Geçenlerde Eskişehir’de bir mağazada alışveriş sırasında gevezelik yaptım. Satış görevlisi akça pakça diksiyonu düzgün, güzelce bir kızdı.
Laf lafı açtı ve Mühendislik-Mimarlık Fakültesi mezunu olduğunu söyledi.
Çok şaşırdım. "Neden mesleğinde kariyer yapmıyorsun?" diye sorduğumda, hiç teklemeden, tezgâhtarlıktan asgari ücret aldığını ve yemek parasının da cabası olduğunu söyledi.
İnşaat sektöründe son dönemlerde yaşanan “düşük ücret” politikası epey can sıkıyor.
Mühendis sayısının ihtiyaçtan fazla artması ve alt yapı yatırım bütçelerinin azalması işe olan talebi artırırken ücretleri de dramatik oranda aşağı çekiyor.
Şirketler daha düşük ücrete çalıştıracak mühendis bulmakta zorluk çekmiyor. Asgari ücreti bulan "En azından bir iş buldum" diye neredeyse bayram ediyor. Birçoğu ise ya işsiz ya da asgari ücretin altında kayıt dışı çalışmak zorunda kalıyor.
Ağır bir eğitimin ardından yaşanan finansal olumsuzluklar ve karşılanamayan beklentiler “duygusal tükenmişlik” sendromunu tetikliyor. Özellikle de mesleğe yeni başlamış gençlerde kaygıyı artırarak yılgınlığa sebep oluyor ve “ATARAX” kullanımını yükseltiyor.
Ben demiyorum, istatistikler diyor.
Ha, mühendisine ilah muamelesi yapan inşaat firmalarımız yok mu? Tabii ki var. Allah razı olsun. Onlar baş göz üstüne.
Teşbihte hata olmazmış; ben de bugünkü yazıma bir teşbih ile devam edeyim.
Nasrettin Hoca eşeğinin arpasını günden güne hem azaltıyormuş hem de yükünü artırıyormuş. Allah’ın zavallısı Karakaçan da hiç sesini çıkarmıyormuş.
Günün birinde hocanın eşeği sesini çıkaracak gibi olunca hoca hem arpayı biraz daha azaltıp hem de yükünü artırınca eşek hemen sesini kesmiş.
Etraftakiler Hoca’ya "Yapma etme yazık bu garibana, o da Allah’ın bir kulu, o kadar yük yüklenir mi, sonra ölür bu zavallı? dedilerse de hoca duymazdan gelmiş.
Hiç oralı olmamış.
Zavallı da artık kaderine razı gelmiş, bu dünyada çektiği zulmün karşılığını cennette alırım zannıyla dayanmış az arpa ile çok yük taşımaya.
Susmuş, çünkü hem ahırdaki sıpalarını düşünmüş, hem de az da olsa da yemsiz kalkmaktan korkmuş. Nasıl olsa cennet garanti, bir de sıpalarının rızkı az-çok çıkıyor diye itirazlarını ahirete bırakmış. Tanrıya olan inancı ve sıpalarının gelecek kaygısı dizlerine derman oluyormuş.
Taşıdıkça taşıyormuş hocanın yüklerini aç biilaç ve biçare şekilde.
Ancak günün birinde artık dayanacak takati kalmayınca yığılı vermiş olduğu yere.
Zavallının yerde iki seksen nefessiz yattığını gören hocanın komşuları, “Gördün mü hoca, arpayı sürekli azaltıp yükü artırmanın sonucunu! zavallı merkep Tahtalı Köyü boyladı, sen ne vicdansız hocasın” demişler.
Hoca da komşularına hınzırca bakarak, “Ama tam da alışıyordu” demiş.
Yüce tanrım: Sen hâkimsin, mahirsin, kudret sahibisin; mühendislerimizi hikmetinle koru, zihin açıklığı ver, yeterli ücret nasip et, sonunu hayreyle, hayreyle ki ülkemiz imar olsun, kalkınsın.
Yoksa sonlarının ne olacağı ayan beyan ortada.
Çok Okunanlar
Sinop açıklarında füze alarmı
MHP'den İmamoğlu'na sert sözler
CHP'de olağanüstü kurultay bildirisine imza atmayan milletvekilleri belli oldu
Kanye West konseri sonrası Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’dan sert tepki
CHP Genel Merkezi'nde karşılayanlar arasında adamlarının olduğu iddia edilmişti
Türk haber sitelerinin altyapısında İsrail istihbaratı izleri
CHP Grup Toplantısı'nda Özgür Özel'e tarihi destek!
Özgür Özel'den çikolata polemiğinde dikkat çeken çıkış!
'Kılıçdaroğlu afişleri talimatla asıldı' iddialarına valilikten açıklama
CHP Grup Toplantısı öncesi Önder Sav'dan kurultay açıklaması