Orduevi yasağı göçmen sorunumuzu bitirir mi?

Ülkemizde bol miktarda MOSSAD ajanı yakalandı ve son haftalarda üst üste terör eylemleri yapıldı.

O terör eylemlerinden birisi İstanbul Sarıyer'deki Santa Maria Kilisesi'ne yönelikti. 1 kişinin hayatını kaybettiği bu saldırıyı gerçekleştirenlerin DEAŞ'ın Horasan yapılanmasıyla bağlantılı olduğu açıklandı.

İktidar medyası, MİT'in son 3 yılda Emniyet Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yurt içinde ve Suriye'de gerçekleştirdiği operasyonlarda DEAŞ yöneticilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda terörist etkisiz hale getirilirken örgütün Türkiye yapılanmasına büyük darbe vurulduğunu yazdı.

Santa Maria Kilisesi saldırısından sonra gözaltına alınanlar hakkında ilginç bilgiler verildi; 9 şüpheliden sekizi yabancı uyrukluymuş, bunlardan üçü Türk vatandaşlığı hakkını elde ederken ikisi geçici ikamet hakkına sahipmiş. Geri kalan üçünün ise vatandaşlığı ve geçici ikamet hakkı bulunmuyormuş. Ayrıca DEAŞ'ın Türkiye'de faaliyet gösteren mescit ve medreseleri varmış.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya duyurdu ki, kilise saldırısının ardından eş zamanlı olarak 7 ilde düzenlenen “Kafes-35” operasyonunda da İnterpol'ün kırmızı bültenle aradığı 34 yabancı DEAŞ'lı yakalandı. Bu illerimiz; İstanbul, Kocaeli, Yalova, Kayseri, Bursa, Düzce ve Yozgat'tı.

Ülkemizdeki DEAŞ yapılanmasıyla ilgili ortaya başka neler döküldü?

2014'te sözde “halifelik” ilân eden DEAŞ, 2019'da da Türkiye'yi sözde “vilayetleri” arasına almış...

Resmi rakamlara göre; 2014'ten 2023 sonuna kadar 21 bin 772 kişi gözaltına alınmış, bunlardan 6 bin 21'i tutuklanmış...

Yine bu 10 yıllık süreçte 38 bin 473 kişi hakkında adli işlem yapılmış. Yaklaşık 4 bin kişi hakkında adli kontrol uygulanırken, 2 bin 264 kişi hakkındaki kovuşturma sürüyormuş...

Ama şu anda cezaevlerinde sadece bin 54 DEAŞ'lı varmış...

Ez cümle; bir kez daha Türkiye'nin nasıl yol geçen hanına döndüğü anlaşılmış oldu.

İktidarın yılmaz kalemlerine göre ise bu tablonun sebebi; yine “üst akıl”dı... Amaçları, “Türkiye'yi istikrarsızlaştırmak, 90'lı yıllara döndürmekti”... Ancak “Türkiye artık eski Türkiye değildi” ve “başaramayacaklardı”...

Tamam da; ülkenin kapısını bacasını böylesine açık bırakıp, “üst akla” bu fırsatı yaratan kimdi?.. Teröristler, MOSSAD ajanları ülkenin dört bir yanına dağılıp cirit atarken ülkeyi hangi parti yönetiyordu?

Uzmanlar bir kez daha, kelimesi kelimesine sorunun kaynağına işaret edip, “Sığınmacılara yönelik bir an önce tedbir almazsak, sonuçlarını önümüzdeki on yıllarda çok daha ciddi bir iç güvenlik sorunu olarak hissetmeye başlayacağız.” ve “Kaçak göçmenler ve sığınmacılar, ülkemizde yabancı terör örgütlerinin potansiyel insan kaynağı durumunda.” dedi.

Son olarak Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, DEAŞ'ın karargâhını Türkiye'ye taşıdığını öne sürüp şu ürpertici iddiaları dillendirdi:

“DEAŞ için temel hedef Suriye ve Irak değildir. Artık DEAŞ, patronu tarafından Türkiye’de karışıklık çıkartmak üzere görevlendirmiştir ve şimdi bunun altyapı çalışmalarını yapıyor... Yurtdışından Türkiye’ye günde 1.000 ile 1.250 kişi geliyor... DEAŞ’ın Türkiye’de güvenli evleri, güvenli ağı, gizli cephanelikleri var. Düğmeye basılması için bekliyorlar... Türkiye’de 7 milyon sığınmacı ve kaçak olmasaydı Suriye’deki DEAŞ karargâhını Türkiye’ye taşıyabilir miydi?.. DEAŞ’ın eylemleri bitmemiştir. Hatta daha başlamamıştır. Planlama safhasındalar... ABD’nin, YPG’ye yapmış olduğu yardımlar, Suriye’de Beşar Esat rejimini devirmesi için değil, YPG’nin ileride DEAŞ üzerinden Türkiye karıştırıldığı zaman Güneydoğu Anadolu’ya girerek büyük bir isyan hareketi başlatmak için gerçekleştirilen yardımlardır.”

ABD TÜRKİYE'YE GETİRMİŞ OLMASIN

DEAŞ'ın Horasan grubu demişken; bundan önceki Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun bazı açıklamalarını hatırlamamak olmaz.

ABD'nin Afganistan'ı Taliban'a teslim ettiği 2021'de buradaki terör riskinden söz ederken Horasan'a atıfta bulunup şunları anlattı:

“Afganistan’da bu kadar DEAŞ teröristinin olmasının müsebbibi, Suriye’nin özellikle doğusunda, kuzeydoğusunda sözde DEAŞ'la savaştığını söyleyerek orada ayrılıkçı bir anlayışı veya politikayı destekleyenlerin vebali var. Yani sözde DEAŞ’la mücadele ettiğini söylüyorlar, ama bu DEAŞ’lı teröristlerin bir kısmını alıp Suriye’den Afganistan’a gönderdiler. Sonuçta DEAŞ orada, DEAŞ Horasan orada.”

Devamında Afganistan'da başlayan göçlere değinirken, bunlardan İran'a girenlerin bir kısmının bize geldiğini, Afganların ülkemize geçmemesi konusunda tedbir alması için İran'a gerekli telkinlerde bulunduklarını belirterek, “Fakat sınırlarda jandarmamız, güvenlik güçlerimiz, İçişleri Bakanlığımız, askerimiz ve hep birlikte aldığımız tedbirler var. Bir taraftan işte duvarların burada inşa edilmesi, diğer taraftan diğer ilave tedbirler.” dedi.

Ocak 2023'te de, yazdığı kitapta, DEAŞ'la mücadelede Türkiye'yi suçlayan dönemin ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo hakkında şu bilgileri verdi:

“Biz Suriye'nin kuzeyini DEAŞ'lı teröristlerden temizlerken ABD, Pompeo'nun olduğu dönemde YPG/PKK ile beraber DEAŞ'lıları önce otobüse, sonra da uçaklara bindirerek Afganistan'a gönderdiler.”

Gel de sorma; acaba otobüslere, uçaklara bindirdikleri o DEAŞ'lılardan ülkemize bıraktıkları da var mıdır?!

YASAĞININ SEBEBİ HUDUT HAKKINDA KONUŞMAKMIŞ

Konuyu şuraya bağlayacağız.

Hatırlarsınız; Milli Savunma Bakanlığı, geçtiğimiz aylarda emekli Albay Orkun Özeller'e TSK sosyal tesislerine giriş yasağı koydu.

Özeller'i, 2017’de İncirlik Üssü’nde görevliyken, IŞİD’le mücadelede gösterdiği üstün başarılardan dolayı ABD’nin vermek istediği madalyayı, ABD-YPG ilişkisine dikkat çekip reddetmesi ve töreni terk etmesiyle biliyoruz.

Sonrasında 2021'de kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Kaleme aldığı “İncirlik Ağacı” adlı kitapta, ABD'lilerin bu üste neler yaptığını anlattı. Nihayetinde de İYİ Parti'ye katılıp mesaisini sığınmacılar sorununa dikkat çekmeye ayırdı. Bu amaçla da sınırlarımızda incelemeler yaptı.

Son olarak Eylül ayında İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu ile İran sınırına gidip buradaki gözlemlerini kamuoyuyla paylaştı. Söyledikleri özetle şunlardı:

“Sınırdaki duvarların yüksekliği yeterli? Duvarsız yerler otobana dönmüş... Asker isterse kuş uçurtmaz... İran geçişlere karışmıyor... Bekamız için sınır mayınlanmalı.”

İşte Orduevi yasağı da hemen bunun ardından geldi. Sözkonusu kararın iptali için dava açmadan önce CİMER'e yazı yazıp yasağın nedenini sordu. Verilen cevaba göre sebep, TSK İç Hizmet Yönetmeliği'nin 664'üncü maddesinin ihlal edilmesi, kısaca; “kendisine özel bir bir görev verilmediği halde muvazzaflık yaptığı dönemde bulunduğu görev ve görev yerleri hakkında beyanat vermesi” idi.

Özeller bu cevaptan sonra İdare Mahkemesi'ne dava açtı. Mahkeme de Milli Savunma Bakanlığı'ndan savunma istedi.

MSB'nin gönderdiği “gizli” damgalı cevapta, “Muvazzaflık yaptığı dönemde bulunduğu görev ve görev yerleri hakkında açıklama yapıp, TSK'nın manevi şahsiyetine zarar verdiği için sürecin işletildiği” bildirilerek ekine de Özeller'in kimi röportajları kondu.

Bu cevapla birlikte kendisine 21 Ağustos 2023'ten başlamak üzere 5 yıl TSK tesislerine giriş yasağı konduğunu öğrenen Özeller, MSB'nin iddiasının aksine muvazzaflığı döneminde İran sınırının olduğu Van bölgesinde hiç görev yapmadığını vurguladıktan sonra şunları kaydetti:

“İfade ettiğim hususları ilk defa ben dillendirmedim ki, herkes söylüyor. Benim hudut hattına girmem, bunu hiçbir nöbetçinin engellememesi hudutlarda bir sorun olduğunu göstermiyor mu? Milyonlarca kaçak giriş yapılırken TSK bundan utanç duymuyor da Orkun Özeller bunu söyleyince mi utanç duyuluyor?”

Öte yandan Özeller, yasağın gerçek sebebinin bu değil, İncirlik'te ABD'lilere gösterdiği tepki olduğuna inanıyor ki, bu da ayrı bir mesele.

Son söz: ülkemizin karşı karşıya bırakıldığı bu vahim sorun bitecekse sadece Özeller’in değil, hepimizin ağzına kilit vurulsun!..