Bakan Fidan gerçek Amerikan milliyetçilerinin İsrail konusundaki düşüncelerini aktardı: 'Amerika değil İsrail first denildiğini düşünüyor'
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’nin İsrail politikalarının insanlık adına savunulacak bir yanının kalmadığının ABD tarafınca da fark edilmeye başlandığını belirterek, "Amerika'nın dünyaya deklare ettiği ne kadar değer varsa, şu anda onu çiğneyen bir ülkenin kayıtsız şartsız savunucusu durumuna düşüyor. Bu tabii Amerika'nın muazzam derecede uluslararası prestijini aşağıya çeken bir durum ve kafası çalışan, gerçekten Amerikan milliyetçisi olan Amerikalılar, hep ‘Amerika first’ derken aslında ‘Amerika first değil, İsrail first’ denildiğini düşünüyor" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TGRT Haber'de Gündem Özel programında soruları cevapladı. Filistin meselesinin sadece Müslümanların değil tüm dünyanın kanayan yarası olduğunu belirten Bakan Fidan, "Filistin meselesi, Yahudi devleti meselesi, Filistin topraklarının işgali meselesi ve devam eden konular dünyanın herhangi bir yerinde devam eden çatışmalar gibi değil.
Görünürde başka yerlerde de insan dramları, açlık, çatışma oluyor ama burada insanlığın Filistin meselesinde düştüğü çaresizliği çoğu zaman görmüyoruz. Umursamazlık belki olabiliyor ama insanların hepsinin aynı fikirde olduğu bir yer de hala mevcut. Soykırımın devam ediyor olması üzerinde çok uzun düşünülmesi gereken, var olan sistemin kodlarını hem yazılım hem donanımıyla sorgulanması gereken bir nokta ve bu oluyor" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğinde Türkiye’nin Filistin meselesinde çok yol katettiğini söyleyen Bakan Fidan, bu çabalar sayesinde İsrail’in dokunulmazlığı konusunda oluşan illüzyonun dağıldığını ifade etti. Şu an Filistin konusunda Avrupa ülkeleri dahil birçok ülkede karşıt görüşlerin olduğunu söyleyen Fidan, daha önce bu konuda çoğu ülkenin İsrail’i gücendirmemek adına çekimser kaldıklarını belirtti. Dünyanın hem İsrail için hem de Filistin için aynı şeyi istediğini ifade eden Fidan, İsrail’in daha fazla toprak elde etmek için güvenlik maskesini kullandığını söyledi.
Filistin meselesinin bugün ortaya çıkmadığına, bunun tarihinin çok eskiye dayandığına dikkati çeken Fidan, "İkinci Dünya Savaşı'nda Hitler’in ortaya koyduğu Yahudi soykırımından sonra oradaki acıyı başkasının acısına dönüştüren bir mekanizma ile karşı karşıya kaldı dünya. Oradaki oluşturulan illüzyon ve ondan gelen her türlü ayrıcalığın şu anda ortadan kalktığını düşünüyoruz. Bu niye önemli? Bu dava daha önümüzdeki kaç yıl devam edecek biz bilmiyoruz. Ama geçmişine baktığımız zaman önümüzde daha uzunca yıllar Filistin meselesi ile Arap toprakları ile Arap coğrafyası ile bu coğrafya ile bu konular meşgul olunacak. Dolayısıyla bu konudaki her türlü atılan adım, bugün anlık sorunu çözmede fayda gösteriyor gözükmese de sorunun ve etrafında bileşenleri ortadan kaldırmada çok ciddi etki gösterecek. Biz o yüzden şunu söylüyoruz arkadaşlara; ‘Elimizden geleni sonuna kadar uluslararası arenada ortaklarımızla beraber hiç durmadan yapmaya devam etmemiz gerekiyor" ifadelerine yer verdi.
İsrail’in yayılmacılık peşinde olduğunun çok açık ve net olarak belirgin bir hal aldığının altını çizen Fidan, bölge ülkeleri olarak çok ciddi tedbirler almaları gerektiğini ancak acil olarak Gazze’deki açlığın bir an önce durdurulması gerektiğini söyledi.
"GERÇEK AMERİKAN MİLLİYETÇİSİ 'İSRAİL FIRST' DENİLDİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR
ABD’nin İsrail için uyguladığı politikalarının insanlık adına savunulacak bir yanının kalmadığının ABD tarafınca da fark edilmeye başlandığını belirten Bakan Fidan, artık ABD’nin açıktan bir savunma içerisinde olmadığını ama İsrail’i durdurmak için elinde en fazla baskı aracı olan ABD’nin bu gücünü yeterince kullanmadığına dikkati çekti. Fidan, "Amerika'nın dünyaya deklare ettiği ne kadar değer varsa, şu anda onu çiğneyen bir ülkenin kayıtsız şartsız savunucusu durumuna düşüyor. Bu tabii Amerika'nın muazzam derecede uluslararası prestijini aşağıya çeken bir durum ve kafası çalışan, gerçekten Amerikan milliyetçisi olan Amerikalılar, hep ‘Amerika first’ derken aslında ‘Amerika first değil, İsrail first’ denildiğini düşünüyor. Ülkedeki kurgulanmış politik sistemin politik figürleri ortaya çıkartırken aslında kayıtsız şartsız bu ideolojiye teslim olmaları gerektiği ortada" diye konuştu.
Fidan, Netanyahu hükümetinin hiçbir insani, ahlaki, hukuki, değeri ve önceliği tanıyan bir durumda olmadığının da altını çizdi. Sistemli soykırımın ortaya çıkmasından itibaren İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi’nin ortak zirvesiyle Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu toplamda 7 ülkeden oluşturulmuş bir temas grubunun olduğunu dile getiren Fidan, Arap ülkelerinin de Türkiye kadar çaba gösterdiğini ifade etti.
"İSLAM ÜLKELERİNİN AMERİKA ÜZERİNDE ETKİLERİNİ KULLANMALARI GEREKİYOR"
Cidde’de gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Toplantısı'na da değinen Fidan, "Bundan sonra aslında İslam ülkelerinin İsrail üzerindeki baskıyı değil, Amerika üzerindeki etkilerini kullanmaları gerekiyor ki oradan bir şey üretilsin. 1974'te Suudi Arabistan sırf bu nedenden dolayı petrol ambargosu uygulamaya başladı ve dünyada birdenbire denklem değişti. İşte o zaman belli ekonomik düzenlemeler, siyasi düzenlemeler bölgede yeniden devreye girdi. Bu ülkeler bunu geçmişlerinde yaptılar, denediler, mücadelesini verdiler ve bedelini de ödediler" dedi.
"AYRILIKÇI DİL ÜRETMELERİ BÜYÜK TALİHSİZLİK"
İsrail'in ortaya koyduğu yayılmacı tavrın, Suriye ile ilgili ortaya koyduğu vizyonun kabul edilebilir bir tarafı olmadığını ifade eden Fidan, "Bu konuda bizim ortaya koyduğumuz daha insani, daha evrensel, herkesin huzurunu, güvenliğini esas alan yapı fevkalade önemli. İçerideki belli grupların İsrail'in son haftalarda ortaya koyduğu operasyonel baskıyı kendilerine bir fırsat olarak görüp, ayrılıkçı bir siyasal dil üretmeleri, Suriye'nin geleceğini hep beraber kurma yerine dışarıya bağımlılığı esas alan azınlık oluşturma modellerinin ortada olması büyük bir talihsizlik. Buradaki gerek üniter yapıya, gerek ayrı yapıya bir huzur getirmiyor. Burada insanlığın ulaştığı model ortada. Bizim kendi ülkemizdeki anayasamızla kayıtlı olan vatandaşlık sistemi, herkesin kimliğini, kişiliğini, dilini, inanışını kolayca yaşayabildiği, ifade edebildiği, herhangi bir ticari, ekonomik, bürokratik pozisyon sahibi olurken, fırsat ve imkan eşitliği ararken, bunlarla ölçülmediği, muhatap olmadığı bir dünyanın mümkün olduğunu Türkiye gösterdi" ifadelerini kullandı.
Osmanlı Cihan Devleti'nin dağılmasında sonra bölgede baskı rejimlerinin ortaya çıktığının altını çizen Fidan, modern zamanlarda eski yöntemlerin ve usullerin ortaya konarak kan ve gözyaşı üreten sistemin devamlılık arz etmesine gerek olmadığını söyledi. Türkiye'nin kadim bir devlet geleneğine sahip olduğunu ve bu kadim medeniyetin de temsilcisi olduğunu belirten Fidan, Türkiye'nin zor bir geçmişe ve anıya sahip olduğuna, muhtemelen zor bir geleceğinin de olacağına dikkati çekti. Türkiye'nin kendisine düşmanlık edilmediği sürece başka bir gruba düşmanlık eden bir medeniyete ve devlet kültürüne sahip olmadığını kaydeden Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın özellikle milli güvenlik konularında inanılmaz bir hassasiyete sahip olduğunu belirtti.
"TÜRKİYE'NİN ORTAYA KOYDUĞU POLİTİK TAVIR EMPERYAL BİR NİYET TAŞIMIYOR"
Bakan Fidan, belli bir zaman önce Türkiye'nin stratejisinin değiştiğini ifade ederek, "Sınırımızın ötesinde tehdit oluştuğu zaman burada bizi vurmasını beklemiyoruz. Sınırın ötesinde buna girmemiz lazım ama başka ülkeler de en az bizim kadar muhteremdir. Başka ülkelerin de bizim sınırımızda en az bizim kadar var olma hakkı var. Irak ve Suriye gibi buradaki ülkelerin kendi kendilerine yeterli olması, düzen kurması, dirlik içerisinde olması; halkın huzurlu, refahlı, tatmin edilmiş olması, birbirlerinden emin olması, kendini ifade edebilmesi önemli durumlar. Bunlar aynı zamanda mümkün durumlar. Ama hem yakın geçmiş hem de mevcut şartların oluşturduğu dinamik, bu halklara bu hayatı şu an için yaşama imkanı vermiyorsa; Türkiye'nin sahip olduğu imkan, politik liderlik bir emperyal niyet taşımıyor. Buradaki bu halklara da aynı huzuru getirme imkanına sahip" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'ye düşmanlık yapılmadığı sürece Türkiye'nin kimseye düşmanlık yapmadığını ve kategorik olarak birilerini düşman sınıfına sokmadığını belirten Bakan Fidan, Türkiye'ye düşmanlık yapıldığı zaman da geri adım atılmayacağını söyledi. Fidan, Türkiye'nin sınırlarının ötesinde yaşayan Kürtler, Türkmenler ve Araplar başta olmak üzere bölge halklarının karşılaştığı sorunlarda sorumluluk üstlenmesinin hem tarihi bir sorumluluk hem de kardeşlik hukuku gereği bir görev olduğunu vurguladı.
"SURİYE'DE BİRÇOK KÜRT PARTİSİ VAR BUNLAR TÜRKİYE'NİN DOSTU"
Devlet işleyişinde çok fazla nüansların hesaba katıldığı, gözetildiği ve buna göre politikaların geliştirildiğini dile getiren Fidan, "Suriye örneğine bakalım. Suriye'de Kürt Ulusal Koalisyonu vardı, Suriye'de sadece YPG yok. Suriye'de birçok Kürt partisi var ve bunlar Türkiye'nin dostu. Türkiye ile işbirliği yapmak istiyorlar. Gelip daha geçen gün de bizim arkadaşlarımıza konuştular. ‘Biz yüzümüzü Ankara'ya dönüyoruz. Ankara gelsin bize yardımcı olsun' diyorlar. Bu önemli bir husus, Ankara'dan bekledikleri konu, Ankara'nın altını çizdiği parametreler. Kimseye problem olmayan ama kendisi de problemle baş başa kalmayan partilerin faaliyetlerine biz destek veriyoruz. Şimdi Şam'a da aynısını söylüyoruz. Şam 8 Aralık'tan sonra yönetim iktidara geldiği zaman biz bölge ülkeleriyle bir araya geldik. Şam'dan ne bekliyoruz, onu ortaya koyalım dedik. Buraya bir iktidar geldi, biz bunlardan ne bekliyoruz? Bir, hiçbir ülkeye tehdit olmayacak çünkü elinde on binlerce silahlı unsur var. Askeri yetenekler var. İki, terör örgütleriyle işbirliği yapmayacak. Üç, oradaki halka; katliam, keyfi, infazlar, gözaltılar yapmayacak. Yönetim olduğu zaman mümkün olduğunca kuşatıcı olacak. Bütün bunların hepsini şu ana kadar biz, çevre ülkeleri, batı ülkeleri herkes görüyor. Bu idare elinden geleni bu konuda yapıyor. Bu idarenin hataya düşmesini bekleyip daha sonra harekete geçmek için pusu kurmuş olan birtakım devletlerin ve yapıların burada bir hata olmadığını bölgesel ve uluslararası toplumla işbirliği içerisinde arasında belli bir vizyonun ağır ağır devam etmekte olduğunu görünce bu sefer bunlar kendileri problem oluşturmaya başlıyorlar" dedi.
"ESİR ALMAYA ÇALIŞIYOR"
Netanyahu'nun Filistin'de bir soykırım yaptığını ve bu soykırımın üzerini kapatmak için her türlü yolu denediğini söyleyen Fidan, "Bize başka bir şey söyleyerek gidiyor, Fransızlara başka türden baskı yapıyor, Avustralyalılara başka türden baskı yapıyor. Şimdi her ülkeyle bir baskı mekanizması geliştirmiş durumda. Her ülkedeki siyonist lobiyi bir şekilde devreye sokarak onları kendi yerel siyasetleri üzerinden esir almaya çalışıyor. Çok şükür bizim yerel siyasetimiz üzerinden esir alınacak ne bir karakterimiz var ne de öyle artık izin verilmiş bir durum var ortada. Onun için dışarıdan buna müdahaleyi esas alıyorlar, dış aktörler üzerinden. Avrupalı aktörler tıpkı bizim yıllar önceki durumumuz gibi. İçerideki belli mekanizmaları harekete geçirdiğiniz zaman oradaki siyasi liderlikler çokça çabuk etkilenip harekete alınabiliyor. Uzun yıllar içerisinde kurgulanmış mekanizmalar çok özel şartlarda ve anlarda devreye giriyorlar" ifadelerini kullandı.
"NETANYAHU'NUN ORTAYA KOYDUĞU TARİHSEL ÇILGINLIK HİTLER ÇILGINLIĞININ AYNISI"
Tüm Yahudilerin Filistin konusunda aynı şekilde düşünmediğini söyleyen Fidan, "Şimdi aslında burada dünya Yahudi toplumu içerisinde de çok ciddi bir bölünme var. Yani Yahudilerden gerçekten insaf sahibi, vicdan sahibi olanlar, dünya vatandaşı olanlar kendileri diyorlar ‘Bu soykırım biz bunlardan beriyiz. Biz bunlar değiliz.' Bunları kendileri diyorlar. Dolayısıyla Netanyahu'nun arkadaşları ile ortaya koyduğu bu tarihsel çılgınlık, şu anda kendilerinin 60-70 sene önce kınadığı benzer çılgınlığı, Hitler çılgınlığının aynısı, tekrarı. İnsanlık bundan sonra bunu soykırım olarak anmaya devam edecek. Hiçbir zaman için bunu iyi demeyecek. Ama bu insanlar bu gerçekliği unutturmak için her türlü olağanüstü şartları oluşturmak, her türlü kötülüğü piyasaya sürmek için de başka türlü tedbirleri de alacaklar" diye konuştu.
Yarın Filistin konusu hakkında TBMM'de bilgilendirme yapacağını söyleyen Fidan, "Gerçekten insan gurur duyuyor. Parlamentodaki bütün parti grupları Filistin meselesinde tek yürek olmuş durumdalar. Ben daha önce de bilgilendirdim. Türkiye kendi içerisinde birçok konuda siyasal bölünmüşlük yaşayabiliyor. Ama bu konu söz konusu olunca muazzam bir birliktelik var. Bu da benim bu ülkenin Dışişleri Bakanı olarak gurur duyduğum bir şey" dedi.
Haber Kaynağı : İHA
Çok Okunanlar

Son ankette CHP ve AKP kafa kafaya gidiyor

Akşener'in 2023'te Yavaş'a sunduğu teklif ortaya çıktı

Fatih Altaylı’dan Bahçeli ve erken seçim yorumu

Yeni Akit yazarı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a emeklilik çağrısı yaptı

Lübnan'da gazetecilere 'hayvani' diyen ABD'li Barrack, özür diledi

Benfica'nın galibiyet pozunda Kerem Aktürkoğlu ayrıntısı

Ayrılık sonrası Arzu Sabancı'dan dikkat çeken hamle

Eski TBMM başkanlarından peş peşe 'af' açıklamaları

Bakan Memişoğlu MHRS'deki yeni uygulamayı açıkladı

AKP’li belediye meclis üyesi partisinden istifa etti!
