Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Ülkeye ve millete 'Mutlak' kötülük!..

Dibimizde savaşlar yaşanıp dünya altına üst edildiği için “iç cepheyi tahkim” adına “Kurtar bizi Apo” noktasına bile gelinmişken; CHP’nin tepesine “mutlak butlan” bombası atıldı.

Hukuktan demokrasiye, ekonomiden toplumsal barışa ülkeyi, milleti ve devleti her anlamda etkileyecek ağır bir tabloyla karşı karşıyayız. Öyle ki, iktidar ortağı Bahçeli bile Bay Kemal’den “feragat” etmesini istedi.

Öncelikle şu tesadüfü kaydedelim:

İktidar medyası, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği “mutlak butlan” kararının Cuma günü UYAP’a yükleneceğini duyurdu; ama bu bir gün önce, 21 Mayıs’ta gerçekleşti.

Tam 29 yıl önce 21 Mayıs’ta önemli bir şey daha olmuş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, “laiklik ilkesine aykırı eylemlerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle Refah Partisi’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne dava açmıştı!..

Muhalefeti Dönüştürme Görevi

Tüm hukukçular, “mutlak butlan” kararının hukuki değil, siyasi olduğu görüşünde, ama biz yine de adım adım bu noktaya nasıl gelindiği konusunda hafızaları tazeleyelim.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasından 24 gün önce AKP’nin 8’inci Olağan Büyük Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Türk demokrasisinin çevresindeki kirli ve yoğun kuşatmadan, iktidara gelebilmek için her yolu mubah gören çarpık muhalefet anlayışından”, “düzenbazlıklardan” söz edip, “muhalefet sorunumuz var” dedikten sonra şunu söyledi:

“Türkiye Yüzyılı'nı inşa ederken, muhalefeti dönüştürme görevimizi de adım adım yerine getirmekten kaçınmayacağız. Bunu da, hep olduğu gibi siyasetin er meydanında yapacağız.”

Ama hiç de öyle olmadı; muhalefet “siyasetin er meydanında” değil, mahkeme koridorları ile cezaevi koğuşlarında dönüştürülmeye başlandı!..

Yine İmamoğlu’nun tutuklanmasından günler önce; hepi topu 6 yıllık başkanlığı döneminde sanki, “BOP eş başkanlığını” kabul etmiş; Irak, Suriye ve Libya’nın işgâlinde emperyalistlerin yanında durmuş, Trump’ın, “Ekonominizi mahvederim, akıllı ol” tehditlerine maruz kalmış, üç kuruş uğruna ülkeyi göçmen deposuna çevirip neyimiz var neyimiz yok satmış ve Trump’ın, “Bölgede size güveniyoruz” iltifatlarına mazhar olmuş gibi; iktidar yazarları onun ülke, millet ve devlet için ne kadar “tehlikeli” olduğuna şöyle hükmetti:

- “Ekrem İmamoğlu, Ankara’ya güven vermiyor!.. ‘Devlet’ dediğimiz o canlı organizma, farklı kurum ve kuruluşları ile İmamoğlu’na kuşku ile bakıyor. Amaca ulaşmak için her aracı mubah gören tarzı, siyasal ikbali için girdiği girift ilişkileri, gözünü küresel odaklardan ayırmayan politik tutumu, itimat telkin etmiyor.”

- “İmamoğlu, dış alemle, sermaye gruplarıyla, tarikat/cemaatlerle, Alevi ve Kürt kanaat önderleriyle oportünist ilişkiler kuran, gözünü karartmış bir siyasi figüre dönüştü. Ankara’yı ‘ele geçirilmesi gereken iktidar merkezi’ olarak konumlandırdı.”

- “2028’in liderinin olmazsa olmaz şartları; hiçbir dış gücün ya da küresel yapının adamı, piyonu ve aparatı olmaması; vatanseverliği, terörle mücadele ve ülkesini böldürmemek konusundaki direnci; bayrağına, ülkesinin, vatandaşlarının inancına, geleneklerine, değerlerine ve ulusal marşına bağlılığı; düzgün karakterli, başkalarına karşı saygılı ve dürüst olması, yalan söylememesi, ülkenin bağımsızlığından taviz vermemesidir... [İmamoğlu’nun kazanacak olma ihtimalinden] Evet korkuyoruz. Türkiye için, bu ülkenin geleceği için.”

Nihayetinde İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığı “hukuk” yoluyla engellendi!..

Bu, “muhalefeti dönüştürme” projesinin birinci etabıydı ve “mutlak butlan”la da ikinci etaba geçilmiş oldu.

Hemen burada Erdoğan’ın 2023 Adli Yıl açılışındaki şu sözlerini hatırlatmamak olmaz:

“Bir toplumu bölmek ve kamplara ayırmanın en etkili yollarından biri, adalet sistemine olan inancı zayıflatmaktır. Adalet sistemine inancı zayıflamış bir toplumun, devletine ve kurumlarına güveni de örselenir. Böyle bir fitnenin oluşması, yalnızca millet ve memleket düşmanlarını sevindirir, onların işine yarar; Türkiye’ye ise kaybettirir. İster siyasetçi, ister medya mensubu, isterse sıradan bir vatandaş olsun; hiç kimsenin ülkeye bu kötülüğü yapmaya hakkı yok.”

Şimdi ülkeye ve millete yaşatılan ve yapılan kötülük de tamı tamına bu değil mi?!

Düşünün, “mutlak butlan” kararı açıklanıyor; yarım saat sonra Adalet Bakanı, “mahkemenin bağımsız ve tarafsız şekilde verdiği” bu kararın, “vatandaşlarımızın demokrasiye olan güvenini pekiştirdiği” şeklinde uzun bir değerlendirme yapıyor.

Bakan, yakın zamanda da, “Mevcut anayasa artık işlevini yitirmiş durumdadır.” demişti. Anayasa’nın “işlevsiz” ilân edildiği yerde artık ne olmaz, ne söylenmez ki?!

Hamilikten Hasımlığa

İktidar medyası, yargı eliyle CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturtulan Bay Kemal’in yol haritasını ve hedeflerini yazmaya başladı bile.

“Suça bulaşanı partide tutmayacakmış... 2023’teki devir teslim töreninde Özgür Özel’i, Bodrum, Beşiktaş gibi birçok belediye başkanı konusunda uyarmış, ama buna rağmen onlar daha büyük yerden aday yapılmış... CHP siyaset üretmiyormuş... Kurumsal yapı zayıflamış... En kritik başlık İmamoğlu’ymuş... CHP, tarihin en büyük arınma sürecine giriyormuş, ilk iş olarak da Parti İçi Etik Kurumu oluşturulacakmış.”

Tabii ya, 13 yıllık genel başkanlık döneminde o kadar çok siyaset üretti ki, girdiği bütün seçimleri kaybetti!..

Neyse, Bay Kemal’in “en kritik başlığı” olan Ekrem İmamoğlu’yla ilişkisine bakalım.

2019’daki seçimlerde onu Bay Kemal aday yapmadı mı?.. Bunun üzerine de iktidar medyası, Bay Kemal’in kendisinin yerine İmamoğlu’nu hazırlayacağını, hatta bunun sözünü verdiğini iddia etmedi mi?..

Bay Kemal onu neden seçtiğini, “Çok beğendiğim bir belediye başkanıydı. Seçimi kazanıp büyükşehir belediye başkanı olacağına da büyük bir inancım vardı” diye açıklamadı mı, hatta kız ister gibi ailesinden istemedi mi?..

“YSK’da Çete Mensupları Var” Dedi

İmamoğlu’nun kazandığı seçim iptal edilince Bay Kemal, yargıyı ve Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) şöyle tepki göstermedi mi?

“Hakim dediğin adam, satılık adam değildir... YSK'de hakimler mi var, yoksa iktidar sahiplerinin taşeronlaştırmak istediği kişiler mi var?.. Bugün geldiğimiz noktada iktidar sahiplerinin YSK'de çete mensubu 7 taşeronu vardır... 7 kişi gitti, diz çöktü, el etek öptü. Allah bilir ne vaatlerde bulundular, Ramazan gününde haram yediler... Vatandaşın iradesine kumpas kurmak ne zamandan beri çete mensubu hakimlerin görevi oldu?.. Adaletsizlik karşısında susan dilsiz şeytandır. Adaletsizlik varsa mücadele etmek de bizim namus borcumuzdur... Bu YSK'deki çetelere iyi bir ders vermek zorundayız. O çeteler hukuku katlettiler, milletin iradesini katlettiler, milletin iradesini yok saydılar... Ortada bir hukuk cinayeti var. Cinayetin failleri bir de azmettireni var. Fail de azmettiren de belli... Bu hakimlere sormak gerekiyor, çocuklarınızın yüzüne, sokağa çıktığınızda insanların yüzüne nasıl bakacaksınız?.. Bu çete mensuplarını, bu milletin vicdanına emanet ediyorum.”

23 Haziran’daki ikinci seçim öncesinde herkesi İmamoğlu’na oy vermeye çağırırken de, “Bu bizim Cumhuriyet, demokrasi tarihimiz açısından çok önemli bir çizgidir. Çünkü Ekrem Bey'in kazanması şu anlama geliyor; 'İktidarın bütün baskılarına rağmen Türkiye Cumhuriyeti devletinde halk demokrasiden yana oy kullandı' diyeceklerdir. Türkiye'nin, demokrasinin itibarı artacaktır.” demedi mi?

Keza Mart 2024’te yapılacak belediye seçimleri için daha Eylül’de, “Bir insan bir görevde başarılıysa, neden değiştirilsin? Elbette adayımızdır.” sözleriyle ikinci kez İmamoğlu’nun adaylığını açıklamadı mı?

Demek ki, İmamoğlu bu kadar “yolsuzluğu, hırsızlığı, düzenbazlığı” topu topu 1 yılda yaptı... Ya da Bay Kemal hiç duymadı ve anlamadı da iktidarın “silkelemesi” sayesinde gözü açıldı!..

Günün Şakası: Tuttuğu Yol “Atatürk’ün Yolu” İmiş

Bay Kemal’in en büyük “hasım” ilân ettiği Ekrem İmamoğlu hukuken tasfiye edildiğine göre, “feragat” yerine demokrasiyi ve hukuku ayaklar altına alıp “kayyumluğu” kabul etmesi ne anlama geliyor?

Çünkü “heybede daha büyük turplar” var!..

Hemen hemen tüm siyasi partiler “mutlak butlan”a karşı kenetlenmişken, ismi lâzım değil birisi, Bay Kemal’in tuttuğu yolun “Atatürk’ün yolu” olduğunu öne sürdü.

Soros’un uzantısı TESEV’in kurucusu olan, 13 yıllık genel başkanlığı döneminde partideki tüm Atatürkçüleri tasfiye eden, “laikliğin tehlikede olmadığını” savunan, Ekmeleddin İhsanoğlu gibi bir ismi Cumhurbaşkanı adayı yapan ve Erdoğan’ın on yıllardır SSK’yı batırmakla suçladığı birisi mi “Atatürk’ün yolunda” imiş?!

Bay Kemal de dün yaptığı ilk açıklamada; CHP’nin devlet kuran, devlete yön veren bir parti olduğunu belirterek, bütün vatandaşlara ve partililere, “CHP’yi kuruluşundaki kodlara yeniden kavuşturma” sözü verip, “Ahlâki değerleri düzeltmemiz lâzım” demez mi?!

Cümleten geçmişler olsun!..

Koltuğu ülkenin ve milletin üstünde görenlerin geçit resmini pür dikkat izlemeye devam...

Müyesser YILDIZ

24 Mayıs 2026