Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Trump’tan 'Meşruiyetin' ilk faturası mı?!

Trump’ın ilk başkanlık döneminde ABD, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail-BAE ilişkilerinin tümüyle normalleşmesini öngören bir bildiri yayımladı, birkaç ay sonra da BAE, İbrahim anlaşmalarını imzaladı.

Normalleşme bildirisi yayımlandığında Dışişleri Bakanlığı’mız BAE’ni, “Filistin davasına ihanet” ve “riyakârlıkla” suçlayıp bunu “tarihin de bölge halklarının vicdanın da unutmayacağını ve asla affetmeyeceğini” vurguladı.

Eylül 2020’de ise Bahreyn’le birlikte BAE Trump’ın huzurunda İbrahim anlaşmalarını imzaladığında Erdoğan, Dışişleri Bakanı’na talimat verdiğini, “BAE ile diplomatik ilişkileri askıya alma veya büyükelçiyi geri çekme gibi bir adımımız olabileceğini” söyleyip, “Çünkü biz Filistin halkının yanındayız. Filistin’i hiçbir zaman yedirtmedik, yedirmeyeceğiz.” dedi.

Dönemin Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, şimdinin MİT Başkanı İbrahim Kalın da, “Tarihin Filistin halkına ve davasına ihanet edenlerin hüsranını yazacağını” kaydetti.

Ama geçtiğimiz Kasım’da Türk dünyasının en önemli ülkelerinden Kazakistan dahi İbrahim anlaşmalarına katıldığında Ankara’dan tek bir ses soluk çıkmadı. Aksine, Erdoğan Kazakistan lideri Tokayev’i “kıymetli kardeş” ilân etti!..

Sömürge Valisi Yolunu Yaptı

Birinci döneminde, “Sorunlarınızın bazılarını çözmek için çok uğraştım” şantajı eşliğinde Erdoğan’a, “Sert adamı oynama, aptallık etme” diye hakaretler ve “Eğer iyi bir şeyler olmazsa sizi sonsuza dek hep bir şeytan olarak görürler.”, “Türk ekonomisini mahvetmekten sorumlu olmak istemeyiz” şeklinde tehditler savuran Trump’ın ikinci dönemindeki Erdoğan “sevgisine” hepimiz tanığız.

Övmelere doyamıyor; ama beraberinde, “Bazı şeylere ihtiyacı var, bizim de bazı şeylere ihtiyacımız var ve bir sonuca varacağız.”, ”Ben istesem yapacaktır.” gibi uyarı ve dayatmalarda bulunmayı da ihmal etmiyor.

25 Eylül’deki Beyaz Saray buluşmasında, “Erdoğan’ın Gazze konusunda bir kozu olup olmadığı” sorusuna verdiği cevap çok ilginçti; “Bunu bilmiyorum, ama buna ihtiyacımız olmayacağını düşünüyorum.” dedi.

Daha Ankara Büyükelçisi adayıyken Trump’ın, “olağanüstü iş” yapmasını beklediği sömürge valisi Tom Barrack’ın Türkiye’ye geldiğinden bu yana “yerli ve milli iktidar”ımızın derin sessizliği eşliğinde tüm kırmızı çizgilerimize nasıl bodoslama daldığı da ortada.

Örneğin geçtiğimiz Aralık’ta; Türkiye ile İsrail arasında süregelen sert söylemlerin, ilişkilerin geleceğini belirleyemeyeceğini ve iki ülkenin ilişkilerini bir noktada düzelteceğine güvendiğini söylemekle kalmadı, Erdoğan ve Netanyahu’nun açıklamalarını “sadece retorik” olarak yorumladı.

Geçen ayki Antalya Diplomasi Forumu’nda da; benzer değerlendirmeler yaparken, “İsrail, Türkiye ile Abu Dabi (BAE) ile olduğu gibi bir hizalanma içine girmeli. Suudi Arabistan da İsrail ile aynı çizgide olabilir. Bu, İsrail halkının refahı için en doğru yol.” dedi.

Meğer İbrahim anlaşmalarının yolunu yapıyormuş!..

Trump “İsrail’e Teslim Olun” Dedi

Nihayetinde. Trump son birkaç gün içinde düğmeye bastı.

Evvela geçen yıl İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasından üç gün önceki Erdoğan-Trump görüşmesini hatırlatalım.

Erdoğan’ın görüşmeyle ilgili olarak, bayramdan sonra Nisan ayı içinde ABD’ye bir ziyaret gerçekleştirebileceğini, Trump’ın da çok gecikmeden bir iade-i ziyaret yapabileceğini söylediği bildirilirken, Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, iki liderin “muhteşem” ve “dönüşümsel” bir konuşma yaptığını açıklayıp, “Bence iyi şeyler geliyor. Şu anda o görüşmenin sonucu olarak Türkiye’den çok fazla olumlu haber geliyor. Bence önümüzdeki günlerde bunu haberlerde göreceksiniz.” dedi.

Ne tesadüf Erdoğan-Trump CHP’ye güdümlü “mutlak butlan” füzesi atılmadan bir gece önce de görüştü.

Görüşmeden sonra olanı biliyorsunuz; Trump, Erdoğan’ın, kendisi için, “Başkan Trump dünyanın asırlardır beklediği lider. Sadece güçten bahsetmiyor, o gücün bizzat kendisi” dediğini öne sürdü.

Trump’ın Kasım’da özellikle kritik madenler ve İbrahim anlaşmaları konusunda kafeslediği Kazakistan lideri Tokayev’in, “Siz büyük bir lidersiniz, Hepimizin paylaştığı ve değer verdiği sağduyu ve gelenekleri yeniden tesis etmek için cennetten gönderilmiş bir devlet adamısınız” ve Özbekistan lideri Mirziyoyev’in, “ABD’nin hiçbir başkanı Orta Asya’ya sizin gibi davranmadı. Özbekistan’da size ‘barışın başkanı’ diyoruz.” şeklindeki övgülerine ne kadar da benziyordu.

Ama Erdoğan’la ilgili bir “halüsinasyon” görmüş veya Ankara’dakilerin, “Bu ifadeler Erdoğan’a ait değil” uyarısı etkili olmalı ki, o paylaşımını hemen kaldırdı.

Peşi sıra da üzerinde “Orta Doğu Birleşik Devletleri” yazılı; Türkiye, İran, Suriye, Irak ve Suudi Arabistan‘dan bölgeler kapsayan bir harita paylaştı.

İşte bu haritanın ne anlama geldiğini, yine Trump’ın önceki günkü paylaşımından anladık.

Meğer Cumartesi günü İran’la savaşı sona erdirme çabaları hakkında Suudi Arabistan, BAE, Katar, Pakistan, Türkiye, Mısır, Ürdün ve Bahreyn liderleriyle görüşürken; “zaten üye” olan BAE ve Bahreyn dışındaki ülkelerin İbrahim anlaşmalarını imzalamasını istemiş.

İstemek ne kelime; “zorunlu” deyip “Eğer bunu yapmazlarsa, bu anlaşmanın parçası olmamalıdırlar; çünkü bu kötü niyet göstergesidir.” tehdidini savurmuş ve “İbrahim anlaşmalarının, son 5 bin yılda Orta Doğu’ya ilk kez gerçek barışı getireceğini” söylemiş.

Peki söz konusu ülkelerin bu “ahlaksız teklife” tepkisi ne olmuş?

İki ABD’li yetkiliye göre; Suudi Arabistan, Katar ve Pakistan liderleri şaşırmış, kısa bir sessizlik olunca da Trump, “Orada mısınız?” diye espri yapmış.

Sonrası?

Suudi Arabistanlı bir kaynak, Riyad’ın Filistin davasına ilişkin tutumunun değişmediğini duyurdu... Pakistan Savunma Bakanı Havace Muhammed Asıf da ülkesinin İbrahim anlaşmalarına katılmayacağını açıkladı.

Ya Türkiye?

48 saat geçti, Erdoğan, AKP ve MHP’den tek kelâm duyulmadı.

Ama Kurban Bayramı mesajlarında, Gazze için gözyaşı döküp İsrail’in saldırganlığından yakınmayı sürdürdüler.

AKP’lilerin gündeminde ise sadece “mutlak butlan” kararından sonra CHP’lilerin attığı sloganlar ve Erdoğan’a yönelik eleştiriler vardı; “Sayın Cumhurbaşkanımız bizim kırmızı çizgimizdir.” uyarısında bulundular.

Ya Filistin, ya İbrahim anlaşmaları; bunlar da “kırmızı çizgi” değil miydi?!

Evet, CHP’ye yapılan operasyon hukukun ve demokrasinin katlidir; konuşmak, tartışmak, ana gündem maddesi yapmak şarttır. Ancak adeta zaman ayarlı şekilde Türkiye’nin üzerine atılan bu füzelerin gözden kaçırılmasına da izin vermeyelim.

NOT:Bayramın bile zehir edildiği bir yerde “Bayramınız kutlu olsun” demek öyle zor ki!..

Müyesser YILDIZ

27 Mayıs 2026