Erdoğan 29 Mayıs’taki “İstanbul’un Fethi’nden Gönüllerin Fethine” programında yaptığı konuşmada; İstanbul’un 1453’ten bu yana “Türk İstanbul” olduğunu, ancak bu fethi hâlâ içine sindiremeyen hazımsızlar bulunduğunu söyledi.
Devamını şöyle getirdi:
“Ne diyor onlar? 'Her kim 'Zulüm 1453'te başladı' diyorsa, maskesini indirin, altından 1453'te mücadele ettiğimiz karanlık yüzler çıkacaktır. Her kim 'İstanbul'un statüsü değişsin' diyorsa, bunlar Topkapı'da okunan Kur'an'ı, Ayasofya'da okunan ezanı içlerine sindiremeyenlerdir. Her kim İstanbul'da inşa ettiğimiz yüksek medeniyeti görmezden gelerek, 'Göçebe barbarlar Anadolu'daki medeniyeti tahrip etti' diyorsa, pelerinini kaldırın, göğsüne kazınmış Bizans dövmesiyle karşılaşırsınız... Bunların kim olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Allah'ın izniyle bu zihniyetin temsilcilerine dün fırsat vermedik, bugün de yarın da fırsat vermeyeceğiz.”
Bundan iki gün sonraki Kabine toplantısında yine İstanbul’un fethinden ve “Zulüm 1453’te başladı” yazısından söz eden Erdoğan, “Bu aziz şehri iş bilmez, tarih bilmez, kadir kıymet bilmez kifayetsizlerin insafına bırakmayacağız” diyerek, konuyu CHP’li belediyeye bağladı.
Birkaç gün önceki “Fetih Ruhu Yarışmaları Ödül Töreninde” de Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye’de uzun yıllardır toplumsal bir ayrışma yaşandığını, bunun en net örneklerinden birisinin 1453’e bakışta ortaya çıktığını anlatıp, bir kesimin 1453’ü zulmün başlangıcı gördüğünü, kendilerinin ise fetih olarak değerlendirdiğini vurguladı.
“Zulüm 1453’te başladı” söyleminin yegâne sebebi, Gezi olayları sırasındaki ne idüğü belirsiz bir yazı. İşte bunun üzerinden 13 yıldır AKP’yi desteklemeyenleri hedef alıyor, dışarıda ise İstanbul’u hâlâ “Konstantinopolis” sayanlardan sadece İsrail’e verip veriştiriyorlar.
Oysa o kadar çoklar ki!..
''KONSTANTİNOPOLİS'' FAALİYETLERİ TAM GAZ
Lozan’a göre bir Türk kurumu olan Fener Rum Patrikhanesi’nin başındaki Türk vatandaşı Bartholomeos’un artık alenen, “Konstantinopol - Yeni Roma Başpiskoposu ve Ekümenik Patrik” unvanını kullanması bir yana; işte son üç örnek:
İstanbul’un fethinin yıldönümünde Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, “Konstantinopolis’in Fethi'nin 573. yılında, Bizans döneminin kültürel mirası Yunan dili, edebiyatı ve Ortodoks inancı aracılığıyla canlılığını korumaktadır... ‘Şehir düşmedi’ ifadesi, sönmez tarihsel belleğin ve ulusal sürekliliğin sembolü olarak kalmaktadır.” diye paylaşım yaptı...
Geçtiğimiz günlerde Türkiye-Yunanistan 1. Kültür Forumu kapsamında önce Kapadokya’ya, ardından İstanbul’a giden Kültür Bakanı Lina Mendoni, “Ekümenik Patrik Bartholomeos”a çalışmaları hakkında bilgi verdi. Yunanistan Kültür Bakanlığı’nın bu ziyaretle ilgili açıklamasında İstanbul için “Konstantinopol” denildi...
Önceki gün ise “Konstantinopolis’te eğitimi güçlendirme” adlı bir program kapsamında 2026 “Ekümenik Patrik Bartholomeos Ödülü”, armatör olan bir Yunan vakfının kurucusu, aynı zamanda Patriklik Başpiskoposu Athanasios Martinos’a bizzat Bartholomeos tarafından verildi. Ödülün sebebi, Martinos’un “Ekümenik Patrikhaneye ve Konstantinopolis Rum Ortodoks cemaatine verdiği destek ile şehirdeki Yunan diasporasının tarihi eğitim, dini ve toplumsal kurumlarının korunmasına ve canlandırılmasına yaptığı katkılar”.
Şu “Konstantinopolis’te eğitimi güçlendirme” programı neyin nesi, kısaca bu konuda bilgi verelim. 2023 yılında “Ekümenik Konstantinopolis Federasyonu” ile mesleki ve dil becerileri konusunda lider olduğu belirtilen bir şirketle ortaklaşa kurulmuş. İstanbul’un yanı sıra Bozcaada ve Gökçeada’da ikinci kuşak göçmenlere kadar olan genç bireylere lisansüstü ve doktora çalışmalarında mali destek sunuyormuş.
Armatör, vakıf kurucusu ve başpiskopos Athanasios Martinos kim, buna da bakalım. 29 Mayıs 2024’te (tarihe dikkat) Atina’da düzenlenen 1. Küresel Başrahipler Zirvesi’nde “Ekümenik Patrik Bartholomeos Vakfı”na 300 bin dolar bağışlarken; “Konstantinopolis’in kültürlerin ve dinlerin kavşağında bulunduğunu”, bu nedenle “Ekümenik Patrikhane’nin dünya çapında faydalı bir etki sağlamak için eşsiz bir konumda olduğunu” vurguladı... Bartholomeos’un “Sovyetler Birliği’nin baskısı altında acı çeken Ukrayna Kilisesi’ne bağımsızlık vermesinin, Ekümenik Patrikhane’nin dünya çapındaki etkisini ve saygınlığını arttırdığını” kaydetti.
“Konstantinopolis’teki Ortodoks Hristiyan varlığını korumak ve yeniden kurmak için cömertçe bağışlarda bulunmasıyla” tanınan Martinos’un bir diğer önemli özelliği ise şimdilerde açılacağı konuşulan Ruhban Okulu’nun yenilenmesi masraflarını üstlenmesi.
YUNANİSTAN'A ''RESMİ ZİYARET''
Şimdi de Ruhban Okulu’nun açılmasına gelelim. ABD, AB ve Yunanistan’ın bastırması nedeniyle on yıllardır gündemde olan bir konu, ama Patrik Bartholomeos’un Mayıs başındaki Yunanistan ziyaretinde yaptığı açıklamayla yeniden konuşulmaya başlandı. Bartholomeos ne söyledi; okulun Eylül’de “görkemli bir açılışla” faaliyete geçeceğini...
Oysa ondan çok önce, bunu evvela Trump’ın sömürge valisi Tom Barrack açıklamış, ardından konu hem Bartholomeos’un hem de Erdoğan’ın Beyaz Saray’da Trump’la gerçekleştirdiği görüşmelerde gündeme gelmiş, Bartholomeos da Ocak’ta Yunan medyasına Ruhban Okulu’nun açılacağı müjdesini verirken, Erdoğan’a açılışı birlikte yapma davetinde bulunmuştu.
Bartholomeos’un son Atina ziyaretine dönersek; onları ne ilgilendiriyorsa, Ruhban Okulu’nun açılışı konusunda Yunanistan Başbakanı Miçotakis’i bilgilendirdi. Miçotakis de Yunan devletinin her zaman Patrikhane’nin yanında durduğunu belirtti.
Şunun da özellikle altını çizelim; “yerli ve milli medyamız”, Bartholomeos’un Atina’ya gidişini, “resmi ziyaret” olarak sunmakta herhangi bir beis görmedi. Devlet yöneticisi mi ki, “resmi ziyaret” düzenliyor?!
''TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANIYLA''
Ruhban Okulu’nun açılması canlanırken, geçen hafta dikkat çekici bir gelişme daha oldu: Erdoğan, Bartholomeos’u Saray’da ağırladı.
Cumhurbaşkanlığı açıklamasında, Erdoğan’ın Bartholomeos’u “kabul ettiği” belirtilirken, görüşmenin içeriğine ilişkin herhangi bir bilgi verilmedi.
Peki bu görüşme Patrikhane’nin internet sitesinde nasıl duyuruldu?
“Ekümenik Patrik Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanıyla” başlığı kullanıldı... “Kabul edildi” yerine “görüştü” denildi... Ve görüşmede, “Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasına odaklanıldığı” belirtildi.
Bu ifadeler, kendilerini Fatih Kaymakamlığına bağlı bir Türk kurumu saymadıkları ve Erdoğan’ın eşiti gördükleri anlamına gelmiyor mu?!
Erdoğan-Bartholomeos görüşmesi üzerine ABD medyası Bloomberg’in yorumu ne oldu; Ruhban Okulu’nun yeniden açılması girişiminin, hem “Ankara ve Washington arasındaki ilişkileri iyileştirmeye yönelik daha geniş çabaların bir parçası”, hem de “ABD ve AB’nin Türkiye’de daha fazla dini özgürlük çağrılarına yanıt niteliğinde” olduğunu kaydetti.
Biz de şöyle formüle edelim; Temmuz’daki NATO zirvesi için beklenen Trump’a, “Hoş geliyorsun” hediyesine benziyor. İster misiniz, hazırlıkları yetiştirip açılışı da birlikte yapsınlar...
AB'NİN TALEPLERİNE BAKMAK YETER
Ruhban Okulu’nun Patrikhane’nin dayattığı şartlarla açılmasının ne anlama geldiğini çok yazdık. O yüzden bunları tekrarlamak yerine Avrupa Parlamentosu’nun son Türkiye raporundaki talepleri aktarmakla yetinelim.
Raporda, “1971'den beri kapalı olan Ruhban Okulu'nun yeniden açılmasının, dini ve azınlık haklarının tanınmasında önemli bir olumlu adım olarak memnuniyetle karşılandığı” belirtilirken; şu taleplerde bulunuldu:
“Etnik ve dini azınlıkların tüzel kişilikleri, din adamı eğitimine sınırlı erişim ve mülkiyet haklarından yararlanmada süregelen zorlukların giderilmesi... Gökçeada ve Bozcaada’daki Rum Ortodoks nüfusu konusunda Venedik Komisyonu tavsiyeleri, Avrupa Konseyi ve AİHM kararlarının uygulanması... Ekümenik Patrikhane’nin dünyanın dört bir yanındaki Ortodoks Hristiyanlar için önemine saygı gösterilmesi, Venedik Komisyonu tavsiyesine uygun olarak Ekümenik Patrikliğin tüzel kişiliğinin ve Ekümenik Patriğin dini unvanının kamusal kullanımının tanınması.”
Şaka gibi, ama; ABD ve AB başta olmak üzere tüm dünya gövdesine kadar Patrikhane işinin içine girmişken raporda; Türkiye’nin Batı Trakya’daki soydaşlarımıza sahip çıkması, “AB üye devletlerinin iç işlerine müdahale” olarak yorumlandı, iyi mi?!
HALİL İNALCIK'I REFERANS ALIYORSANIZ
Erdoğan, İstanbul’un fethi etkinliğinde “Tarihçilerin kutbu” olarak bilinen ve 2016’da vefat ettiğinde Bakanlar Kurulu kararıyla Fatih Camii Haziresi’ne defnedilen Prof. Halil İnalcık’ı referans gösterdi.
Öyleyse biz de bu emperyalist talepleri yerine getirmeye çalışan yetkililerimize Prof. İnalcık’ın, Patrikhaneyle ilgili 2008’de yaptığı şu uyarıları hatırlatalım:
- “Patrik Bartholomeos’un, ‘Patrikhane’nin Bizans döneminden beri kesintisiz devam ettiği ve Bizans döneminden gelen Ortodoks hakları üzerindeki evrensellik iddiasını hâlâ sürdürdüğü’ iddiası tarihi verilere tamamıyla aykırıdır.”
- “Türk hükümetlerinin de göz yumması sonucu, Lozan’daki statüyü değiştirme yolunda oldubittiler gerçekleştirdiler... Patriğin siyasetçileri tebrik, ziyaret etme girişimlerine tavır konmadı... Türkiye’yi ziyaret eden yabancı liderlerin Patrik’i ziyareti vazgeçilmez bir protokol haline döndü.”
– “Türkiye açısından Patrikhane’nin statüsü Lozan’da belirlenmiştir... Türk hükümetleri Lozan’ın delinmesini amaçlayan her hareket karşısında olmalıdır. Patrik’in Yunan destekli iddialarını kabullenirsek, Lozan delinmiş olur. Yunanlılar, AB’nin de gücünü kullanarak, İstanbul’da Ortodoks dünyasını temsil eden bir makam yaratmak istiyor. Patriklik ve Yunan hükümeti ‘Megali İdea’nın gerçekleşmesi için işbirliği yapıyor. 18. asırdan beri bütün Yunanlıların gönlünde yatan emel İstanbul’da Yunan hâkimiyetini yeniden kurmak, Kıbrıs’ta, Pontus’ta, Batı Anadolu’da Bizans’ı ihya etmektir... Ekümeniklik kabul edilirse, Türkiye’nin değil Yunanistan’ın gelecekteki planlarını en iyi temsil eden kişi olur. Türkiye’nin elçisi ise Kıbrıs ve Ege sorunlarında Yunanistan’a karşı neden Türkiye’ye destek olmuyor? Yunan makamları, Patrikhane için ‘Türkiye’nin büyükelçisi’ tanımını yapıyor?”
Çok Okunanlar
İspanya Başbakanı’nın eşine pasaport ve yurt dışı yasağı
TBMM, NATO Parlamenter Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak
İYİ Partili Burhanettin Kocamaz’ı dolandıran zanlı yakalandı
Yalu’dan Saygon’a; Ho Chi Minh’den Hürmüz’e direnmenin onuru
Ankara’da korsan otopark operasyonu: 30 gözaltı
Fethiye'deki kapı gıcırtısı cinayetinde yeni görüntüler
6 belediye başkanı yarın AKP'ye katılacak
CHP'li belediye Mansur Yavaş'ın pankartlarını kaldırdı
'Genel Merkez'in yanında durursanız sizi koruruz'
Özgür Özel ve CHP’li vekillere ait fezlekelerde yeni gelişme