Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi, 1Eylül 2026 tarihinde Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te düzenlendi. ŞİÖ’nün nüveleri bundan otuz yıl önce Şanghay Beşlisi olarak atılmış ve o yapılanma 2001 senesinde resmen uluslararası örgüt statüsü kazanmıştı. Bugün on üyeli bir yapıya kavuşan ŞİÖ, Asya coğrafyasının büyük bölümünü kapsıyor. Örgüt, kurumsal evrimini henüz tamamlamasa ve üyeler arasında kesin bir uyum olmasa da adından her geçen gün daha çok söz ettiriyor. Bu tanım ne kadar doğru tartışılır ama bugün ‘Küresel Güney’ denilince akla ilk olarak ŞİÖ geliyor. Türkiye için de zaman zaman ŞİÖ perspektifi konuşuluyor.
ŞİÖ bazen NATO’ya benzetilse de iki kurum arasında, gerek işleyiş gerekse bağlayıcı hükümler açışından, bir özdeşlik kurmak olası gözükmüyor. ŞİÖ üyeleri kollektif bir güvenlik ittifakından ziyade ayrılıkçılık, yumuşak güç tehditleri ve iktisadi işbirliği fırsatlarına odaklanıyor. Dünya ekonomisinin ağırlık merkezinin Asya’ya kayması elbette bunda önemli bir rol oynuyor. Zira geçmişi hatırlatan Avrupa’nın aksine bugünün dünyasında Asya, ilerleme veyeniliği; kısacası geleceği çağrıştırıyor.
Peki bu gelecek bize ne kadar yakın? Soruyu şu şekilde de sorabiliriz: Türkiye Asya Çağı’nı ne kadar özümsüyor? Tabi en önemlisi, ŞİÖ gibi Asya merkezli kurumlara Ankara gerçekten ilgi duyuyor mu? Bu soruların kısa cevabı hayır! Nedeni ise Türkiye’nin on yıllar boyunca Batı merkezli sistemin kucağında olması. Batı tahakkümü ülkenin her alanına sirayet etmiş durumda.Fikir dünyasında dahi, Batı dışı ufak bir arayış hemen eksen kayması şeklinde yaftalanıyor. Rus salatasına yıllarca Amerikan salatası denilen bir zihinsel evrende bunlar normal karşılanabilir ama 21. Yüzyılda dünyanın merkezi kayarken, Türkiye’nin ekseninin hala sabit kalması yine de sürdürülebilir değil. Mahalle kahvesi seviyesindeki‘Şanghay’a gireriz, NATO’dançıkarız’ gibi söylemlerse gülünç bile değil!
İşin bir de ironik yanı var. Türkiye tarihinin en Batıcı iktidarlarından biri mevcutken, televizyonlarda Batı’dan Doğu blokuna taşınıyoruz manipülasyonları yapılabiliyor. Gerçek ise Türkiye’nin başta iktisadi göstergeler olmak üzere birçok parametrede Batı’ya bağımlı olması ve özellikle son yıllarda bu bağımlılığın arşa çıkması! Öyleyse neden sürekli olarak, Türkiye Avrasya’ya mı kaydı (ŞİÖ ile bu konunun aslında alakası yok), Türkiye ŞİÖ ya da BRICS’e üye mi olacak gibi tartışmalar ve hatta TRÇ (Türkiye-Rusya-Çin) İttifakı gibi kurgusal söylemler geliştiriliyor?
Bu soruları cevaplamak için dış politika ile iç siyaset arasındaki alaka ve geçişkenliği vurgulamak lazım. Mevcut iktidar, ülke içinde iktidarını pekiştirmenin en kolay yolunun Batı ve özelinde ABD ile anlaşmaktan geçtiğinin farkında ve son yıllarda artan oranda bu yönde politikalar geliştiriyor. Bu politikalar hele ki Trump sonrasında tam bir uyum paketine bürünmüş durumda. Öyle uyum dediğime bakmayın, bu aslında ABD’nin stratejik taleplerinin Türkiye’ye kabul ettirilmesi .İşin en can alıcı kısmı, ekonominin Batı merkezli finansal sistem üzerinden gelen 70 milyar dolar sıcak parayla döndürülmesi. Ayrıca Suriye’de çıkar alanlarının muğlaklaştırılması ve bu yolda PKK’nın terörsüz Türkiye sloganıyla meşrulaştırılması da cabası. Son imzalanan Mekke Antlaşması da yine ABD’nin yeni bölge planının sahaya yansıması.
Buraya kadar tamam da bunun ŞİÖ ve/veya Asya ile ne ilgisi var demeyin. Bugünün dünya sisteminde ABD, hegemonyasının bittiğini ve Çin başta olmak üzere farklı güç merkezlerinin yeşerdiğini görüyor. ABD bile bunu kabul ederken, yani sınırlı gücünün İran’da duvara toslamasını tecrübe ederken, Ankara’daki karar alıcılar da herhalde bir şeyleri hesaplıyorlardır. O hesaplar içinde, iktidarda kalmanın garanti yolu olarak Batı’ya mutlak dümen kırarken Doğu’yu küstürüp tepkisini çekersek bugünün çok kutuplu uluslararası sisteminde önümüze fatura çıkabilir diye özetlenecek bir kaygı olmasın?
Kaygıyı gidermek için, adına güya denge denilen bir politika uygulamaya çalışsalar da buna denge yerine bir tarafa yaslanırken diğer tarafın gazını almak ya da Batı’ya piyango Doğu’ya amorti oyunu demek daha doğru. Peki Doğu’dakiler bu oyunu yiyorlar mıdır? Zannetmem ama yiyorlarsa, onlara da afiyet olsun! Oyunun icabı, bir gün uyandığımızda iktidarın küçük ortağı sanki büyüğüne tersmiş gibi bir kuruntuyla TRÇ deyiveriyor. Yetmiyor, aynı açılım sürecinde olduğu gibi iktidar bloğunda ayrışma var algısını yaymak için kalem erbabı görev başına geçiyor. Hakikat ise ne bir ayrışmanın olduğu ne de öyle bir ayrışma olabilecek bir kuvvet dengesinin mevcudiyeti. Sadece iktidar, ekonomiden güvenlik politikalarına kadar her alanda ABD çizgisini izleyerek iktidarının devamını temin ediyor. Ana muhalefete ise Batı’dan iktidar sırası beklemek görevi düşüyor ve bu sırada atı alan Üsküdar’ı geçiyor.
Türkiye içeride büyük bir dönüşüm geçirip rejim değişirken, yıllarca Atlantik-Avrasya gibi içi boş ve ‘ortaya karışık’ dış politika tartışmalarıyla gündem dolduruldu. Hakikatte olan ise Cumhuriyetin temel niteliklerinin aşınması, uzun seneler evvel başlayan karşı devrimin son yıllarda süratle tamamlanması ve her şeyiyle tam bağımlı kılınan ülkenin her geçen gün daha kötüye gitmesiydi.Yani Türk halkı olarak kaybetmemizdi!
Kaybetmekten bahis açılmışken, malumunuz dünya tarihinin başlangıcından beri dönem dönem birileri kaybedip birileri kazanmıştır. Neden kaybettik sorusuna verilen cevaplar ise çeşitlidir. Tarihimizde Birinci Dünya Savaşı için, ‘Almanlar kaybedince biz de kaybettik’ açıklaması meşhurdur. Bunun günümüzdeki versiyonunu ise eski Reanult Türkiye CEO’su Hakan Kutlu otomotiv sektörü özelinde şöyle ifade etmiştir: ‘Teknolojimiz yok, Avrupa ile birlikte kaybedenler kulübündeyiz!’
İlk başa dönersek, aslında ŞİÖ-NATO gibi konular stratejik düzeyde ele alınacak yüksek siyaset meseleleridir. Bu çerçevede yalın bir gerçek karşımızdadır: Türkiye için yararlı mı zararlı mı hususu bir yana, bir NATO ülkesi ŞİÖ’ye üye olamaz! Gerçekten Asya Çağı’nı önemseyen ciddi bir devlet de Gümrük Birliği gibi prangalarla en azından kendini kaybeden tarafa bağlamaz. Özetle; ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz!
Çok Okunanlar
Galatasaray’da Osimhen, Lemina ve Singo’nun sakatlık durumları açıklandı
Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinin VAR'ı açıklandı!
Schengen’de kurallar değişiyor
Peugeot Eylül 2026 fiyat listesi belli oldu
Eren Vurdem, Serhat Kılıç’ın sevgilisine siper oldu
Kriminalleşme ve depolitizasyon
ABB soruşturmasında Gökçek dönemi ayrıntısı
MHP Antalya kongresi öncesi Sadullah Güneş'in casino görüntüleri gündemde
Süper Lig'in yeni ekibi transfer şampiyonu oldu
500 bin TL’nin 32 günlük getirisi belli oldu