Ağustos ayına yaklaşıyoruz. Eh işte 2 ay kadar bir süre var. 1977 yılı Ağustos başında eşim Esen Hanımla bir evlilik yaptık. 49. yılı tamamlayıp yarım asırlık bir evlilik sürecini başarmaya doğru gidiyoruz.
Yarım asır demek kolay, gel de bir bize sorun.
Öyle bir koca ki, 2,5 yıl Diyarbakır askerlik nedeniyle ilk ayrılık, dört sene Şanlıurfa Harran Üniversitesi akademik çalışmalar ve çeşitli görevler nedeniyle yalnız yaşam süreci. Derken Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi kuruluş yılları ve ardından Ankara'ya Milletvekili olarak 7 yıl yani toplam 16 yıla yakın bir süreç. 49 yılın üçte biri ayrılık. Hemen her dönem sadece ayrılık değil aile için yeni bir kriz demekti.
Geri kalan yıllarda da küçük büyük krizler hep yaşadık. Gün geldi alttan aldık, gün geldi hastaneden çağırıyorlar yada doğum varmış diye evden kaçarak kavgaları, krizleri soğutmayı bildik.
Çocukların sorunları, iş yeri ve muayenehane, hastanelerde yaşananlar. Ebeveynler ayrı bir tatlı mızıkçılar; nazları niyazları hatta küskünlükleri ile geçen zor yıllar. Dargınlıklar kırgınlıklar. kırılmalar bazen pik yaptığı zamanlar da oluyordu. Hani saysam yada anımsadıklarımla epey kriz yaşamışlığımız vardır.
Kriz her ailede olur, olmuştur. Sokakta, evde, işte krizin olmadığı yer var mı? Nerde iki insan varsa kriz de var demektir.
Bana göre, kriz yaşamın acı biberi. Acı aş, insan vücudunda metabolizmayı arttırır. Bazı krizler acı da olsa toplumsal yaşamda dönüşüme, değişime yol açan bir sosyo-psikolojik bir durumdur.
Sadece evlilikte, ailede, işyerinde yaşanmıyor krizler. Buhran, bunalım diyebileceğimiz kriz, bireylerin, ailelerin, dostlukların, kurumların, toplumların ya da sistemlerin normal işleyişini bozan, bazen aniden ortaya çıkan ve acil müdahale gerektiren tehlikeli veya gerilimli bir dönemi açıklar.
Krizin, bireysel, psikolojik olanı yanında kurumsal olanları da vardır.
Ayrıca finansal kriz, kalp krizi gibi tıbbi krizleri diğer çeşitlerini de unutmamak gerekir.
Amerika'daki dev uçak şirketinde yaşanan finansal kriz örneğinde olduğu gibi şirketleri, kurumları batırır. Kalp krizi de insanı yaşamdan koparır, öldürür.
Krizlerin kaos gibi, ölüm gibi durumlara dönüşmemesi için erken müdahale gerektirir.
Yüz yılı aşan bir geçmişi olan, kurtuluşun ve kuruluşun partisi olan CHP deki bugün yaşanan krizin kaosa dönüşmemesi için, iktidar umutlarının sönmemesi için erken müdahale şarttır.
Bunun çaresi de vardır. Hem yaşça ve hem başça büyük olan Kemal Kılıçdaroğlu'na ilk adımı atması gerekir. İkinci en önemli adımı da sevgili arkadaşım, yoldaşım Özgür Özel'e düşmektedir. Eğer umudu büyütecek ve birlikte geleceği kuracaksak bu şarttır. İç ve dış güçlerin bütün oyunları CHP'yi parçalamak ve yok etmek üzerine kurdukları planı yıkmak için iki Genel Başkanın bir araya gelmesi gerekir. Şarttır. Ülkenin bu kadar iç ve dış sorunu varken yaratılacak bir kaos ciddi çatışmalara yol açabilir.
Lütfen gelin bir araya, birer kahveye içmeye çağırın. Bir fincan kahvenin bile 40 yıl hatırı vardır. Çözüm mutlaka vardır. Ben bu buluşmanın tekrar el ele tutuşmanın iktidar yolunda kucaklaşmanın olacağı inancındayım.
Krizleri aşmak, umutları büyütmek dileğiyle...
Çok Okunanlar
Uyuşturucu soruşturmasında Melisa Döngel'in mesajları ortaya çıktı
Trump Erdoğan’ın nesi oluyor?!
Özel'in arkasında hizalanmak başarısızlığa mahkum
İslam Memiş ve AKP'li Tayyar'dan canlı yayında 'altın' gerginliği
Sanatçıların Kılıçdaroğlu restine Yarkadaş'tan ilginç tepki
Özgür Özel, İzmir'de Gönülşen ailesinin cenazesine katıldı
13 Haziran 2026 Cumhuriyeti hatırla!
'Sarı Zarflar' üzerine
Veri cenneti ve dijital vatan: Türkiye’nin sınavı
SMA hastası çocuğunun cihazını kapatan baba intihar etti