İmralı’daki teröristbaşının onayından geçen PKK yasasının TBMM’de rekor oyla kabul edilmesinin ardından konuşan, açılımın mimarı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Üniter milli yapımız ve Cumhuriyetin temel niteliklerinin teminat altında” olduğunu belirtip “Türk vatandaşlığı” ifadesine sahip çıkarken, PKK’nın fesih ve silah bırakma kararında ayrı bir devlet, federasyon, özerklik veya kültüralist taleplerin yer almadığını savundu.
Bahçeli, “terörsüz Türkiye” sürecinin bölgemizde bir model olacağını vurgularken de, “Türk barışı, ülkelerin iç işlerine ve toprak bütünlüğüne saygılı, bölge kaynaklarının güven ortamı içerisinde ülkelerin ve toplumlarının kalkınmasına katkı sağlayacak şekilde kullanılmasını hedeflemektedir. Binlerce kilometre uzaktan gelerek bölge halklarının kaderiyle oynama dönemi artık geride kalmalıdır.” dedi.
AKP’ye geçelim. Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı Hayati Yazıcı imzasıyla, PKK yasasıyla ilgili olarak vatandaşlardan gelecek sorulara karşı teşkilatları bilgilendirmek amacıyla, “Terörsüz Türkiye Ortak Söylem” başlıklı bir bilgilendirme metni yayımlandı. Bu metinde özetle şunlar anlatıldı:
- “Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefi güçlü liderlik ve devlet aklıyla Türkiye’nin önüne açılan yeni bir ufuktur... Bu vizyon bir devlet projesidir.”
- “Süreçle ilgili milletimizden gizli tutulan hiçbir işlem ve eylem bulunmamaktadır. Milletimizin ferasetinden güç alarak ve onunla birlikte şeffaf bir şekilde yürütülmektedir.”
- “(‘Örgüt liderine umut hakkı verilecek mi, Öcalan serbest bırakılacak mı?’ sorularına karşılık olarak) Umut hakkı ve genel af ifadeleri kanun metninde yer almamaktadır.”
- “Süreç asla terör örgütü ile bir müzakere, pazarlık, taviz veya genel af süreci değildir. Devletin güvenlik ve hukuk kapasitesini kullanarak, terörün tasfiyesi amaçlanmaktadır. Bu, tamamen devletimizin güvenlik politikası ve Türkiye Yüzyılı'nın beka ve büyüme stratejisinin bir parçasıdır.”
- “Devletimizin temel ilkeleri, milletimizin birliği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü asla tartışma konusu değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin onurunu ve gururunu asla çiğnetmeyiz. Türkiye'nin başını öne asla eğdirmeyiz.”
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de, “Kamuoyundan saklanan bir siyasi pazarlık veya gizli taahhüt yoktur.” açıklamasını yaptı.
BU TUTANAKLAR NE ÖYLEYSE?
Yöneticiler millete bunları anlatırken, Fransa merkezli bir televizyon kanalı, teröristbaşı ile İmralı heyetinin 20 Temmuz ve 2 Ağustos’ta yaptığı görüşmelere ait olduğu öne sürülen tutanakları yayımlamaz mı?
Bu tutanaklara göre; teröristbaşı öyle şeyler buyurmuş ki, “Hangi devletin aklı?.. Müzakere, taviz, af yok; anahtar teslimi var” dense, yeridir!..
Neler mi buyurmuş?
- Yasa konusunda kendisine bilgi verildiğini, “silahsızlanma ve siyasallaşma kurulunda statüsü netleşmiş bir halde yer alacağını”, bu yasa ile cezaevindekilerin yüzde 80’inin çıkacağını, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların durumlarının ise süreç içinde, 1-1.5 yıla hallolacağını söylemiş.
- “Kürt meselesi... çözülmezse isyan yine gelir. Bu bir tehdit değil. 500 bin kişi çıkar, Amerika arkasına geçer, başa bela olur. Bunun yolu Türkiye Cumhuriyeti’ni iki sütuna dayandırmaktır.” demiş.
- Sürecin kendisini bir noktaya getireceğini, Anayasa’nın raftan ineceğini ve Kürtlerin Anayasa’da yerini alacağını belirtirken, “İstediğin kadar milliyetçileştir ya da İslamcılaştır, bu Kürtleri nereye koyacaksın? Ortadoğu’da 60 milyonluk bir kütle, bir de dinamik. Dinamik ne demek? Harekete geçen bir kütle.” diye konuşmuş.
- Devlet yetkililerinin kendisine, “Ulusalcı damar geride kaldı” dediğini öne sürmüş.
- Irak, Suriye ve İran’ı dönüştürme projelerinden söz ederken de PJAK’ın İran’ın saldırılarına pabuç bırakmamasını isteyip “bu birikimler birleştikçe, kendilerini bir Ortadoğu birliğine, enternasyonalizmine getireceğini”, “İran’ın çözülecekse buradan çözüleceğini” anlatmış.
2 Ağustos’taki görüşmede söyledikleri ise şunlar:
- “60 milyonluk bir halk. Savaşçı ve istese her yeri darma duman edebilir.”
- “Kürt-Türk demokratik ittifakı olacak. Demokratik entegrasyon dediğimiz şey.”
- “Özgür (Özel) beye özel selamlar. Bir yetkilisi Meclis İzleme Kuruluna katılmalı. Ben bu kurulu CHP için dayattım.”
- “Biz AKP’lilerle değil, devletle demokratik hukuk çözümünü tartışıyoruz... Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer.”
AKP-MHP-DMM SUS PUS
Bunların ortalığa saçılmasının üzerinden dört gün geçti.
Ne AKP’den ne MHP’den ne Cumhurbaşkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nden ses seda var.
Hepsi doğru da, ondan mı?
Öyle olduğu anlaşılıyor.
Çünkü aynı gün İstanbul’da bir grup gazeteciyle buluşan İmralı heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Faik Özgür ile İmralı’da teröristbaşının sekreterliğini yaptıktan sonra tahliye edilen ve miting miting dolaşıp nutuklar çeken Veysi Aktaş da iddia olunan tutanaklardakini doğrulayan açıklamalar yaptı.
Örneğin Pervin Buldan, “Devlet yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde de sayın Cumhurbaşkanı ile yaptığımız görüşmede de ifade ettik” diyerek teröristbaşının kurullarda yer alacağını bildirdi...
Veysi Aktaş, bu sürecin üç aşaması olduğunu, ilk adım “kök yasa”nın ardından demokratikleşme sürecine geçildiğini ve cumhuriyetin demokratikleşmesine dönük müzakerelerin geliştirileceğini, bundan sonra ise yeni bir anayasayla yeni bir toplumsal sözleşmenin şekilleneceğini söyledi. Aktaş, “İsrail’in varlığını sürdürebilmesi için Orta Doğu’da bir Kürdistan’a ihtiyacı olduğunu, ama Öcalan’ın bunu reddettiğini” öne sürerken de “Eğer Türkiye bu sorunu çözmezse, farklı güçler devreye girecek.” tehdidinde bulundu...
Yine aynı gün Barzanilerin medyasına konuşan DEM eş başkanı Tuncer Bakırhan, açıkça İmralı’daki görüşmelerde teröristbaşının, Irak’taki KDP-KYB ve İran’daki PJAK’a ilişkin yaptığı şu değerlendirmelerini aktardı:
“sayın Öcalan’ın görüşlerini dört başlıkta özetleyebilirim. Diyor ki: birincisi; Süleymaniye ve Erbil arasındaki parçalı durum sona ermeli. Sorunlar demokratik ilkeler etrafında çözülmeli ve ortaya merkezi bir bölgesel hükümet çıkmalı. İkincisi; kurulacak bu bölgesel hükümette Kürdistan Bölgesi’ndeki bütün güçlerin ve dinamiklerin söz ve siyaset hakkı olmalı. Çünkü her parçalı duruş, bölgeyi saldırılara daha açık hale getiriyor. Üçüncüsü; İran, başta Süleymaniye ve Erbil olmak üzere Kürdistan Bölgesel Yönetimi topraklarına yönelik saldırılarını derhal durdurmalı, idamlara son vermeli. Dördüncüsü; İran, Kürtlerin haklarını tanımalı ve demokratik bir yaklaşım sergilemeli. Türkiye de bu süreçte pozitif bir rol oynamalı. Eğer İran, Kürtlere yönelik saldırı politikasında bir değişikliğe gitmez, idamlara son vermezse, Kürtlerin ulusal birlik ruhuyla kendilerini savunmaktan başka bir çaresi kalmaz... İran bu gerçeği görerek hareket etmeli... Bugün Kürtlere yönelik saldırıların kolay olmasının nedeni Kürtler arası parçalılıktır... Çünkü ulusal perspektif artık kendini dayatıyor. Dünya değişiyor, Ortadoğu yeniden dizayn ediliyor. Sofrada oturmayanın adının menüde olduğu bir dönemdeyiz. Böyle dönemlerde küçük hesaplar büyük kayıplara mal olur.”
ÖZGÜR ÖZEL'İN ''DEVLET KANALI''
Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkım ameliyatı böylesine ete kemiğe bürünmüşken, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, hâlâ kendisinin ve parti yöneticilerinin PKK yasasını desteklemesini, “Ülkeyi yönetmeye talip olan bizler PKK’nın silah bırakmasına nasıl ‘hayır’ diyeceğiz? O yüzden bu konuda ilkesel olarak ‘evet’ oyu verdik.” sözleriyle savunup, “demokratikleşmenin mücadelesini vereceklerini” kaydederken, yine “ana dil ile eşit yurttaşlık”tan söz ederek, “Eşit yurttaşlığın üniter devletin teminatı olacağını düşünüyorum.” dedi.
Ancak Özgür Özel’in, teröristbaşının kendisine ve partisine yönelik sözleri ile “demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer” ifadesine ilişkin soruya verdiği şu cevap hepsinden ilginçti:
“İmralı heyeti bizi böyle bir görüşmeden haberdar etmedi. Devlet kanalından da bir şey gelmedi. Bir yerlerden bir şeyler sızdırılıyor. Manipülasyon potansiyeli yüksek bir noktadayız... O yüzden meseleyi radarıma almadım.”
AKP ve MHP, “devlet aklı” diyor...
Teröristbaşı ve İmralı heyetindekiler, “devlet yetkilileri” diyor...
Özgür Özel, “devlet kanalından bir şey gelmedi” diyor...
Ortaklaştıkları bu “devlet” kimdir, nedir, nasıldır; artık adını koysalar da biz de bilsek!..
Müyesser YILDIZ
23 Ağustos 2026
Çok Okunanlar
Tom Barrack’tan İsrail-Türkiye gerilimiyle ilgili açıklama
Yeditepe mezunu Mustafa Malo, sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklandı
Giresun’da helikopter düştü ihbarı
Hatay’da doktora yönelik şiddet
Hakan Çalhanoğlu sezona müthiş golle başladı
'Bir gün Türkiye’ye gerçek adalet gelip içeri atıldığı gün...'
Beş parti lideri Ankara’da buluştu
UEFA'dan Halil Umut Meler'e görev
İki faili meçhul dosyada yeni gelişme
Kadıköy'de korku dolu anlar: Milli futbolcu yerde hareketsiz kaldı