“Rusya olmadan, hatta Rusya’ya karşı Avrupa’da kalıcı istikrar olmaz.” Bu sözler Federal Almanya Başbakanı Friedrich Merz’e ait.
Bugün Almanya’nın dümenindeki sorumlu olarak Rusya’yı Avrupa’nın güvenliği açısından temel tehditlerden biri olarak gören ve “Rusya tehlikesini” dilinden düşürmeyen, Ukrayna’ya ise askeri ve mali desteğin artırılmasını savunan Merz’in daha birkaç yıl önce kullandığı dil yukarıdaki ifadeye taban tabana zıttı. Hatta o dönemde Kuzey Boru Hattı “Nord Stream 2” nedeniyle ABD’nin Avru-pa’ya yaptırım tehdidinde bulunmasına şu sözlerle ateş püskürüyordu: “Amerikalıların burada yap-tığı düpedüz bir küstahlıktır.”
Tamam da ne değişti?
Merz’in Rusya’ya bakışı ne zaman ve neden böylesine değişti? Bir de şimdi eski işvereni Black-Rock’ın adı, Ukrayna’nın yeniden inşasına ilişkin Amerikan planlarında karşımıza çıkıyor.
Merz, Nord Stream 2 konusunda Washington’ın Avrupa üzerindeki baskısına karşı çıkarken oldukça ağır ifadeler kullanıyordu. ABD’nin kendi hukuk sisteminin sınır ötesi etkisini kullanarak projeye katılan kişi, şirket ve ülkelere yaptırım uygulamasını “düpedüz küstahlık” olarak nitelendiriyor ve Avrupalıların bunu kabul etmemesi gerektiğini söylüyordu. “Rusya olmadan, hatta Rusya’ya karşı Avrupa’da kalıcı istikrar olmayacaktır.” O dönemdeki Merz, bütün güçlüklere rağmen Rusya’nın anlaşılması ve Avrupa’da istikrarlı bir siyasi düzen kurulabilmesi için en azından potansiyel bir or-tak olarak görülmesi gerektiğini savunuyordu.
DÖNÜŞÜM BAŞBAKANLIKTAN ÇOK ÖNCE BAŞLADI
4 Eylül 2020’de, Aleksey Navalnıy’ın zehirlenmesinin ardından Merz bu kez Nord Stream 2’nin in-şasının iki yıl durdurulmasını istedi. Daha önce boru hattının tamamlanmasını desteklediğini açık-ça söyleyen Merz, artık Avrupa’nın tepki vermesi gerektiğini savunuyordu. Putin için de çok daha farklı bir cümle kuruyordu: “Putin ne yazık ki yalnızca bu dilden anlıyor.” Almanya'nın başkent gaze-tesi, etkili Tagesspiegel 'e göre, Merz aynı açıklamada Avrupa’nın Rus petrolü ve doğal gazına ba-ğımlılığını aşamalı olarak azaltması gerektiğini de söylüyordu. Yani Friedrich Merz’in Rusya politi-kasındaki kırılma, o başbakan olduktan sonra başlamadı. İzleri 2020’ye kadar uzanıyor.
BLACKROCK DÖNEMİ
İstese de istemese de Merz’in BlackRock geçmişi yeniden karşımıza çıkıyor. Friedrich Merz, 2016’dan 2020’nin ilk çeyreğinin sonuna kadar BlackRock Asset Management Deutschland’ın Dene-tim Kurulu Başkanıydı. Uluslararası finans, ekonomi ve piyasa platformu “investing.com”da yer alan haberlere göre BlackRock’tan ayrılacağını Şubat 2020’de açıklamış, gerekçe olarak yeniden siyasete daha fazla zaman ayırmak istemesini göstermişti.
SCHOLZ'DAN GABRİEL'E ÜST DÜZEY TEMASLAR
Bu ilişki yalnızca sembolik bir kurul üyeliğinden ibaret değildi. Merz, BlackRock adına Alman siya-setinin üst düzey isimleriyle temaslarda da bulunuyordu. Abgeordnetenwatch’ın araştırmasına göre bunlar arasında dönemin Maliye Bakanı Olaf Scholz, Sigmar Gabriel ve Maliye Bakanlığı Dev-let Sekreteri Jörg Kukies de bulunuyordu. Merz, 20 Mart 2020’de dahi BlackRock adına Kukies ile “güncel finans piyasası konuları” üzerine görüşmüştü. ARD’nin “Monitor” adlı haber programı eki-bi de 2020’de Merz’in BlackRock ilişkilerini ayrıntılı biçimde incelemişti. Elbette bütün bunlar BlackRock’ın Merz’in bugünkü politikalarını belirlediğinin kanıtı değil. Ama hikâye de burada bitmi-yor tabii.
BLACKROCK BU KEZ UKRAYNA DOSYASINDA
Washington Post yazarı David Ignatius, 12 Ekim 2026 tarihli yazısında ABD’li yetkililere dayanarak Ukrayna için hazırlanan yeni barış planını aktarıyor. Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın üzerinde çalıştığı planın dört temel ayağı var. Bunlardan ilki Ukrayna’nın yeniden inşası.
İşte burada iki büyük kuruluşun adı karşımıza çıkıyor: Dünya Bankası ve BlackRock.
Washington Post’a göre Dünya Bankası ile BlackRock, Ukrayna’nın savaşta yıkılan bölgelerinin ye-niden inşası, ekonominin ayağa kaldırılması ve savaşta ölen ya da yaralanan askerlerin ailelerine sağlanacak desteklerin finansmanı için bir çerçeve oluşturmak istiyor.
ALMANYA SÜRECİN TAM İÇİNDE
Merz, 2025’te Roma’daki Ukrayna Yeniden İnşa Konferansı’nda Almanya’nın Ukrayna’ya o tarihe kadarki ikili sivil desteğinin yaklaşık 34 milyar avroya ulaştığını açıklamıştı. Aynı konuşmada yeni-den inşanın yalnızca kamu kaynaklarıyla finanse edilemeyeceğinin de altını çizmişti: “Özel sektör olmadan bu iş olmayacak.”
Merz’e göre Almanya’nın Ukrayna’ya desteği yalnızca Ukrayna’ya yardım da değildi; Almanya’nın ve Avrupa’nın kendi siyasi ve ekonomik çıkarları söz konusuydu.
AVUSTURYALI YAYINCI STEFAN MAGNET’TEN AĞIR İDDİALAR
Avusturya merkezli AUF1’in kurucusu ve genel yayın yönetmeni Stefan Magnet çok daha ileri gidi-yor. Magnet, BlackRock’ın Ukrayna’nın yeniden inşasında rol üstleneceğini, bunun mali yükünün önemli bölümünün AB ülkelerine ve özellikle Almanya’ya bırakılacağını ileri sürüyor. Ardından Fri-edrich Merz’in BlackRock geçmişini gündeme getiriyor.
Magnet şu kritik soruları ortaya atıyor: “Friedrich Merz 2020’ye kadar BlackRock’taydı. Peki şimdi de görevi bu mu? BlackRock tarafından bilinçli olarak sisteme yerleştirildi ve sonunda Almanya’yı BlackRock adına tasfiye etmek, içini boşaltmak üzere mi başbakan yapıldı?” Almanya’da okulların, yolların ve diğer kamu altyapısının yatırım beklediğini, hayat pahalılığının arttığını hatırlatan Mag-net, Alman vergi yükümlülerinin neden Ukrayna’nın yeniden inşasının finansmanını üstlenmesi gerektiğini de sorguluyor.
AUF1 de 16 Ekim’de yayımladığı haberinde, BlackRock’ın Ukrayna’daki yeniden inşada merkezi bir rol üstlenebileceğini aktarırken, Almanya’nın ciddi bir mali yükle karşı karşıya kalabileceğini öne sürdü.
ANCAK MERZ WASHINGTON’A HER KONUDA “EVET” DEMİYOR
Merz, 15 Ekim’de ABD’nin Avrupa’da dondurulmuş Rus devlet varlıklarının bir bölümünü Washing-ton kontrolündeki bir finansal yapıya aktarma düşüncesine karşı çıktı: “Bunlar Avrupa’da dondu-rulmuş varlıklar ve Avrupa’da dondurulmuş olarak kalmalılar. Bu bizim meselemiz ve buna biz ka-rar veririz.”
Yani tablo o kadar da düz değil. Merz’in Washington ya da BlackRock ne isterse yaptığını söyle-mek, elimizdeki belgelerle mümkün değil.
O ZAMAN MERZ’İN RUSYA ALGISINI NE DEĞİŞTİRDİ?
Önümüzde iki ayrı siyasi Merz fotoğrafı var.
Bir: ABD’nin Nord Stream 2 yaptırımlarına “düpedüz küstahlık” diyen, “Rusya olmadan Avrupa’da kalıcı istikrar olmaz” diye konuşan Merz...
İki: Ve bugün Rusya’yı Avrupa’nın siyasi düzenine yönelik bir tehdit olarak gören Başbakan Merz.
Arada çok şey oldu. Navalnıy vakası yaşandı. Nord Stream 2 tartışması sertleşti. Rusya 2022’de Ukrayna’ya geniş çaplı saldırısını başlattı. Avrupa’nın güvenlik politikası değişti. Merz CDU’nun başına geçti, ardından başbakanlık koltuğuna oturdu.
BlackRock ise hikâyeden hiç çıkmadı. Merz’in eski işvereninin adı şimdi Ukrayna’nın yeniden inşası için hazırlanan Amerikan planında yeniden karşımıza çıkıyor.
Stefan Magnet buradan çok ağır bir iddiaya uzanıyor. Bu iddiayı kanıtlayan bir belge yok. Ama Merz’in geçmişte söyledikleri de kayıtlı, bugün söyledikleri de.
Friedrich Merz’in Rusya algısını gerçekte ne değiştirdi? Savaş mı, Almanya’nın değişen güvenlik politikası mı, siyasi hesaplar mı, ekonomik çıkarlar mı? Kesin bir yanıt verecek somut bir kanıt şimdilik yok.
Ama şu var: “Rusya’sız Avrupa’da istikrar olmaz” diyen Merz ile “Rusya tehdidini anlamıyorsunuz” diye halkını yeren bugünkü Başbakan Merz arasında epey mesafe var.
Üstelik önümüzdeki hafta sonu Merz için oldukça sıcak geçecek görünüyor. Almanya’da 31 Ekim’de gençler sokağa çıkmaya hazırlanıyor. “GenZ regelt” (Z Kuşağı Halleder) ve “GenZ steht auf” (Z Kuşağı Ayaklanıyor) sloganıyla yapılan ülke çapındaki protesto çağrısına on binlerce kişi şimdiden katılacağını bildirdi.
Gençler eğitim ve sağlıkta kesintilere, savaşa, bütçe kısıtlamalarına, hayat pahalılığına, zorunlu askerliğe ve yüklerin kendi kuşaklarının sırtına bindirilmesine karşı çıkıyor. Gelecekleri ellerinden kayan gençler elbette daha fazla söz hakkı istiyorlar.
Merz’in asıl korkması gereken belki de budur. Çünkü karşısında Rusya yok bu kez. Kendi ülkesinin gençleri var. Bakalım BlackRock’un eski adamı Başbakan Merz, bu kez gençlere ne anlatacak?
IŞIN ERTÜRK - STUTTGART
Haber Kaynağı : 12punto