DEM’li Meral Danış Beştaş, İmralı’daki teröristbaşını Mandela’ya benzetmekle kalmayıp, “O da sonra Cumhurbaşkanı oldu, özgürlüğüne kavuştu ve Nobel barış ödülü aldı” diyerek yeni hedeflerini ortaya koydu. İmralı müdavimi Pervin Buldan da son buluşmalarında teröristbaşının, basın mensuplarıyla bir röportaj, bir basın toplantısı yapma talebinde bulunduğunu ve “böyle bir hakkımın olduğunu düşünüyorum” dediğini açıkladı.
“Terörsüz Türkiye” sürecindeyiz ya; o yüzden teröristbaşı ve DEM’liler bu kadar pervasızca el yükseltirken, açılıma karşı çıkan, emekli bir komutanımızın başına neler geldiğini anlatalım.
Bu komutan, emekli Tuğgeneral Celalettin Bacanlı.
28 Şubat kumpas davasında 14 ay tutuklu kaldıktan sonra beraat etti.
En önemli özelliği ise gazilerimizin tedavi edildiği TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi’nin yıllarca komutanlığını yapmış olması.
Ayrıca geçtiğimiz Ağustos’ta Metin Gürak’ın görev süresi dolmadığı ya da yaş haddi gelmediği halde “kadrosuzluk” gerekçesiyle emekli edilmesinin ardından Genelkurmay Başkanlığına atanan Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu’nun Harbiye’den devresi.
Anıtkabir’de Açılıma Karşı Çıktı
Önce Bacanlı’nın “suçlarını” yazalım.
Geçtiğimiz 27 Aralık’ta Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 106’ncı yıldönümü münasebetiyle Anıtkabir’de yapılan etkinliklere katıldı. Üzerinde de “Sözde Terörsüz Türkiye’ye hayır” yazılı bir forma vardı.
Anıtkabir çıkışında, süreç aleyhinde bazı açıklamalar yaptı. Bunun kaydını ise hem kendisine ait sosyal medya hesabından hem devre WhatsApp grubunda yayımladı.
Yine sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı:
“Sözde ‘terörsüz Türkiye’ projesine hayır dedik. Sevr'e izin vermeyeceğimize yemin ettik. Cumhuriyetin sahipsiz olmadığını gösterdik. Anıtkabir’de maalesef ‘Ne mutlu Türk'üm diyene’, ‘Atatürk'ün askerleriyiz’ sözlerinin söylenmesine izin verilmedi. Ülkem adına çok üzüldüm. Ama tek adam için her şey serbest....!”
Aynı zamanda milli sporcu olduğu için ertesi gün aynı formayla, Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin yıldönümü için düzenlenen 90. Büyük Atatürk koşusuna katıldı. Koşudan sonra da gazetecilere yaptığı açıklamada, yine açılımı eleştirip özetle şunları söyledi:
“Atatürk Milli Mücadele’ye başladıktan sonra Sevr'i yırtıp attı. 3 yıl sonra Lozan'la Türkiye'nin tapusunu elde etti. Maalesef son günlerde yaşadığımız bir olay var. İsmi, sözde terörsüz Türkiye projesi. Evet, hepimiz terörsüz bir Türkiye olmasını istiyoruz. Ancak bu isim altında yapılan şeyler maalesef Atatürk'ün yırtıp attığı Sevr'in tekrar gelmesini sağlayacak. Bu benim fikrim değil, teröristbaşı ile PKK'nın uzantısı ve siyasi kolu olan DEM'in raporu ile açığa çıkmış durumda... Biz tekrar Sevr'in gelmesine izin veremeyiz... 14 sene önce analar ağlamasın diye başlatılan, ‘çözüm süreci’ denilen bir süreç vardı. Yine basın baskı altına alınmış, halk susturulmuş, operasyonlar durdurulmuştu. Neticede ne oldu? Maalesef terör örgütü tekrar toparlandı, sözde öz yönetimler ilân etti... O projede analarımız ağladı, bine yakın şehit verdik, yine aynı senaryo yaşanıyor... Uyumaya hiçbirimizin hakkı yok.”
Bu Yasaklar Geldi
İşte bu etkinlikler ve açıklamalardan sonra zaten nadiren gittiği Orduevi’ne bir akşam gittiğinde içeri giremedi. Çünkü kendisine giriş yasağı konmuştu.
Ayrıca Harbiye’den devresi olan Genelkurmay Başkanı’nın, 27 Aralık’ta Anıtkabir çıkışında yaptığı açıklamanın videosunun devre WhatsApp grubunda yayınlanmasını uygun bulmadığı için kaldırılmasını istediğini ve kaldırıldığını öğrendi.
Evvela Bacanlı’nın, WhatsApp grubundaki olaya tepkisini aktaralım; “Kaldırılması hiç ama hiç önemli değil. Ancak bu tip makamların böylesi ıvır-zıvır şeylerle uğraşması çok çirkin ve gereksiz. Bundan sonra bu makamlarla kişisel değil, hem ülkemizin menfaatlerine aykırı karar ve durumlarda hem sözde terörsüz Türkiye projesine karşı mücadelemi her platformda daha da artırarak sürdüreceğim.” dedi.
Orduevi yasağı konusunda ise; geçmişte Montrö Antlaşması’nı savunan emekli amiraller başta olmak üzere çok sayıda vatansever komutana benzer yasağın konduğunu belirtip şunları kaydetti:
“Bu karar bazı kişilere yakışabilir, ama makamlara yakışmıyor. Özellikle emekli askerleri susturma, baskı altına alma aracı olarak kullanılması hiç yakışmıyor. Söz konusu uygulamayı çok çirkin, vasat, etik dışı ve orantısız bir güç kullanımı olması nedeniyle kınıyorum. Orduevine girip girmemek hiç umurumda değil, vız gelir tırıs gider; ama uygulama şekli ve yaklaşımı rahatsız edici ve asla kabul edilemez. Çünkü emekli askerler, görevdekilerin kapı kulu, emir eri veya askerleri değiller. Bizler sadece Mustafa Kemal’in askerleriyiz. Bu asla unutulmamalıdır. Görevdeyken de böyleydi, şimdi de böyle. Bu konuda elbette yasal müracaatımı yapacağım. Anayasa, yasalar, hukuk ve adalet ilkeleri çerçevesinde fikrimi açıklama, yayma ve eleştirme haklarımı sonuna kadar savunacağım. Sözde terörsüz Türkiye projesi konusunda MSB farklı fikirde olabilir, ama ben Bakanlık gibi düşünmek zorunda değilim. Ben eleştirilerimde ne parmak salladım ne hakaret ettim ne de ‘haddinizi bilin’ gibi sözler söyledim. Orduevine girmesem de her zaman olduğu gibi toplum içinde alnım açık, başım dik yürüyeceğim. Kimseden utanmayacağım. Ama bunu yapanlar emekli olduktan sonra orduevlerine girerken acaba aynı durumda olabilecekler mi?”
Bacanlı, Bakanlık ve Genelkurmay Başkanlığı gibi makamların bu tip şeyler yerine asli görevlerine odaklanması gerektiğini vurgularken de; Libya Genelkurmay Başkanı ve heyetinin uçak kazasında hayatını kaybetmesine, Tuzla Piyade Okulu ve Kara Harp Okulu’nda teğmenlerin başına gelenlere, şehit anası Pakize Akbaba’ya, “haddini bil” denilerek parmak sallanmasına, bütçe görüşmelerinde DEM’li milletvekilinin, TSK’ya “kanla beslenen işgâlciler ve tecavüzcüler” iftirasını atmasına sessiz kalınmasına dikkat çekip, “Orduevi yasağıyla uğraşanları kendilerine güveniyorlarsa, istedikleri televizyonda tartışmaya” davet etti.
Son olarak TBMM’deki komisyonun açıkladığı raporu satır satır okuduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın nasıl parçalanacağını belgeleyen bu raporun tarihe kara bir leke olarak geçeceğini belirten Bacanlı, “Sözde terörsüz Türkiye projesi ile asıl mücadele bundan sonra verilecektir.” dedi.
Müyesser YILDIZ
22 Şubat 2026
Çok Okunanlar
Otobüste köpek tartışması büyüdü: Polis benim emrimde, ben savcıyım dedi
CHP'li Belediye Başkanı AKP'ye geçeceği iddialarına yanıt verdi
Eric Dane'in son sözleri Netflix'te: Kızlarına veda mesajı bıraktı
Borsa İstanbul’da haftalık kayıp: Endeks 14 bin puanın altına indi
'Erdoğan nasıl olsa kazanır' anlayışı geride kaldı!
Özgür Özel ilk kez isim verdi, kriterlerini açıkladı
2026'da küresel zenginlik rekor tazelerken, milyarderlerin risk algısı büyüyor
Genelkurmay’ın uğraştığı işe bak!
Eğitim, İnanç ve Siyaset
Boğaziçi polemiğine Bilal Erdoğan da katıldı