Günlerden 29 Haziran 2026 Pazartesi. Akşamüstü güneşinin körfez üstündeki grup manzarasının altında saat 18.30 gösteriyor. Özgürlük sevdalılarından oluşan coşkulu ve kalabalıktan oluşan bir kortej İzmir Gündoğdu'dan Pasaporta doğru Özgür Özel ile birlikte yürürken Avukat Mustafa Ülkü Caner'i gördüm. Selamlaştık. "İyi ki sözümü dinlediniz. Muğla'ya gittiniz, Milletvekili oldunuz. Sizi aramızda görmek ne güzel"
Bir yandan coşkulu kalabalığın alkış, sloganlarına katılırken bir yandan Milletvekili olma sürecine dönüverdim.
Yıl 1999, Türkiye TBMM 21. yasama dönemi milletvekillerini seçecek. İzmir'de 1. ve 2. bölgede CHP'de ön seçim yapıldı. Siyasette fazla deneyimi ve birikimi olmayan ben Nurettin Demir İzmir 1. bölgede ön seçimlere katıldım. Delegenin büyük güvenini alarak çok az oy farklarıyla 3. sıraya getirildim.
Ne yazıkki; 1999 yılı seçimlerinde CHP yeterli oy alamadı ve barajı aşamayıp TBMM dışında kaldı. Deniz Baykal istifa etti ve Altan Öymen Genel Başkan seçildi.
Çeşitli ayak oyunları derken Deniz Baykal yeniden Genel Başkan seçildi. ve 22. dönem için İzmir'de ön seçim yapmadan aday listesi belirlendi. Baykal ve ekibi, bir çok ilde olduğu gibi İzmir'de de hem ön seçim yapmadı. Hem de 1999 yılında ön seçimde seçilen ve ilk 5 sıraya gelen arkadaşları listeye alacağı sözünde durmadı.
Derken TBMM 22 ve 23 dönemlerinde de İzmir'de ön seçim yapılmadı. 1999 yılında ön seçimde seçilen birkaç arkadaşımız ile birlikte hep liste dışında kaldık.
Kaset olayı derken Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkanlığı döneminde yapılan 24. dönem için de İzmir'de yine ön seçim yoktu. Çoban Sülü bu ülkede Başbakan Cumhurbaşkanı seçilebildiyse. Duvarcı ustası Mehmet Demir’in oğlu Nurettin Demir neden Milletvekili olmasın?. Kararlıydım. İnancım ve enerjim hiç azalmadı.
Genel merkez yöneticilerine ulaşmak epey zordu. Genel Merkezde kapılar önünde beklemekten helak oluyorduk. İzmir'in sevilen Avukatlarından Mustafa Ülkü Caner Genel Merkez'de seçimlere yardımcı olarak görevlendirilmişti. Beni görünce "Hocam buralarda dolaşma, hiç şansın yok. Verdikleri sözleri çoktan unuttular. Sen en iyisi Muğla'ya git. Sen çalışkan bir partilimiz ve bürokratımızsın. Şansın Muğla'da daha çok. Muğla'da ön seçim kararı alındı."
1995 yılı seçimleri ile birlikte yerel seçimler dahil 6 seçim döneminde seçim sattında yoğun çalışarak deneyimlerimi arttırdım.
Ve 2011 yılında Muğla'da ön seçime katılmaya karar verdim. 6 seçim döneminde kazandığım tecrübe ve birikimlerin yanında Rahmetli Av. Turan Karakaş'ın strateji ve taktikleriyle yarışa katıldım. Muğla gibi bir ilde kolay değildi ön seçim yarışı. Tamam belli bir kariyerim var, akrabalar, dostlar var. Ancak seçim aslanın ağzındaydı. Ön seçim sürecinin sonuna yaklaştıkça delege ve üyelerin istekleri bitmiyoru, hatta artıyordu. Yemek isteyenler. Ziyafet bekleyenler derken son güne geldiğimizde ardı ardına gelen telefonlar. "Hocam elektrik parasını, yada telefon faturasımı ödeyemedim. Bakkala şu kadar borcum var, yoksa önünden geçemiyorum. Trafik cezamı 6 aydır ödeyemedim" gibi istekler gırla gidiyor.
1-2 gün sonra sandık var. Versen olmuyor. Görmezden gelmek hiç olmuyor. Yardımlarını hiç unutmayacağım Rahmetli Abdurrahman Sercan Hoca'ya "Sercan Hocam, diğer adaylar çakmak, kalem, not defteri dağıtıyor. Ziyafetleri gırla gidiyor. Biz küçük bir hediye dahil hiçbir şey yapamadık. Geç telefonun başına delegelerin ödeyemedikleri fatura, diğer belgelerini, makbuz ve borçlarını öde. Sanki benim haberim yokmuş gibi davran. Al listeyi eline bugün ve yarın bu işi hallet"
Sercan Hoca "... sen merak etme. çakmak, kalem, defter rüşvet sayılmaz. Promosyona girer. Ama ziyafetler, faturalar, cezalar rüşvete girse bile ben hallederim" dedi. Yanlış anımsamıyorsam 30-35 kişinin talebini yerine getirdi. Evet ben az yada gerektiği kadar da olsa rüşvet verdim. İtiraf ediyorum. Türkiye'de siyaset ile uğraşan herkes, hangi partiden olursa olsun, az yada çok rüşvet olayına karışmıştır."
Aylardır Türkiye'nin her yerinde gece gündüz rüşvet iftiralarıyla, iddialarıyla çalkalanıyor. Hatta 25 yıldır rüşvet olaylarının her rengiyle yatıp kalkıyoruz. Ankara'ki siyasetçilerin hiç biri ak kaşık değildir. Az yada çok akçalı işlere karışmıştır. İbn-i Haldun 8 yüzyıl önce söylemiş " Sosyal, Siyasal ve Kültürel tüm olay ve etkinliklerin altında hep ekonomi durumlar yatar" demiş.
Türkiye'yi seçilmişleri tutuklayarak, hapse atarak büyük bir hapishaneye çevirenler öncelikle iğneyi kendilerine batırsınlar. Türkiye'de yaratılan bu sunni yapıdan, ayıptan bir an evvel kurtaralım. Yazık oluyor demokrasimize ve Cumhuriyetimize. Osmanlı döneminin borçları, ekonomik batışının temelinde egemen güçlerin, o dönem emperyalistlerin kirli para ilişkileri, rüşvet olayları ülkemizi kapütülasyon belasına sokmadı mı? Yabancı gemiler denizlerimizde ellerini kollarını sallayarak cirit atmıyorlarmıydı.
Siz ne yaparsanız yapın halk liderini yaratmıştır. Özgür Özel ile Türkiye düze çıkacaktır. Ya bir yol açılacak yada bir yol bulunacaktır.
Bugün 1 Temmuz, Ülkemizin bağımsızlık ve egemenlik kazanımlarından biri olan "Denizcilik ve Kabotaj Bayramımız" ın yüzüncü yılı kutlu olsun.
Çok Okunanlar
Pasaportuna el konulan başbakanın eşinden Ankara hamlesi
Bungalov tuzağı... Dolandırıcılık şikayetlerinde patlama
Valilik saat vererek yasak kararı aldı
NATO yasaklarına karşı 'Sivil itaatsizlik ve bütünleşik miting' çağrısı
'Kök'ünüz kurusun!..
Kazayı görüp yardıma koşan genç akıma kapılarak hayatını kaybetti
İş yerinin çaycısını dolandıran müdür yurt dışına kaçtı
Bülent Arınç’tan, 'Erdoğan' 'erken seçim' ve 'adaylık' üzerine açıklamalar
Hacıosmanoğlu 'tek kişi' dedi, Fatih Altaylı listeyi paylaştı!
Deniz Göktaş'tan soruşturma sonrası ilk açıklama