer mahkumların zaman zaman sekreterya göreviyle yanında bulunabileceğini, kompleksin bir bölümünde ise korumalar ve bir sağlık personelinin görev yapacağını duyurdu.

İşte tüm bu iddialardan sonra cezaevinin bağlı olduğu Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten şu açıklama geldi:

“Orada öyle bir şey yok. Orada bir idari yerleşke var. İdari yerleşke olduğu için muhtemelen orada yeni binalar, ihtiyaç görülen yerler yapılabiliyor, ama özel olarak bir konut yapılma durumu yok.”

Gelelim Bahçeli-Nagehan Alçı görüşmesine.

Alçı’nın anlattığına göre; Bahçeli, teröristbaşına İmralı’da bir ev inşa edildiğini, bu ev içinde normal hayatın akışına uygun bir şekilde yaşayabileceğini söylemiş. Burası, “önünde bahçesi olan, insani yaşam koşulları sunan, ev konforuna sahip bir yer” imiş... Ama teröristbaşı henüz bu eve geçmeyi reddetmiş. Alçı, nedenini sormuş, Bahçeli de, “Çünkü statü istiyor” demiş... Alçı, “bunları kamuoyuyla paylaşabilir miyim?” deyince de Bahçeli, “Takdir sizindir. Benim açımdan sorun yoktur, paylaşabilirsiniz.” cevabını vermiş.

Artık kim/kimler bilgilendirdiyse; Nagehan Alçı, “ekstra öğrendiği” şu detayları da paylaştı:

Teröristbaşının birtakım talepleri varmış; “Yaşım belli bir noktaya geldi. Ben bu evde tek başıma yapamam, burayı çekip çeviremem. Yalnız da kalmak istemiyorum.” diyerek, yakın çevresinden ve akrabalarından birkaç kişinin kendisine refakat etmesini istemiş. Hatta bir akrabası için başvuru yapılmış.

Nagehan Alçı, milleti bir nebze rahatlatmak amacıyla olsa gerek, “burası önemli” diyerek, Bahçeli’nin bahsettiği evin cezaevinin içindeki alanda, etrafı duvarlarla çevrilmiş bir yapının içinde olduğunu belirtirken de şunları kaydetti:

“Önünde bir bahçe alanı var. Bahçenin bir kısmı toprak, bir kısmı beton. Toprak kısım ekim dikim yapmak isterse diye, beton kısım ise anladığım kadarıyla spor yapmak isterse diye düşünülmüş. İçeride iki katlı bir yapı var. Alt kat çalışma alanı (ofis gibi), üst kat ise yaşam alanı olarak planlanmış, çalışmalarını altta yürütecek.”

Meğer olan bitenden AKP’li Şamil Tayyar’ın da haberi varmış, ama “bilgiyi aktarana sözünden” dolayı hiç gündeme getirmemiş. Nagehan Alçı duyurunca, o da Bahçeli’nin açıkladığı söz konusu evin dubleks bir villa olduğunu vurgulayıp şu iddialarda bulundu:

“250 metrekare kapalı alanı var. İki katı kadar bahçesi. Hem barınma hem çalışma ofisi olarak planlanmış. Her türlü teknik altyapısı mevcut, görüntülü telefon ve internet imkanı var. Öcalan henüz yerleşmedi ama villanın ofis şartlarından ihtiyaç halinde yararlanıyor. Öcalan’ın statü konusundaki ısrarlı talebi Cumhurbaşkanımızdan döndü, silah bırakma işlemi kesinleşmeden adım atmak istemiyor. Doğrusu da bu.”

Oy, oy, oy; cezaevi değil, resmen kâşâne!..

Villa Tamam da Ya Yasalar?

Nagehan Alçı ve Şamil Tayyar’ın bu iddiaları doğruysa; Erdoğan’ın 13 yıl önceki sözlerinden hareketle, “İyi ki, kalkıp özel villa tahsis edilmemiş!..” deyip, çok önemli bir başka noktaya dikkat çekelim.

Bütün cezaevlerinde toprağın t’si, bitkinin b’si yasakken, tüm mahkûmlara ancak belli süre ve şartlarda spor imkânı verilirken; teröristbaşı ekim-dikim yapacak, sporla iştigâl edecek...

İleri yaştaki veya çok ağır hasta olan yüzlerce mahkûm kendi imkânlarıyla ya da diğer mahkûmların yardımıyla yaşamaya çalışırken; teröristbaşına yakın çevresinden ve akrabalarından birkaç kişi refakat edecek...

Tüm mahkûmlara internet, terör mahkûmlarına görüntülü telefon yasakken; teröristbaşı bu imkânlardan yararlandırılacak, öyle mi?!

Tabii ya, o 40 bin insanın ölümünden sorumlu teröristbaşı değil, “kurucu önder” olana da bu yakışır, değil mi?

İyi de “teröristbaşına özel” bir uygulama için Anayasa’yla birlikte kaç yasa, kaç yönetmelik çöpe atılmış olacak?.. Ne yani, “nevi şahsına münhasır” yeni bir yasa mı çıkarılacak, yoksa bir “emre” mi bakacak?!

Çerçeve Yasa da Çöpe Atılmıyor mu?

“Pazarlık, al-ver yok” denilen süreçle ilgili teröristbaşı-PKK-DEM’in ilk şartı neydi; “İmralı’nın özgürleştirilmesi” idi.

Ancak Meclis’te rekor oyla kabul edilen PKK yasasında; 2005 yılından önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar veya ağırlaştırılmış müebbet yükümlülüğü doğuran suçlar kapsam dışında tutuldu.

Böylece teröristbaşının yasadan yararlanmasının önünün kesildiği anlatıldı.

Açılımın Meclis’teki başı Numan Kurtulmuş her fırsatta, “buradaki hassas nokta” diyerek, “Örgütün üst düzey yöneticilerinin çok net bir şekilde kapsam dışı bırakıldığını, İmralı dahil örgütün hiçbir üst düzey yetkilisinin, bu haliyle yasadan yararlanmasının mümkün olmadığını” söyledi.

Şimdi Nagehan Alçı ve Şamil Tayyar’ın açıkladığı villa tablosu, resmen “İmralı’nın özgürleştirilmesi” değilse, nedir?!

Bahçeli’nin “İmralı’dan Canlı Yayın” Çağrısı

İmralı’nın koşullarının iyileştirilmesi konusunda MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin birinci açılım sürecinde gösterdiği tepkiden bir demet daha sunalım.

Örneğin Erdoğan’a, “Nereye çalıştığı, kimlerin acenteliğini yaptığı aşağı yukarı malumumuz olan Cengiz Çandar’ın moderatörlüğünde, İmralı adasında terörist başıyla birlikte uygun bulacağınız bir televizyon kanalına birlikte katılınız.” şeklinde bir tavsiye ve teklifte bulundu...

Erdoğan, “İmralı canisine yeni yıl hediyesi ve teselli ikramiyesi olarak televizyon hediye ettiğinde”; “Peşi sıra, facebook, twitter veya skype üzerinden eski cinayet ortaklarıyla haberleşebilmesi için teröristbaşına demirbaştan düşmüş bir bilgisayar tahsis edilmesi ve arkasından da Başbakan’la geceleri sohbete başlaması mucize ve olmayacak bir şey olarak görülmemelidir. Nasıl olsa her şey Başbakan Erdoğan’ın iki dudağının arasındadır.” dedi...

Yine Erdoğan ve teröristbaşının, yandaş bir televizyon kanalında İmralı’dan yapılacak canlı yayına birlikte katılarak, düşüncelerini milletimize açıklamasını isterken, “İmralı canisi demokratik konfederal yönetimi, Başbakan da BOP’u anlatmalı ve Türk milleti bu iki bölünme simasını tüm yönleriyle tanımalıdır.” diye konuştu...

Gidişata bakılırsa, bunlar da olur mu, olur!..

Ama biz yine de Bahçeli’nin 13 yıl önceki şu sözleriyle bitirelim:

“Bilinmelidir ki, Türk milleti PKK’yla yapılan pazarlıklara, bölücülüğün normal karşılanmasına ve canibaşının sözde siyasi aktör statüsü elde etmesine tümüyle karşıdır... Unutulmasın ki, PKK’ya bahar yaşatıp, Türk milletini kara kışa mecbur bırakan müflis siyaset zihniyeti eninde sonunda bitecek, mutlaka tükenecek ve mum gibi sönüp gidecektir.”

Müyesser YILDIZ

14 Eylül 2026