Euro
Arrow
55,6660
Dolar
Arrow
49,6887
İngiliz Sterlini
Arrow
66,4541
Altın
Arrow
6402,7357
BIST
Arrow
11.117
Anasayfa > Yazarlar > Sercan Meriç > Behzat Ç. geri döndü: Cinayet mahallinde yine Türkiye

Behzat Ç. geri döndü: Cinayet mahallinde yine Türkiye

X Facebook WhatsApp Mail ABONE OL Google News
Yayınlanma: 24.10.2026 08:33

Türkiye'de bazı cinayetler çözülür, bazıları faili meçhul kalır. 

Bazı suçlular elini kolunu sallayarak gezer, bazı suçsuzlar hapishanede ömür tüketir. 

Bazı gerçekleri saklamak para eder, bazı gerçekleri ortaya çıkarmak ise suçun kendisidir. 

HBO Max’te 4. sezonu izleyicilerle buluşan Behzat Ç., tüm bunları hatırlatarak yoluna devam ediyor.

Behzat Amir, yeni sezonda da izleyicileri Türkiye'nin yakın tarihinin karanlık sayfalarına götürüyor. Güçlülerin çocuklarının karıştığı olaylardan üzeri örtülen cinayetlere, tarikatların siyaset ve bürokrasi üzerindeki etkisinden emniyet içindeki kirli ilişkilere kadar uzanan, her bölüm farklı cinayetlerin işlendiği bir sezon olmuş.

Behzat Ç., yıllar önce Star TV’de ilk kez yayınlandığında emniyetteki Fetullahçı Çete’nin hikayesini korkusuzca anlatan bir diziydi. Hatırlarsanız o vakitler FETÖ’cüler çok güçlüydü. 

Ancak Behzat Amir, ekibiyle birlikte onların gerçek yüzünü ortaya çıkarmaya çalışmaktan geri durmuyordu. 

Cumartesi Anneleri, işçilerin dertleri, eğitimcilerin problemleri, Türkiye’de hak aramanın zorlukları gibi bilumum memleket derdi diziye konu edilmişti.

***

Yeni sezon da Behzat Ç.’nin bu toplumcu damarını taşımaya devam ediyor. İzleyenler hatırlayacaktır. 3. sezonun ilk bölümünde Sinan Ateş cinayeti işlenmişti.

Bu sezonun ilk bölümünde ise Rabia Naz cinayetini hatırlatan hikayeyi izliyoruz. 

Rabia Naz'ın ölümü bir ailenin adalet arayışını ortaya koyarken kamu kurumlarının tutumunu ve siyasette güçlü isimlerin dosyaya müdahalesini de tartışılır kılmıştı.

Behzat Ç. daha ilk bölümde bu hatırlatmayı yaptı. Bu ülkede bazı cinayetlerin maktulün kim olduğundan çok, kiminle bağlantılı olabileceği hatırlatmasını…

***

Bir okul kantininde işlenen cinayet üzerinden kamu kaynaklarının nasıl paylaşıldığına ilişkin kurulan anlatı da oldukça çarpıcıydı. Bir kantin ihalesi için önce parti il yöneticilerine, ardından milletvekiline, sonrasında da bir şeyhe gidilmesi… 

Son telefonun ardından ihalenin adrese teslim edilmesi…

Söz konusu bölümde sadece kantinde yaşanan bir cinayetin peşinden sürüklenmiyor izleyici… O kantinin çapını aşan bir gerçeklikle yüzleşiyor. Kuralların ve liyakatin değil, siyasi bağlantıların ve tarikatların belirleyici olduğu gerçeği…

***

Memduh Başgan, dizinin en kült karakterlerinden bir tanesi. 4. sezonda da formundan bir şey kaybetmemiş görünüyor. Ama bu kez onu devletin derinliklerinden, siyasetin sahnesine taşınırken görüyoruz. Kendisi muhafazakâr demokrat bir siyasetçi olmaya çalışıyor. 

Dizinin Memduh Başgan üzerinden kurduğu ironi, dar takım elbiseleri ve koca göbekleri ile günümüz siyasetçilerinin karikatürünü başarılı bir şekilde çiziyor. 

***

Sezon ilerledikçe suç dünyasının değişen yüzü de Behzat Ç.’nin işlediği konulardan birisi olarak karşımıza çıkıyor. Motosikletli suikastçılar, yeni nesil çeteler, birbirleriyle rekabet eden suç grupları…

7 Cüceler ve 40 Haramiler…

Günümüzde bu çete üyelerinin gözaltına alınsa dahi yaşlarının küçük olması nedeniyle serbest bırakıldığını, tutuklansa dahi hapishanede daha da güçlendikleri tartışılıyor. Behzat Ç. de işte bu probleme değiniyor. 

Behzat Ç. bu soruların nasıl çözüleceğine tek tek cevap vermiyor. Fakat önemli bir hatırlatmada bulunuyor.

***

Yeni sezonda karakterlerin değiştiğini de söyleyebiliriz. Elbette yıllar içinde Cinayet Büro’da birçok değişim yaşandı. Kimileri bürodan ayrıldı, kimileri büroya katıldı. 

Ancak değişmeyen 3 kişi var: Behzat Ç., Akbaba ve Hayalet…

Ancak 15 yılda onlar da kendi içinde değişti. 

Behzat'ın yıllar içinde yaşadığı kayıplar, Şule'nin ölümünün ardından yaşadıkları, onu biraz daha sakinleştirmiş gibi… Eskiden öfkesini çoğunlukla başkalarına yönelten Behzat'ın bu huyundan da bir hayli vazgeçtiğini izliyoruz.

Hayalet artık biraz daha esprili ve ağzı bozuk. Biraz daha gönül işlerine meyyal.

Önceki sezonda kalp krizi geçiren Akbaba ise yaşlandıkça sevimli bir huysuza evrilmiş. 

Ancak bu üçlü arasındaki bağ da zayıflayan bir şey yok.

***

Dizinin 3. ve son bölümü tabiri caizse zülfüyare dokunur cinsten… 

İletişim Fakültesi öğrencisi, stajyer bir gazeteci olan genç kadının başına gelenler oldukça tanıdık. Önce şikayeti hasıraltı ediliyor, sonunda intihar süsü verilerek öldürülüyor.

Dizideki bu olay Elazığ’da geçmiyor belki ama akıllara Susurluk skandalı döneminin başbakanı Tansu Çiller’in "Bu millet uğruna, ülke uğruna, devlet uğruna kurşun atan da yiyen de her zaman bizim için saygıyla anılır” sözlerini getiriyor.

Eski devlet büyüğünün kim olduğunu tahmin etmeniz zor olmayacak.

***

Dizinin yeni sezonu klasik polisiye yapısıyla öne çıkmıyor. Cinayetler çözülürken bir merak veya gizem yaratılmamış. Bu bilinçli bir tercih olabilir çünkü siyasi ve toplumsal meselelerin faş edilmesi belli ki en önemli arzu.

Bu da benim gibi Behzat Ç. hayranı bir izleyici açısından oldukça tatmin edici.

Çünkü Behzat Ç. hiçbir zaman sadece katilin kim olduğunu bulmaya dayanan bir polisiye olmadı. 

Ankara'nın sokaklarını, emniyet koridorlarını, devlet içindeki çatışmaları, siyasi hesaplaşmaları ve insanların gündelik hayatlarındaki çaresizliği birlikte anlattığı için onu bu kadar sevdik.

Dizinin güncelliği de buradan geliyor. Çünkü cinayet mahallinde yine Türkiye var.

Ayrıca yeni sezonun son sahnesini izleyenlerin neler hissedeceğini de çok merak ediyorum.

Bazen hayat, senaryonun önüne geçiyor. Bazen de senaryo, hayatın içinde olup bitenleri önceden haber vererek insanı oturduğu koltuğa mıhlıyor. 

Behzat Ç. geri döndü. Tüm ekibin emeğine sağlık.

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları